Ekonomi
Deutsche Welle

Türkiye Almanya ile ilişkilerini riske atabilir mi?

Türkiye ile Almanya arasındaki gerginlik, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin olumsuz etkilenmesi endişesini gündeme getirdi. Peki, Türkiye Almanya ile ilişkileri riske atabilir mi? Christoph Hasselbach'ın analizi:

07 Mart 2017 21:42

Erdoğan'ın Almanlarla bozuşması tam anlamıyla bindiği dalı kesmek olur. Yorumcuların birçoğu Ankara mültecileri Avrupa'dan uzak tuttuğu için Almanya ve bütün Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye bağımlı olduğunu savunuyor. Ancak Balkan güzergâhının kapatılmasından sonra bu tez artık eski geçerliliğini kaybetti. Tersine Türkiye ekonomik bakımdan Avrupa'ya son derece bağımlı bir ülke. En bağımlı olduğu Avrupa ülkesi ise açık farkla Almanya.

Almanya Türkiye'nin en önemli ticari ortağı. Türkiye ihracatının yüzde 10'unu Almanya'ya yapıyor ve bu ülkeye her yıl 14 milyar Euro'luk ürün satıyor. İkinci sırayı Birleşik Krallık alıyor. Irak ise Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı üçüncü ülke ama tutar bakımından ilk iki ülkenin oldukça gerisinde yer alıyor. Bu sıralama Türkiye'nin AB'ye alternatif olarak Doğu'ya yönelmesinin ne anlama geleceğini göstermeye yeter.

İkili ticarette el değiştiren ürünler açısından Türkiye'nin en bağımlı olduğu ülke Almanya. Yüksek oranda uzmanlaşmış Alman şirketlerinin Türkiye'ye sattığı makine, elektronik ve kimyevi ürünler başka ülkelerden kolay alınamaz. Almanya karşılığında Türkiye'den tekstil ürünleri ve gıda maddeleri ithal ediyor. Almanya bu ürünleri Türkiye dışındaki ülkelerden de kolaylıkla temin edebilir. Çin ve Bangladeş Almanya'nın tekstil ihtiyacını rahatça karşılayabilir. Gıda maddesi ithal edilebilecek ülkelerin sayısı ise çok daha fazla. Şu sıralama bağımlılık ilişkisini açıkça ortaya koyuyor: Almanya Türkiye'nin bir numaralı ticari ortağı. Almanya'nın ticari ortakları arasında Türkiye'nin yeri ise 13'üncülük.

Turist gitmiyor

Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkilerde Türkiye'de faaliyet gösteren Alman şirketleri de önemli rol oynuyor. Türkiye'de üretim yapan Alman şirketlerinin sayısı 6 bini buluyor. Başka hiçbir ülkede bu kadar Alman şirketi bulunmuyor. Bu ayrıcalıklı konumda Almanya'da yüksek sayıda Türkün yaşaması ve bundan kaynaklanan iş bağlantıları da önemli rol oynuyor.

Türkiye dışarıya sattığından çok daha fazlasını ithal ettiğinden, dış ticaretinde her yıl yüksek açık veriyor. Cari açığın azaltılmasına Türk hizmetler sektörünün en önemli branşlarından turizm önemli katkıda bulunuyor. 2016 yılında Almanlar yüzde 15'lik paylarıyla Türkiye'de tatil yapan yabancı gruplar arasında da birinci sırayı almıştı.

Ancak 2016 yılında Türk turizmciliği üçte bir oranında küçüldü. Ocak sonu itibariyle Türkiye tatili için yapılan rezervasyonlar, zaten zayıf geçen bir önceki yıla göre yüzde 58 oranında düşüş kaydetti. Yabancı turistin Türkiye'ye sırt çevirmesinde terör saldırıları, 15 Temmuz darbe girişimi ve kısmen yabancıların Türkiye'yi boykot etmesi etkili oldu. Bir Alman gazetesinde yayınlanan bir araştırmada, ‘Avrupa ve Almanya aleyhtarı tutumun değişmemesinin Alman turist açısından Türkiye'nin imajını olumsuz etkileyeceği' belirtilmekteydi.

Yatırımcı güvensizlikten nefret eder

Türkiye sadece turizmcilikte sıkıntı çekmiyor. Türk ekonomisi büyük zorluklarla karşı karşıya. Yüzyılın ilk yıllarında Türkiye yüzde 7'nin üzerindeki göz kamaştırıcı büyüme hızıyla Çin'i bile gölgede bırakırken şimdi tempo düştü. Hatta 2016'nın üçüncü çeyreğinde negatif büyüme kaydedildi. Türk Lirası darbe girişiminin ardından dış değerinin yüzde 30'unu kaybetti. Enflasyon yüzde 10 sınırını zorlarken, işsizlik oranı yüzde 10 sınırın aştı. Derecelendirme şirketleri Türkiye'nin kredi notunu kırdı.

Ekonomik belirsizliklere siyasi riskler de ekleniyor. Binlerce kişiyi hapsettiren ya da görevden azlettiren Cumhurbaşkanı Erdoğan giderek otokratlaşıyor. Bu atmosfer iş dünyasını da etkiliyor. Yatırımcı istikrarlı siyasi sistem, hukuk güvenliği ve ileriyi görebilmek istiyor. Erdoğan ise bunun tersini temsil ediyor.

Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği Başkanı Volker Treier ‘Die Presse' adlı Avusturya gazetesine verdiği mülakatta ‘ekonominin Türkiye'nin alışık olduğu durumdan uzaklaşarak kötüleştiğini' ve ‘ilişkilerin daha da kötüye gitmesinin nispi ekonomik istikrarı çöküşün eşiğine sürükleyebileceğini' söyledi.

Türkiye'nin ekonomik problemlerini çözmesinde Almanya'ya ister istemez kilit rolü düşecek. Yatırımcı henüz ‘bekle, gör' havasında. Alman şirketleri henüz Türkiye'yi terk etmiyor ama yeni yatırım da yapmıyor. Ekonomik büyümeye acilen ihtiyaç duyan bir ülke açısından yatırımcının mütereddit davranması zaten yeterince kötü bir durum. Cumhurbaşkanı Erdoğan hakaretlerine son vermez ise Türkiye'nin en önemli ticari ortağı ülkeden elini ayağını çekmeye başlayabilir.

© Deutsche Welle Türkçe

Christoph Hasselbach

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle