Kültür-Sanat

'Şoray Kanunları'nı kendi elimle yıktım'

Türkan Şoray, artık 'Türkan Şoray Kanunları' diye bir kavram olmadığını söylüyor.

03 Mayıs 2009 03:00

Onu bugünlerde atv’de yayınlanan Altın Kızlar adlı dizide izliyoruz. Kendi filmlerini izlerken ağladığını söyleyen Şoray, bu sene iki film birden çekeceğinin müjdesini veriyor. Türkan Şoray, artık 'Türkan Şoray Kanunları' diye bir kavram olmadığını da sözlerine ekliyor.

Türk filmlerinde ‘esas kız’ iken şimdi ‘altın kız’ olan Türkan Şoray Star Pazar’dan İnci Döndaş’a (03.05.09)hayatıyla ilgili pek çok şey anlattı.

Filmlerde ‘esas kız’dınız, şimdi Altın Kızlar’dan biri oldunuz.

Biz mücevher kadınlarız. Birimiz pırlanta, birimiz elmas, birimiz yakut, birimiz zümrüt...

İkinci Bahar ve Tatlı Hayat adlı dizilerden sonra uzun bir süre televizyona ara vermiştiniz. Bu diziye evet demenizin nedenleri nedir?

Bu dizi bana teklif edildiğinde beni en mutlu eden Hülya ve Fatma ile birlikte olmamdı. Bu beni çok heyecanlandırdı. Yıllardır süren bir dostluğumuz var ve hep bir arada olmak istemişsizdir. ‘Hep birlikte olacağız, sabahların birbirimizi görüp öpeceğiz, sohbet edeceğiz’ dedik birbirimize. Bir de ben 15 yaşımdan beri çalışıyorum ve çalışmayı çok seviyorum. Evde oturmak beni huzursuz ediyor. Senaryo da hoş, iyi ki kabul etmişim.

Dizide canlandırdığınız karakter saf, endişeli, karamsar. Siz Rose’a benziyor musunuz?

Aslında benimle çok çakışıyor. Ben de senaryolar kurarım kafamda... Bazen benim de çok saf taraflarım vardır. Çok iyi niyetli olduğum için karşımdakinin iğneli laflarını anlamam. Çünkü benim içimde öyle bir şey olmadığı için söylenene hemen inanırım.

Aşk defterimi kapatmadım

Dizide canlandırdığınız karakter aşk defterini kapatmış. Ya siz? Siz de kapattınız mı?

Kapalı değil. Bilmiyorum ki, kalbim çok uzun yıllardır bu tür heyecanlara kapalı da değil ama kalbimde o heyecanı, çarpıntıyı sağlayacak kimse çıkmadı karşıma.

Altın Kızlar dizisinin orijinalini izler miydiniz?

Neden bilmiyorum ama hiç izlemedim. İzlemek arzusu da duymadım çünkü etkisinde kalmak istemedim. Ben kendi yorumumla karakteri canlandırmak istedim. Mesela bazı eleştiriler oluyor, Rose olmamış gibi... Bu benim kendi yorumum. ABD’de yıllar önce yaşatılmış bir karakteri niye ben birebir taklit edeyim? Birebir benzemek benim için tersti, dolayısıyla doğrusunu yaptığıma inanıyorum.

Bazıları bu diziyi başarısız buluyor. Örneğin en son Perihan Savaş, dizinin iyi olmadığını söylemişti. Siz ne diyorsunuz?

Beğenmeyen olabilir tabii... Ben bu yorumları şuna bağlıyorum: Beklenti çok yüksek. O nedenle ağzınızla kuş tutsanız herkes bir şey söyleyecek. Tüm samimiyetimizle elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Biz bir yarışa çıkmadık, bir şey ispat etmeye çalışmıyoruz ki... Amacımız seyirciyi 40 dakika gülümsetmek.

Aranızda bir rekabet var mı?

