Gündem

Türkiye – Suriye hattında 20 liraya eve teslim insan ticareti!

Paris katliamı faillerinden Hayat Boumeddiene’in Fransa – Suriye hattındaki seyahatleri Türkiye sınırındaki insan ticaretini gündeme getirmişti

20 Ocak 2015 10:13

Charlie Hebdo saldırısının faillerinden Hayat Boumeddiene’nin IŞİD’in başkent olarak ilan ettiği Suriye’nin Rakka kentine kaçtığı Akçakale’de, insan kaçakçılarının tarifesi 20-50 lira arasında değişiyor. Çocuklara ve toplu geçişlere indirim de yapılıyor. Kaçakçılar sınırdan geçirdikleri kişilere gitmek istedikleri eve kadar eşlik ediyor.

Cumhuriyet gazetesi muhabiri Duygu Güvenç, Paris’te 7 Ocak’ta Charlie Hebdo’ya yapılan saldırının ardından bir Yahudi marketinde 4 kişiyi öldüren Amedy Coulibaly’nin imam nikâhlı eşi Hayat Boumeddiene’in 2 Ocak’ta Türkiye’ye geldiği ve 8 Ocak’ta da Akçakale’den Tel Abyad’a “yasadışı” yolla geçtiği ortaya çıkınca, izini bulmak için Akçakale’ye gitti. Habere göre, Suriye-Türkiye arasındaki gidiş gelişler, Türkiye içinde “şehirlerarası” seyahat etmekten daha “kolay ve ucuz” ve insan kaçakçılığı artık bölgenin “doğasında” olan “çay-sigara” kaçakçılığı kadar “olağan” hale geldi.

Duygu Güvenç, Akçakale’deki izlenimlerini şöyle aktarıyor:

Suriyeli bir tanıdığımız aracılığıyla Suriye’den Türkiye’ye geçenlerin evlerine konuk olduk.

İlk girdiğimiz evin kapısında, takma adını Abu Jauser olarak seçen ve daha önce Özgür Suriye Ordusu’nda komutanlık üstlenmiş bir kişi karşılıyor. Odaya girdiğimizde 8 erkek ve televizyon karşısındaki 3 çocuk, ucuz halıfleks kaplı, süngerden ince minderlerin üzerinde oturuyor, odayı, elektrikli ısıtıcıyla ısıtılıyor. Aşiretin büyüğü “tamam” deyince takma adını Ebu Ömer olarak ifade eden ÖSO’nun militanı anlatmaya başlıyor:

“Savaşıyorduk, kaybettik. ÖSO’da savaştığım için 3 ay öncesine kadar Rakka’da hapishanedeydim. Cezamı çektikten sonra beni serbest bıraktılar. Ben de Türkiye sınırına kadar kardeşimin kimlik kartını kullanarak geldim. Türkiye sınırından ise kendi kimliğimle geçtim”

Sözü bir diğer ÖSO’lu Abu Khodor alıyor:

“Biz Şaddadi’den yola bir arabayla çıktık. Türk parasıyla 600 lira verdik arabaya... Yol yaklaşık 4 saat sürdü. Tel Abyad’a kadar gelmekte sınır yok ama IŞİD artık Türkiye’ye geçilmesini yasakladığı için bir kaçakçı aracılığıyla akşam vakti Türkiye’ye Akçakale’den girdik.”

Geçiş tarifesi: Bir kutu çay, bir paket sigara

Kaçakçıya “Ne kadar verdiniz” diye sorduğumda, odadaki erkekler hep bir ağızdan konuşmaya başlıyor:

 “Çok bir para değil. 20-50 Lira. Kimi zaman bir kutu çay ya da sigara parası. Tel Abyad’daki kaçakçılar zaten buradakilerle irtibatta.”

Komutan Abu Jauser, her şeyin bu kadar kolay olduğuna inanmayınca kanıtını açıklıyor:

 “Siz gelmeden yarım saat önce kaçakçılar buradaydı. Çünkü bizim aramıza 3 aile daha geldi bugün. Onları çağırın!” Yoldan yeni gelenlere tercümanımız aracılığıyla soruyorum, güzergâhlarını, yöntemlerini.

