Gündem

Ucuz işgücü: Stajyer avukatlar

05 Temmuz 2022 16:28

Ardı ardına yaşanan avukat intiharları, yasal değişiklikler, ekonomik güçlükler, stajyer avukatların yıllardır süren sorunlarını yeniden gündeme taşıdı. Stajyer avukatlar, yaşadıklarını ve verdikleri mücadeleyi, “Bu kadar zor olacağını tahmin etmedik” diyerek anlattılar.

TBMM’de 11 Haziran 2022’de kabul edilen, Avukatlık Kanunu’nda değişiklik öngören düzenlemeyle, stajyer avukatlara staj haricinde başka sigortalı bir işte çalışarak para kazanma hakkı tanındı. Hukuk fakültesinden mezun olur olmaz zorunlu staj uygulamasına tabi tutulan genç avukatlar, bu durumda, stajın yanında bir başka iş daha yaparlarsa para kazanabilecekler. Ancak, staj süresince olağan mesai saatlerinde çalışan stajyer avukatların bir başka işte çalışabilmeleri imkânsız.

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'nın haber portalı, Gazetecilik Platformu'ndan Ece Deniz'in haberine göre, Türkiye’de hukuk fakülteleri her yıl yaklaşık on beş bin mezun veriyor. Mezun olanları çetin ve psikolojik olarak zorlayıcı bir süreç bekliyor. Hukuk fakültesini bitirir bitirmez başlayan bir yıllık stajın ilk 6 ayı adliyede, sonraki 6 ayı meslekte 5 yıl kıdemi olan bir avukatın yanında yapılmak zorunda. Stajyerlerin adliye stajı sırasında 6 ay boyunca para almaları kanunen yasak. Sonraki 6 ayda ise yanında çalışacakları avukatın tercihine göre ya cüzi bir maaş alıyorlar ya da hiç para almadan ücretli bir avukatın yapabileceği her işi yapmaya koyuluyorlar.

İmza Stajı

İstanbul Hukuk Fakültesi’nden mezun olan ve İstanbul’da yaşayan Büşra Ünver ilk altı aylık sürecin sadece bir imza prosedürü olduğuna değiniyor. Adliye stajında hiçbir şey yapılmadığını, sadece duruşma günlerinde davaya katılmalarının beklendiğini ifade ediyor. Bu nedenle daha ilk altı ayda herkes bir avukat yanında staja başlıyor. Ünver, adliyede yaşadığı bir diyaloğu şöyle anlatıyor:

“Ben ilk 6 aylık stajımda aynı zamanda iş ararken yanına gittiğim hâkimler, savcılar ‘Sen hâkim ve savcı olmayı düşünüyor musun’ diye sordular. Hayır yanıtını verdiğimde bana incelemem için herhangi bir dosya vs. vermediler. Bana katkı sunacak bir görev vermediler. ‘Sen gel haftalık imzanı at’ diyorlar ve gidip imzalıyorsun.”

2021 yılında İstanbul Üniversitesi’nden mezun olan Yaren Tunç da hâkimler ve savcılarla karşılaşmadığını ifade ediyor. Sadece bir kere İş Mahkemesi hâkimi ile karşılaştığını ekliyor. Tamamen imza atmak üzerine kurulu olan, stajyere hiçbir iş yaptırılmayan bu stajlarda, adliyede yaptırılan belli başlı işler stajyere dosya taşıtmak, fotokopi çektirmek.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Mustafa Yeşilçiçek de adliyede stajyere verilen görevlerin niteliksiz işler olduğunu belirtiyor. O da ilk 6 aylık dönemde bir avukatın yanında staj yaptığını, ama bu süreçte adliyeye her gün imza atmaya gitmek zorunda kaldığını belirtiyor. Gittiği iş mahkemesinde ondan her gün imzaya gelmesini beklediklerini ifade ederken, bu durumun işveren avukatıyla arasını bozduğunu da vurguluyor. “Ben İş Mahkemesi’nde staj yaparken oradaki hâkime hanım ‘Her gün imzaya geleceksin’ dedi. Ama bu çalışırken çok kolay olmuyor. Gerçekten bir avukatlık stajı yaparken sizden bir avukatın vermek zorunda olduğu işi, çalışmayı bekliyorlar. Tabii bu durumda mesai saatinde adliyeye imzaya gitmek işverenle olan ilişkiyi de olumsuz etkiliyor.”

Lütuf gibi sunuluyor

Kanunda stajyere ikinci altı ay ücret verilebileceğine dair bir düzenleme yok, ancak sigortasının yapılabileceğine dair bir düzenleme var. Hem sigorta yapıp hem ücret veren işveren avukat çok az sayıda. Ücret verilen stajyerlere de genellikle yemek veya yol parası verilmiyor. Stajyerler, verildiğinde ise bir lütufmuş gibi sunulduğunu belirtiyor . Staj yaparken para kazanabilen kesim oldukça azınlıkta. Avukatlar arasında stajyere ücret vermemek yaygın bir eğilim.