Olur mu? Aman sen şurada şöyle ol ama senin saçın şöyle gibi birbirimize hep yardım ediyoruz. Tek vücut gibiyiz. Hepimizin birbirine içi titriyor.

Sinemaya sorumluluğum var bu yıl iki film birden çekeceğim

Türkan Şoray Kanunları yıllardır dillerden düşmüyor. Bunun sürekli gündeme gelmesinden sıkılmadınız mı?

Ben bu kanunları kendi elimle yıktım diye 30 kere söyledim. O yıllarda, o koşullarda öyle gerekiyordu. Ama şimdi toplum o kadar farklı bir yerde ki, öyle bir değişim geçirmiş ki... Benim için hâlâ bu işin belli ölçüsü olmalı. Soyunma, öpüşme, sevişme sahneleri kastediliyorsa, onun da belli bir ölçü ve estetik görüş içinde, senaryonun gerektirdiği takdirde yapılması gerekiyor. Kadının cinselliğini bir meta olarak kullanma adına yapılmamalı.

Uzun zamandır filmde oynamıyorsunuz. Yeni projeniz var mı?

Türk sinema seyircisine sorumluluğum var. Dizi başka bir şey, benim asıl mesleğim sinema oyunculuğu. Sinemayı ihmal etmiş gibi hissediyorum. Bu yıl iki film yapacağım. Birinin yönetmenliğini yapacağım, birinde de oynayacağım. Daha önce dört film yönettim ve o filmlerde de rol aldım. Ama şimdi sadece yönetmenlik yapacağım. Yöneteceğim film, iki kadının hikâyesini anlatıyor. Benim oynayacağım filmin sürpriz bir konusu var. Bir kadının bir davanın peşinde, tüm kadınlar adına kazanmasının öyküsü. Gerçek bir hikaye ve kadın yaşanıyor. Bu filmlerle festivallere gitmek istiyorum.

Kızıma şirket kuracağım, iş kadını olacak

Kızınız ne yapıyor?

Şu an Amerika’da. Burada sosyoloji okudu, orada medya yönetimi üzerine mastır yaptı. Şimdi orada iyi bir firmada çalışarak deneyim kazanıyor. Türkiye’ye döndüğünde ben ona bir şirket kuracağım, iş kadını olacak.

Sizin fotoğraflarınıza bakarak iç geçirir mi, ‘Anne çok güzelmişsin’ diye?

O da çok güzel, müthiş bir karizması var, hayranım ona. O bana âşık, ben ona... Geçenlerde ben ona eski görüntülerimin yer aldığı CD’leri gönderdim, bana ‘Anne ne kadar güzelmişsin’ dedi. Yıllar geçtikçe bana benziyor...

Kendimi izlediğimde ağlamaktan gözlerim şişiyor

Sizi yıllarca dramlarda izledik. Tatlı Hayat ve Altın Kızlar’da komik kadınları canlandırıyorsunuz.

Türk sinemasının melodram oyuncusuyuz. Ama benim komik filmlerim de vardır. Atıf Yılmaz benim komedyen olduğumu söylerdi. Bir yığın komik filmim de var.

Ama ağırlıklı olarak filmlerde gözleriniz sık sık buğulanıyordu.

Evet, öyledir ama komediye yatkınlığım var. Aslında özel hayatımda da komiğimdir. Hayat şartları, yıllar, bulunduğunuz yer ve konumunuzdan dolayı otokontrol var ama kendimi serbest bıraktığım rahat hissettiğim yerde çok farklıyımdır. Yerimde duramam. Gülmeye güldürmeye doyamam. Çenem de durmaz.

Selvi Boylum Al Yazmalım filmini izleyip de hâlâ ağlayanlar var. Siz filmlerinizi izlerken ağlar mısınız?

Beni de çok etkiliyor. İyi ki böyle bir filmde oynamışım. Türk sinemasında arkamda bir iz bırakmış olmamın hazzını yaşıyorum. Televizyonlarda filmlerime rastladığımda ağlıyorum, gözlerim şişiyor.

Bir gün oyunculuğu bıraksanız hangi filminizle anılmak isterseniz?

Valla ne yapayım 200 filmim var, bu benim suçum değil. İçlerinden birini seçerek haksızlık yapamam, hepsinde emek var.

Artık topuklu ayakkabı giyemiyorum

Özellikle son dönemde ekonomik krizden dolayı kanallar dizilerin reytinglerine bakarak hemen son verebiliyor. Bu sonuca bakıldığında inanılmaz emek veriliyor, ne hissediyorsunuz?

Televizyon dünyası bu, hiçbir şey belli olmaz. Hiçbir şeyin garantisi yok. Gerçekten bütün dizilerde çok emek var. Ben ağır işçi gibi 18 saat çalıştığımı biliyorum. Bunun çilesini en çok ben çektim. Dizilerde ayakta durmaktan sakatlandım. Ayağımda futbolcularda görülen stres kırığı oluşmuş. Şimdi topuklu ayakkabı giyemiyorum. İkinci Bahar dizisi sırasında oldu, Tatlı Hayat’ta da sürdü bu rahatsızlığım. Hatta Tatlı Hayat’ta sürekli ayakta olduğum için yürüyemiyordum, sahnede bana rol gereği baston kullandırttılar. Yani tüm dizi çalışanları çok emek veriyor. Bu iş, çok zor.

Nevra neşeli, Hülya disiplinli, Fatma ise setimizin gamsızı

Hülya Koçyiğit, Fatma Girik ve Nevra Serezli ile oynuyorsunuz. Keşke daha önce bir araya gelseydik diyor musunuz?

Olamadık... Geç kalınmış bir beraberlik ama nihayet oldu, günü bugünmüş.

Dışarıda da görüşüyor musunuz?

Tabii... Yıllardır süren dostluğumuz var. Fatma ile buluşur yemek yeriz, Hülya bana gelir, ben ona giderim. Filiz Akın ile Bebek’te buluşuruz.

Bize Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Nevra Serezli’yi anlatır mısınız?

Her sabah Fatma’ya ‘Bana bak bu kadar güzel olmak zorunda mısın?’ diyorum. Fatma ile çok didişiyoruz, çok iyi anlaşırız. İnanılmaz pozitif bir insan. Onunla muhabbetimiz daha senli benli, Fatma daha hayatı boş veren, daha gamsız. Hülya’yı çok iyi anlıyorum, daha mesleğinde disiplinli, her şeyi daha ciddiye alan, kendine her şeyi sorun eden bir yapısı var. O da o kadar bir şeyleri aşmış ki, mükemmel bir insan. Nevra Hanım, setin neşesi, dünya şekeri, onu görünce içim açılıyor. İnanılmaz profesyonel ve iyi bir oyuncu. Ona şapka çıkarıyorum.

Güzelliği hiç ama hiç takıntı yapmadım

Yıllardır çok güzel olduğunuz söyleniyor. Güzel kalmayı nasıl başarıyorsunuz?

Çok şükür, yıllardır güzellik takıntım olmadı. Aynaya baktığımda kendimle barışığım. Bunu takıntı haline getirmek çok tehlikeli çünkü hayatınızı güzelliğe endekslerseniz mutsuzluk kaçınılmaz olur. Güzellikler başka şeylerde diye düşünüyorum. Kendini yetiştirmek, beynini ve ruhunu geliştirmek, kafanı doldurmak çok daha önemli.

Siz bunları düşünürken, Türkiye’nin en güzel kadını olduğunuz söyleniyordu...

Bana o kadar doğal ve normal geliyor ki, hani ‘Merhaba, nasılsınız, sizi seviyoruz’ gibi bir şey. Bir de her kadın güzel canım. Bizim şansımız, yaptığımız iş gereği göz önünde olup dikkat çekmemiz. Yoksa çıkın Anadolu’ya bin tane güzel kadın var. Hayatta bir kere kabaran, kibirli insanlardan nefret ederim. Allah’tan öyle bir şey hissetmedim.