Kültür-Sanat

'Türk sanat müziği yozlaşmış durumda'

Türk musikisine 49 yıl emek veren Rahmi Kalaycıoğlu, arşivinde bulunan binin üzerindeki eseri gelecek kuşaklara aktarmaya hazırlanırken, musikinin içinde bulunduğu durumu 'yozlaşma' ola

06 Ekim 2008 03:00

Türk musikisine 49 yıl emek veren Rahmi Kalaycıoğlu, Selahattin Pınar'dan Sadettin Kaynak'a, Yesari Asım Arsoy'dan Yıldırım Gürses'e, unutulmaz şarkılara imza atan 75 bestekarın, toplam bin 88 eserine sahip çıktı.

Türk müziğinin emektarlarından 82 yaşındaki Kalaycıoğlu, bu işe İstanbul Radyosu'nda çalışırken gönül vermeye başladığını söyledi. Radyodayken, birçok Türk sanat müziği bestekarıyla tanıştığını, bu sırada şarkılarda "nota sıkıntısı yaşandığını ve notaları kayda geçirip, basan fazla kişi olmadığını gördüğü" anlatan Kalaycıoğlu, ilk başta Irmak Çamlıtepe, Saadettin Kaynak, Sadi Hoşses, Zeki Müren, Yesari Asım Arsoy gibi önemli bestekarların notalarını sayı sayı bastığını ama işin içine daldıkça bırakmadığını ve 49 yılını bu işe adadığını söyledi.

Yıllar içinde 75 bestekarın, toplam bin 88 şarkı notasını toplayan, böylece dinleyenlerin ruhunda iz bırakan namelerin zaman yenik düşüp yok olmasını engelleyen Kalaycıoğlu, tüm eserlerini 4 ciltlik bir külliyatta topladı. Kalaycıoğlu, eserinde notaların, bestekarların kendi el yazısı, önsözü ve imzasıyla basıldığını belirterek, şöyle devam etti:
"Gelecek yıl, inşallah 50. yılımı dolduracağım. Bu iş, hem gelecek kuşaklar için, hem günümüz için, eserlerin aslına sadık olarak yayınlanmasını sağlamak içindi.

Bu bir sevme işi, ticari maksatla yapılmış bir olay değil. Böyle çalışma yapan kişiler de yok denecek kadar az. Ben ilk üç sayı ile bu işe başladım, sonra Saadettin Kaynak'lar, Selahattin Pınar'lar, Yesari Asım'lar... Yani, musikimizin en ünlü kişileri, hepsini, aşağı yukarı yazdım. Çok da faydalı oldu. Bugün Türkiye'de 50-60 arasında olan bir çok hocaların feyiz aldığı bir kaynak olarak kitabımız hizmet yaptı."

'Hayata gözlerimi yumana kadar...'

"Yaşamının son gününe kadar bu uğraşı yapmaya devam edeceğini" dile getiren Kalaycıoğlu, "10-15 cilt yapmak istiyorum, gelecek kuşaklar rahat etsin diye. Maddiyata bakıyor her şey aslında, elimizde 100 cilt çıkacak kadar malzeme var. Biz yapıyoruz, denize atıyoruz, balık bilmezse halik bilir diyeceğiz. Bu hobimizi devam ettiriyoruz" dedi.

Kalaycıoğlu, arşivindeki tüm eserleri kayda geçirebilmek için özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığından destek beklediğini, bakanlığa en son gönderdiği 200 takımın yurt dışındaki elçiliklere gitmiş olmasından da "şeref" duyduğu vurguladı.