Mustafa Yeşilçiçek, yaşadığı deneyimi şu sözlerle aktarıyor:

“Mesela ben Mart 2021’de ilk staja başladığımda 1000 lira alıyordum. Yemeği iş yerinde yiyordum. Yardımcı ablamız ev yemekleri yapıyordu. Ama ramazan olunca, muhafazakâr bir kişinin bürosunda çalıştığım için işverenim oruç tutuyordu. Ben ve diğer stajyer arkadaşım oruç tutmuyorduk. Ramazan ayında bize ‘Ben size yemek vermek durumunda değilim, zaten maaş da vermek zorunda değilim’ dedi. ‘Kanunen de böyle bir hakkınız yok. Ramazan süresince yemekleriniz karşılanmayacaktır’ diye bir mesaj attı. Yanına iki tane stajyer alabilen, işleri o kadar yoğun olan Maltepe’de bir plazada bürosu olan bir avukat. Verdiği 1000 lira, gülünç bir rakam. Bir de yemeğin olmaması, ne denir bilemiyorum. Stajyer avukata verilen her şey bir lütuf gibi sunuluyor, yemek bile.”

“Onların gözünde avukat değilsin”

Yaren Tunç da deneyimini şu şekilde özetliyor:

“İstanbul gibi büyük bir şehirde, çalışılan büronun işleri de yoğun oluyor. Ben mesela 3.000 alıyorum ama icra işlerine bakıyorum. Çoğu stajyerden daha çok alıyorum. Normal verilen ücret bin, iki bin lira civarı ya da arasında. Üç bin de verilebilecek en yüksek miktar. 09.00-18.00 arası çalışıyorum. Yemek aram yok. Aileden uzak yaşıyorsan hele, bu miktarla geçinmen, kira vermen çok güç. En azından yol ve yemek ücretini veriyorlar. Maaşlı çalışan gibiyiz. Zaten maaşı da hesap sorabilmek için veriyorlar bir yandan. Hesap sorulabilirliği sağlamak için. Sana maaş ödediği için patronun senden verdiği bütün işleri yapmanı bekliyor. İcrada ve dava kaleminde iş yaptırmak oldukça zor. İşi beceremediğinde karşılaşacağın muamele bir stajyer avukat için çok ürkütücü, kaygı verici. Bunun hesabı senden sorulacak. Zaten çalıştığın patronlar seni denk görmüyorlar, avukatsın ama onların gözünde değil.”

“Stajyer avukatlar staj yapacakları hukuk bürolarını ararken bile stajın kendilerine bir şey öğretemeyeceğini fark ediyorlar. Baronun sayfasında verilen stajyer ilanlarında tecrübeli, yaz dönemlerinde 2 veya 3 staj yapmış, ruhsatını yeni almış bir avukatın yapabileceği her işi yapacak yeni mezun stajyerler arıyorlar” diyen Yaren Tunç, şöyle devam ediyor:

“Mesela staj bir şeyler öğrendiğin, deneyim kazandığın bir süreç. Ama baronun ilan sayfasında staj ararken çoğu hukuk bürosu deneyimli olmanı bekliyor, iş tecrüben olup olmadığını sorguluyor. Aslında sana bir şeyler öğretemeyeceklerini kabul ediyorlar. İşi yapabilmen için de başka yerde öğrenip gelmeni istiyorlar. Bilmiyorsan da daha düşük ücret veriyorlar.”

Büşra Ünver de bir ilanda “Ücretimiz tecrübemizdir” cümlesiyle karşılaştığını belirtiyor. Stajyer ilanlarındaki erkek avukat arıyoruz veya kadın avukat arıyoruz ifadelerinin ne anlama geldiği ise stajyerler tarafından hemen anlaşılıyor. Yaren Tunç kadın stajyer avukat denildiğinde ofiste çay, kahve hazırlamanı, hatta ofiste temizlik yapmanı bile beklediklerini ifade ediyor. Mustafa Yeşilçiçek ise “Stajyer erkek avukat aranıyorsa bu demek ki hacze gönderecekler. Büro hacizde dövüşecek, gerekirse şiddete maruz kalacak ama yine de işini yapacak birini arıyor” diye belirtiyor.

Ruhsatını 2015 yılında almış, şu anda serbest avukatlık yapan Gülistan Çekil de 7 yıl önceki stajı ile bugünü karşılaştıramayacağını belirtip, şunları söylüyor:

“Ben ruhsatımı 2015 yılında aldım, yedi yıllık zaman arasındaki kıyaslamayı çok derinlemesine yapamam ama net olarak gördüğüm zamanla hukuk fakültesi mezunu sayısının özellikle İstanbul’da vakıf üniversitelerindeki fakülte ve kontenjan artışına paralel olarak artmış olduğu. Benim stajyer olduğum dönemde staj yapacak ofis bulmak için ilan verirdik baro sitesinde ve ofisler bizi arardı görüşmeye çağırmak için. Şimdi ilan bir yana stajyerler kapı kapı dolaşarak ‘Stajyere ihtiyacınız var mı?’ diye soruyorlar. Ben 800 lira maaş ve yol, yemek alırdım. Bir de Türkiye Barolar Birliği’nden kredi kullanmıştım aylık 500 lira. Bununla Kartal’da iyi sayılabilecek bir evde 800 lira kira ödeyerek yaşıyorduk iki arkadaş. Çok rahat harcama yapamıyorduk ama ciddi sıkıntılarımız da olmadı. Birkaç gün önce arkadaşıma ev bakarken aynı binadan bir daire ilanına denk geldik, 6.000 lira olmuş kirası. Şu an İstanbul’da stajyerlik yapan biri için bizim o ‘Geçiniyoruz işte ya’ dediğimiz hayatı yaşamak imkânsız. Sadece kiraya bakarak bile bu yorumu yapabiliriz, ki diğer zorunlu ihtiyaçlar da cabası.”