 “Buraya gelmenin tek yasal yolu Kilis üzerindendi. Rakka-Halep arasında kontrol noktası var. IŞİD oradan çıkmaya izin vermiyor. Biz de Rakka’ya kadar kendi kimlik kartlarımızla geldik. Tel Abyad’a geçişte de sorun yok çünkü zaten IŞİD’in toprağı. Kaçakçılara üç kişi için 100 lira gibi bir para verdik. Ama çocuklardan daha az para alıyorlar.”

Kaçakçıları, aşiretlerinin konakladığı eve kadar da bırakmıştı onları gündüz vakti. Üstelik bir kişi de değildi. Onları Akçakale’de 12 ailenin yaşadığı 4 katlı apartmana eliyle teslim etmişti, her bir aileye bir odanın düştüğü o apartmanda... O apartmanda ÖSO’lu askerlerin umutları hâlâ diriydi. “Ne zaman çağırırlarsa gideriz. Benim gibi hazır bekleyen 5 bin kişi var. Tekrar savaşacağımız gün gelecek. Şimdi bekliyoruz” dedi Abu Jauser.

Oysa Şanlıurfa yoluna düşmeden önce yetkililere sormuştuk. Charlie Hebdo saldırısının faillerinden Hayat Boumeddiene’nin, Akçakale’den Suriye’ye geçtiğini doğrulamışlardı. Nasıl geçtiği konusunda ise yorum yapmamışlardı:

 “Akçakale Sınır Kapısı kapalı. Sınırda güvenlik önlemlerini çok artırdık. Ama kaçakçılığı yüzde yüz önleyebildiğimizi söyleyemem, kimse de yüzde yüz önleyemez. Bizim sınır kapımız Suriye’den gelişlere kesinlikle kapalı. Ancak istisnai hallerde, özel durumlarda açılıyor. Buradan kendi ülkesine gitmek isteyenler de kimi zaman çok ısrar ediyor, mesela toprağını sulamak için. Özel izin vererek geçiriyoruz.”

 

‘Güle güle’ levhası bile kalkmamış...

 

Birazdan açılması beklenen kapıdan şehir merkezine döndüğümüzde, Boumeddiene’nin izini, Tel Abyad’a geçiş yollarını ve kaçakçıları soruyoruz.

Herkes bunun çok kolay olduğunu anlatıyor. Kolayca kaçakçıları bulabileceğimiz köylerin adını kimi zaman Arapça, kimi zaman da Türkçe sıralıyorlar; Güvenç, Buket, Topçu, Ohali, Pekmezli...

Yani resmi kapının doğu ve batı yakasında yer alan köylerden Tel Abyad’a geçiş mümkün. Ama o yerler arasında birisi daha var ki, en şaşırtıcı olanı. Kaymakamlığa sadece 300 metre. 2009 yılında Suriye ile ticareti artırmak amacıyla geçiş kapısı çevreyolu güzergâhına taşınırken, eski kapı Devlet Demiryolları’nın güzergâhı olmuş, “Güle güle” levhası da kalkmamış.

 “Nasıl, nereden gidiyorsunuz, niye yasal kapıdan çıkmıyorsunuz” diye sorduğumda, IŞİD bayrağının altında çamaşırların sallandığı balkonu gösterip “Dost doğru. Böylece doğrudan Tel Abyad’daki bir apartmanın içine giriyoruz. Resmi kapıdan geçersek, IŞİD’in kontrolüne gireriz” diyor.

 “Peki, ya mayınlar?” deyince de koyunları işaret ederek, “Mayınlı alan artık yok. Buradan da, az ileriden de geçebilirsin. Eğer ileriye gidersen yol uzar, buradan 300-400 metre ötede Tel Abyad.”

Suriyeliler için geceleri dolaşmak âdetten. Onlar da her gece geç saatlerde sokaktalar. İlçede de, köylerde de elektriklerin sık sık kesilmesi artık olağan hale gelmiş; hele de akşamları... İddia o ki, akşamları asker sınırdan geriye çekiliyor. Ya da başka yöne bakmaya başlıyor. İşte o sırada geçişler de başlıyor. Kimi zaman eski kapıdan, kimi zaman da yakın köylerden. Ama “geçilmez” diyen kimse yok Akçakale’de!

 

İlgili Haberler