Dünya
Deutsche Welle

Türkiye'ye silah ihracatı: Ticaret mi, insan hakları mı?

Türkiye'nin Afrin operasyonunda Alman savaş tanklarını kullanıyor. NATO müttefikleri arasındaki silah ticareti rutin sayılıyor. Almanya'da ise Türkiye'ye silah satılması eleştiriliyor. Nina Werkhäuser'in haberi:

23 Şubat 2018 13:28

Bir Türk haber ajansının yayınladığı fotoğrafta da görüldüğü gibi Türk Silahlı Kuvvetleri Afrin'deki Kürt milisi YPG'ye karşı Alman savaş tanklarını da kullanıyor. Bu haber Berlin'deki birçok politikacıyı dehşete düşürdü. Türk hükümeti ise Leopard tanklarının Suriye'ye gönderilmesine gösterilen tepkiyi şaşkınlıkla karşıladı. Başbakan Binali Yıldırım, "Gayet tabii ki kullanacağız, biz bunları bu günler için aldık. Ülkemize yapılan saldırılarda bu silahları kullanmayıp ne zaman kullanacağız" diyerek eleştirileri geri çevirdi.

Başbakan Yıldırım 15 Şubat'taki Berlin ziyareti sırasında da "NATO'nun güney kanadını savunmanın Türkiye'nin görevi olduğunu" ve "NATO üyesi Almanya'nın da sorumluluk taşıdığını" söyledi. Türkiye'nin Suriye'ye müdahalesi, Leopard tanklarının modernizasyonuna yeşil ışık yakmaya hazırlanan Almanya hükümetini zor durumda bıraktı. Modernizasyonun başladığına dair söylentiler dolaşmakla birlikte Berlin'den bu konuda resmi açıklama gelmiyor. Son kararı yeni hükümet verecek.

Almanya ile Türkiye arasındaki silah ticareti uzun bir geçmişe dayanıyor. Türkiye 1980'li yıllardan beri Almanya'dan diğer silah ve mühimmatın yanı sıra Rheinmetall ve Krauss-Maffei Wegmann şirketlerinin imal ettiği Leopard tanklarını da alıyor. Türkiye savaş tanklarının "Mercedesi" olarak tanımlanan Leopardlardan yüzlercesini getirtti. Alman ordusunun envanterinde de bulunan Leopard 2 tipi savaş tankları son derece modern olması nedeniyle dünya silah piyasasının gözdeleri arasında yer alıyor.

NATO müttefikine öncelik

Ancak bir ülkenin istemesi, Almanya'dan silah satın almak için yeterli olmuyor. İmalatçı şirketler gelen talebi hükümete iletiyor, son kararı da hükümet veriyor. Karar 2000 yılında Sosyal Demokrat-Yeşiller koalisyonu tarafından hazırlanan "silah ihracat yönetmeliği" esaslarına göre alınıyor.

Avrupa Birliği ve Türkiye'nin de üyesi olduğu NATO ülkeleri ayrı bir başlıkta ele alınıyor. Prensipte güvenilir ülkeler olduklarından, söz konusu ülkelere silah satışına kısıtlama getirilmemekle birlikte münferit durumlarda özel siyasi nedenlerle kısıtlama yapılabileceği ihracat yönetmeliğinde yer alıyor.

Şartlı ve şartsız

Almanya hükümetleri Türkiye'nin silah taleplerine bu prensipler doğrultusunda karar veriyor. Bazı silah sevkiyatlarına ise şartlı izin veriliyor. "NATO savunma yardımı" çerçevesinde gönderilen silahların sadece yurt savunmasında kullanılması ve iç huzursuzluklarda, örneğin Kürtlere karşı Alman silahlarına başvurulmaması şartı aranıyor. Gözlemciler Türkiye'nin bu şarta uyduğundan kuşku duyuyorlar. 350 Leopard 2, sadece başka ülkelere satılmaması şartıyla Türkiye'ye sevk edilmişti.

İhracat izinleri azaldı

Son yıllarda Alman şirketleri Türkiye'ye sadece hafif silahlarla tank ve savaş gemisi sattı. Öncelikle Alman Yeşiller ve Sol partileri Kürt meselesi ve insan haklarının durumu nedeniyle Türkiye'ye silah satışının yasaklanmasını talep ediyordu. Ancak bu talepler, Türkiye'deki baskıcı uygulamaların arttığı 15 Temmuz 2016'daki darbe teşebbüsünden öncesini kapsıyordu.

Berlin hükümeti darbeden sonra Alman silahlarının da kullanılabileceği endişesiyle ihracat izinlerini kısıtladı. Ancak silah alışverişi durmadı. 2017 yılının ilk dört ayında toplam 57 izin çıktı. Yeşiller Partisinin 2017 Mayısında hükümete verdiği yazılı soru önergesinde "görünüşe göre insan haklarının pek dikkate alınmadığı ve NATO müttefiki Türkiye'ye silah satışlarının prensip olarak kısıtlanmadığı" belirtildi.

"Kirli sözleşmelere hayır"

Alman vatandaşlarının Türkiye'de tutuklanması da silah ticaretinin askıya alınmasında rol oynadı. Deniz Yücel serbest bırakılması için "kirli anlaşma" yapılmasını istemediğini belirtirken, tahliyesi karşılığında Türkiye'ye silah satılmasına karşı olduğunu kastetmişti. Alman hükümeti bu iddiayı geri çevirdi. Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel "ne temiz, ne de kirli anlaşmaların olduğunu" ve "hiçbir zaman bu yola başvurulmadığını" söylerken Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Gabriel'in sözlerini doğruluyordu.

Ancak Türk hükümetinin Yücel'in tahliye edilmesinden sonra açıkça Alman şirketleriyle birlikte savaş tankı imal etmek istediğini duyurması, Türkiye'nin önemli bir engelin ortadan kalktığı noktasından hareket ettiğini gösteriyordu. Almanya'da Türkiye'ye silah satışının durdurulmasını talep eden insan hakları savunucuları ve politikacıların sayısı artıyor.

Türk malı savaş tankı

Türkiye'de orta vadede yabancı silah bağımlılığından kurtulmak için savunma sanayiini büyütüyor. Ancak bin adedi bulması planlanan "Altay" tankını imal edebilmek için yabancı ekspertize, lisansa ve teknoloji transferine ihtiyaç duyuyor. Alman şirketleri de Türkiye ile silah alışverişinde yeni işbirliği usulleri geliştiriyor. Rheinmetall 2016 yılında Türk ortağıyla birlikte "Rheinmetall BMC Defense Industry" adlı şirketi kurdu. Bu şirket "Altay" tankının imalatına talip oldu. Tank için Almanya'dan silah parçası ithal edilmediği sürece bu tür bilgi transferi için Berlin'den izin almak gerekmiyor.

Nina Werkhäuser

© Deutsche Welle Türkçe

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle