Kültür-Sanat

‘Üç maymun Oscar’a gider’

Sinema eleştirmenleri, Oscar’da dokuz film arasına seçilen Üç Maymun’un ödül için yarışacağından emin.

15 Ocak 2009 02:00

Sinema eleştirmenleri, Oscar’da yabancı film dalında dokuz film arasına seçilen Üç Maymun’un 22 ocaktaki son elemenin ardından beş filmden biri olarak ödül için yarışacağından emin.

Cannes Film Festivali'nde Üç Maymun ile En İyi Yönetmen ödülünü alan Nuri Bilge Ceylan şimdi de Oscar için yarışıyor. Oscar'ın 65 yabancı film adayı arasından son dokuza kalıp ikinci elemeye katılmaya hak kazandı. Tüm dünyanın merakla beklediği adaylar 22 ocakta açıklanacak.

Sinema eleştirmenleri Üç Maymun’un ilk beş film arasına girip Oscar ödülü için yarışacağı konusunda emin

Atilla Dorsay: İlk elemede 65 film arasından dokuzun arasına girmek yolun en önemli kısmıydı. Bundan sorası daha kolay gözüküyor. Çünkü haber olan dokuz film arasından çoğunu gördüm ve aralarından ancak üçünü çok önemli buldum: Fransız filmi Sınıf, Alman filmi The Baader Meinhof Complex ve İsrail filmi Beşir'le Vals.

Üç Maymun; gerek evrensel konusu, gerek çok iyi oyunculuğu ve gerekse Ceylan'ın tüm dünyada dijital teknolojiye en çok hâkim olan ve bundan en iyi sonucu alan hemen hemen ilk yönetmen olması nedenleriyle En İyi Yabancı Film Oscar'ına son derece yaklaşmış gözüküyor.

Sevin Okyay: Filmlerin birkaçını gördüm ve ben ilk beşe kalacağını düşünüyorum. Üç Maymun'un, örneğin rakiplerinden biri olan Beşir'le Vals'den çok daha iyi bir film olduğu görüşündeyim. Ayrıca filmin şanslı olduğunu düşündüğüm kadar bunu hak ettiğini de düşünüyorum.

Murat Özer: Oradaki dokuz filme baktığımızda bence şansı epey yüksek... Aralarındaki Beşir'le Vals, Sınıf, The Baader Meinhof Complex gibi bazı filmlerin ilk beşe girmesi garanti gibi ama Üç Maymun'un dördüncü ve beşinci film olması için çok büyük bir ihtimal var. Zaten Cannes'da ve Asya Pasifik'te En İyi Yönetmen ödülünü alması önünü açan en önemli faktör... Bunlar çok önemli ödüller dünya çapında... Oscar ödülüne ulaşması şansını ise bilemem fakat ilk beşe girmesi zaten Türkiye sinemasının dünyada tanınması açısından müthiş bir olay olur. Avrupa'da tanınıyor ama Atlantik'in öte yakasına pek geçemiyoruz. Bu yüzden bizim için büyük fırsat olacak. Onlarda Türkiye sinemasının gelişimini artık izleyecekler.

Janet Barış: Oscar'lar dünyanın en popüler ödül töreni. İlk defa bir Türk filminin 65 adayın arasından sıyrılarak Yabancı Dilde En İyi Film dalında ilk dokuza kaldığını görmek sevindirici...
Listede İsrail adına yarışan Ari Folman'ın yönettiği Beşir'le Vals, İsveç yapımı Jan Troell'in yönettiği Everlasting Moments, Almanya adına yarışan The Baader Meinhof Complex ve Japon temsilcisi Departures öne çıkıyor. Nuri Bilge Ceylan'a Cannes'da En İyi Yönetmen ödülünü getiren Üç Maymun ilk beş arasına da girebilir, bu konuda umutlu konuşabiliriz fakat ödülü alabilmesi zor gibi gözüküyor. Zira rakipleri de iyi ve bazıları Akademi için daha tanıdık, ama ilk beşe kalıp Oscar için yarışabilmesi bile Türk sineması adına çok olumlu, sevindirici bir gelişme olacak.

Ali Abaday: Nuri Bilge Ceylan ustalığını zaten Cannes'da kanıtlamış bir sinema adamı. Kendisi Cannes okulunun en iyilerinden biri, aldığı ödüllerde bunun kanıtı. Son filmi Üç Maymun'un Oscar adayı dokuz filme girmesi esasında çok büyük bir sürpriz de değil. Sonuçta Akademi son yıllarda bağımsız yapımlara giderek daha fazla önem vermekte ve bu açıdan Nuri Bilge Ceylan onların istediği türde bir aday. 

Üç Maymun'un rakipleri ise şunlar:

Revanche: Avusturya-Almanya ortak yapımı filmin orijinal dili Almanca. Gotz Spielmann'ın filminde Avusturya'nın kırsal kesiminde yaşayan üç Ukraynalı göçmen arasındaki aşk ilişkisi ele alınıyor. Filmin başrollerini Johannes Krisch, Ursula Strauss, Irina Potapenko ve Andreas Lust paylaşıyor.

The Necessities of Life: Benoit Pilon'un filminde diyaloglar Fransızca ve Kanada'nın yerli dillerinden biri olan Inuktitu dilinde. 1952 yılında geçen filmin başkarakteri Tiivii, tüberküloz yüzünden acı çekmektedir ve bir kadına âşıktır. Filmin başrollerinde Natar Ungalaaq, Paul-André Brasseur, Eveline Gélinas, Vincent Guillaume Otis ve Antoine Bertrand oynuyor. Filmin müzikleri ise Robert Marcel Lepage'e ait.

The Class: Türkiye'de de vizyona giren Laurent Cantet'in filmi, Cannes Film Festivali'nde En İyi Film seçilmişti. Filmin başkarakteri François ve diğer öğretmen arkadaşları belalı bir semtteki lisede yeni bir yıla hazırlanmaktadır. Öğrencilerine iyi bir eğitim vermek için uğraşmaktadırlar. Sınıf, farklı kültürler ve tavırların sık sık birbiriyle çatıştığı modern Fransa'daki küçük bir dünyadır. Ergenlik çağındaki gençlerin davranışları, düşük maaşlar almakta olan öğretmenlerin şevkini kırar.

The Baader Meinhof Complex: Uli Edel'in filmi Almanya tarihinin en tartışmalı dönemlerinden birini ele alıyor. Stefan Aust'un çok satan kitabı Baader Meinhof Complex'den uyarlanan filmde, 1970'li yılların başından itibaren yaklaşık 30 yıl boyunca pek çok eylem düzenleyen aşırı solcu Kızıl Ordu Fraksiyonu Örgütü’nün hikayesini anlatılıyor.

Waltz with Bashir: Ari Folman'ın belgesel animasyonunda 1982 Sabra-Şatila katliamını anlatıyor. Film, Golden Globe'da en iyi yabancı dilde film ödülünü almıştı.

Departures: Başrollerini Masahiro Motoki, Tsutomu Yamazaki, Ryoko Hirosue, Kimiko Yo ve Takashi Sasano paylaştığı film, başarısız bir çellistin yaşadıkları üzerine kurulu.

Tear This Heart Out: Roberto Sneider'in filminin başrollerini Ana Claudia Talancón, Daniel Giménez Cacho ve Camila Sodi paylaşıyor. Film, bir generalin evlendiği 15 yaşındaki Catalina adlı kızın hikâyesini anlatıyor.

Everlasting Moments: İsveç-Danimarka ortak yapımı filmin başrollerinde Maria Heiskanen, Mikael Persbrandt ve Jesper Christensen oynuyor. Sosyal dönüşümlerin yaşandığı 1900'lü yılların başlarında İsveç'te geçiyor. Filmde Mariz adlı kadın bir çekilişte kamera kazanır ve bu ödül ona yaşama farklı bir gözle bakma imkânı sunar.





ETİKETLER

haber