Kültür-Sanat

Türkiye'nin ötekileri bu kitapta buluştu

Gazeteci Erkam Tufan Aytav, Türkiye'de ötekileştirilen grupları bir söyleşi kitabında bir araya getirdi.

08 Nisan 2011 03:00

T24 - Hazal Özvarış

Gazeteci yazar Erkam Tufan Aytav, Türkiye'de ötekileştirilen grupları bir söyleşi kitabında bir araya getirdi. Ömer Laçiner, "Türkiye'de Öteki Olmak" adıyla Mavi Ufuklar Yayınları'nca yayımlanan kitabın önsözündeki yazısında, ötekileri anlama çabası için "Farklılıkların önümüze diktiği engelleri aşmamızı, 'yakınlaşmayı' sağlayacaktır" diyor.


.


"Öteki" kavramı her kullanıldığında ötekileştireni de ifade eder. Kitabın yazarı Erkam Tufan Aytav için, Türkiye'de normal olmak "istenilen kararda Türk milliyetçisi ve Müslüman olmak"tan geçiyor. Aytav, normal olmak için saptanan ölçünün kim tarafından saptandığını belirtiyor: Devletin eğitim anlayışı ve medya!


'Türk Müslüman gruba seslenen ilk kitap'


Bu iki yapının değişmesiyle azınlıkları ötekileştirmenin önüne geçilebileceği inancında olan yazar, kitabıyla bir adım atıyor ve "ötekilerin" sesini çoğunluğa duyuruyor. Kitaba önsöz yazan Birikim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Laçiner de "Türkiye'de Öteki Olmak"ın bu özelliğine dikkat çekiyor ve kitabın "Türk- Müslüman gruba seslenen ilk kitap olduğunu" söylüyor.


Kitap, Aytav'ın Türkiye'deki azınlıkları sekiz grupta ele alarak, her bir topluluğun temsilcisiyle yapılan söyleşilerden oluşuyor. Aytav kitapta Yahudi, Ermeni, Rum, Süryani, Kürt, Alevi, Çingene ve başörtülülerden oluşan sekiz grup için birer kişiyle yaptığı söyleşilere yer veriyor, gözlemlerini aktarıyor.

Erkam Tufan Aytav, her kesimden görüşmek için bir kişi tespit ettiğini belirtirken bu kişilerin bütün yönleri ile kendi gruplarını temsil etmediklerini, ancak "içimizdeki öteki dünyalar" için fikir vereceklerini vurguluyor. Yazar, öteki dünyalarla "empati yapabilmek için" Yeni Şafak gazetesi yazarı Hilal Kaplan ile başörtülü olmak; Işık Üniversitesi Mühendislik Bölümü Dekanı Yorgo Stefanopulos'la Türkiye'de Rum olmak, edebiyatçı yazar Mario Levi ile Türkiye'de Yahudi olmak, Prof. Dr. Arus Yumul ile Türkiye'de Ermeni olmak,  İstanbul Süryani Katolik Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Basatemir ile Türkiye'de Süryani olmak, yazar Altan Tan ile Kürt olmak, AKP İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu ile Alevi olmak, Roman Kültür ve Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Aydın Elbas ile de Türkiye'de Çingene olmak üzerine söyleşiler yapıyor.


'Kendilerini nasıl hissettiklerini merak ediyorum'


Türkiye'deki ötekileri empati yoluyla anlamaya çalıştığını belirten Aytav, söyleşi yaptığı isimlerin "kendilerini nasıl hissettiklerini" merak ettiğinin altını çiziyor. Bu yüzden de kitap, Türkiye hakkında "mozaği kuvvetli, hoşgörüsü zayıf" bilgisini kuvvetli cevaplarla teyit ediyor. 

Aytav, Türkiye içindeki nüfusları itibarıyla "çoğunluk" olduklarına işaret ettiği başörtülü kadınların da, sayılarına rağmen "öteki" olduklarını anlatıyor. Aytav Türkiye'deki Rum ve Ermenilerin etnik kimlikleriyle sadece akademisyen olabildiklerini ancak subaylık, hâkimlik gibi mesleklere giremediklerini belirtince Hilal Kaplan,  başörtülü kadınların da devlet dairelerinde herhangi bir düzeyde çalışamadıklarına vurgu yapıyor. Kaplan, seçme hakkının tanındığı ancak seçilme hakkının verilmediği başörtülü kadınların da dahil edildiği bu gruplara yönelik "ötekileştirme" politikasının, iş-meslek hayatı üzerinden yeniden üretildiğini anlatıyor.

Altan Tan da, Kürtçe dağ, şehir isimleriyle birlikte insanların adlarının da değiştirildiğini hatırlatırken "ötekileştirme"nin sistematik olarak uygulandığı dönemlere parmak basıyor. 

Erkam Tufan Aytav, kitabının son sözünde "İstenilen sadece eşit vatandaşlık" diyor. Ötekileri "anlamayı" demokratikleşme yolunda önemli bir adım olarak vurgulayan Aytav, kitabıyla bu yolda önemli bir adım atıyor.

Ötekileştiren resmi ideoloji ile bu politikanın inşasında kullanılan medyanın Kürtlerden Yahudilere, Süryanilerden Ermenilere, Rumlardan Alevilere uzanan bir çizgide sağlam bir eleştirisi olarak da okuyabileceğiniz kitap geçen haftadan beri raflarda.

ETİKETLER

haber