Osmanlı dönemindeki Türk sanat müziği eserlerinden bir çoğu kaybolduğuna dikkati çeken Kalaycıoğlu, şunları kaydetti:
"Cumhuriyet dönemiyle birlikte bugünkü Avrupa nota sistemine geçilmesi, işin genişlemesine fırsat vermiştir. Fakat, eski güzel şarkılardan, eserlerden belli bir kaçının dışındakiler için kimsenin bununla uğraştığını zannetmiyorum. Hatta, 1900'lerden benim Münir Nurettin dışındaki tüm ünlü bestecilerimizden bile bir şarkı tamamıyla ancak okunuyor ve söyleniyor. Dünü, bugünü ve yarını düşünürsek, yarın daha mı azalır bilemiyorum."
Kendi arşivinde de 73 bin tane şarkı notasının özel programda tutulduğunu ama insanların bildiği ve sevdiği şarkıların bini geçmediğini belirten Kalaycıoğlu, "Hatta bir tanesi senede bir, bazıları haftada bir okunur. Zaman zaman beste yarışması diyorlar, ortaya bir miktar para konduğunda herkes ona koşuşuyor. 'Amaç, gelecekte yeni şarkıları musikimize takviye etmek' diyorlar ama musikimizde değerlendirilmeyen o kadar çok şarkı var ki..." diye konuştu.

'Belli bir yaştan sonra dinlemek isteyecekler'

Kalaycıoğlu, Türkiye'de konservatuvarlardan şu ana kadar mezun olan 100 bine yakın kişiden, "kendini, Münir Nurettin, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses, Behiye Aksoy veya Nesrin Sipahi gibi isimlere layık bir yere oturtabilecek 100 kişi çıkmadığını" öne sürerek, bunun, "bu işe yeteri kadar ilgi verilmemesinden kaynaklandığını" ifade etti.
Halkın "duymadığı bir şeyi isteyemeyeceğini" savunan Kalaycıoğlu, fazla bilinmeyen bestelerin de topluma kazandırılması gerektiğini dile getirdi. Kalaycıoğlu, "Gençler klasik müzikten daha ziyade hareketli, hoplamalı zıplamalı müziği tercih ediyorlar ama beli bir yaştan sonra dinlenmek ihtiyacı duyduğu zaman bu klasik eserleri arıyorlar" diye konuştu.

'Makamı nereye koyacağını bilemeyenler var'

Türk sanat müziğinin dünüyle bugününü karşılaştıran Kalaycıoğlu, "yozlaşma" olduğunu öne sürerek, şunları söyledi:
"1950-60'larda İstanbul'da 8-10 gazino vardı. Cumartesi-pazar bin kişi dolardı. Zeki Müren dinlemek isterken, yer bulamadığı için Nalan Mukadder'e giderdi. Yahut, Hamiyet Yüceses'i dinlerdi. Öyle, çekici, sürükleyici, büyük isimler vardı. İnsanlar güzel şarkıyı okurken sen de güzelce dinlerdin, öyle kaşık, çatal şıkırtısı olmaz. Öyle bir sessizlikle dinlenirdi ki, dinleme adabı, bu da bir sanat...
Şimdi, 'küresel böyle istiyor' diyorlar ama ben kabul etmiyorum. Türk musikisinde bugün bir yozlaşma olduğunu kabul ediyorum. Herkes kendi yaptığı müziğin çok büyük olduğunu kabul ediyor ama hatta makamı nereye koyacağını bilemeyenler var. Şarkı yapıyor, bunu 'Hangi makama koyacağım' diye düşünüyor, tabii bunlar Türk Sanat Musikisi bestecileri değil."

Kazım Karabekir'in bestekarlığı

Kalaycıoğlu'nun külliyatında, Kurtuluş Savaşı'nın büyük komutanlarından, Cumhuriyet döneminin önemli siyasetçilerinden Kazım Karabekir de var ama burada bir bestekar olarak...
Külliyatta Karabekir'e de yer ayıran Kalaycıoğlu, "Güzel marşlar, çocuk marşları yazdı, çocukları çok severdi. Bunu Meclis'te milletvekillerine dağıtabilirim" dedi.
Ankara'nın Beypazarı ilçesinde 1926'da doğan Kalaycıoğlu, Banka ve Muhasebe bölümünden mezun oldu. 1949'da İstanbul Radyosuna giren Kalaycıoğlu, İstanbul Radyosu, Basın İl Temsilciliğinde, İstanbul Tanıtma ve Turizm Müdürlüğünde görev yaptı.
Kalaycıoğlu'nun külliyatındaki bestekarlar ve şarkılarla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyenler, www.turkmusikisikulliyati.com ile http://www.rahmikalaycioglu.net adresinden ulaşabilir.

İlgili haberler:

Lisanssız konserler