Politika

Şener: Erdoğan Deniz Feneri'yle iç içe

Eski AKP’li Şener, hükümete çok sert eleştirilerde bulundu. Şener, Deniz Feneri olayındaki suçlularla hükümetin iç içe olduğunu, himaye edildiklerini söyledi.

26 Eylül 2008 03:00

AKP kurucularından olan ve 22 Temmuz 2007'deki seçimlerde yeniden aday olmayan, bir süre sonra da yeni bir oluşum için partiden istifa eden Abdüllatif Şener, AKP'yi ağır şekilde eleştirdi. AKP hükümetlerinde bakanlık ve başbakan yardımcılığı yapan Şener, hükümetin Deniz Feneri olayındaki suçlularla iç içe olduğunu ve soruşturmayı engellediğini iddia etti. AKP’nin Cumhuriyet tarihinde en fazla imar değişikliği yapan hükümet olduğunu savunan Şener, “Bunlardan kim zengin oldu?” diye sordu.

Kanal D’de yayımlanan 32. Gün’e konuşan Şener, Deniz Feneri davası ve AKP’yle ilgili son derece çarpıcı açıklamalarda bulundu. Şener, 32.Gün Genel Yayın Yönetmeni Rıdvan Akar’ın sorularını şöyle yanıtladı:

Deniz Feneri Davası: Kararı Almanya’da yargı vermiştir. Ancak davayla ilgili asıl failler Türkiye’de olduğu halde, olayların merkezi Türkiye olduğu halde maalesef olayın üzerine gidilmiyor. Bu konuda en büyük görev hükümete ve sayın Başbakan’a düşüyor. Ancak gerek hükümet sözcüsünün, gerek bakanların gerekse başbakanın bu konu ile ilgili açıklamaları geçiştirmeye yönelik, kaçamak ifadelerdir. İlişkilere baktığınızda başta sayın Başbakan olmak üzere iktidardaki bazı önemli isimler de bu Deniz Feneri hadisesinde adı geçen isimlerle çok büyük yakınlıklar içinde olduğunu görüyoruz. Yani bir içiçelik var. İlişkiler açısından bir birliktelik var, karşılıklı kollama var, gözetme var. Bir numaralı sorumlu hükümet ve sayın Başbakan konunun üzerine gitmiyorsa, hatta davranışları öyle gösteriyor ki, konunun üzerine gidilmesini engellemekte ise bu hadise Almanya’daki gibi şeffaf bir şekilde kamuoyunun önüne getirilebilir mi? Hayır getirilemez.

Şener'in yolsuzluk iması

Şener konuşursa AKP sarsılır

Hükümeti topa tuttu

Bizim hırsız: Asıl failler Türkiye’dedir derken mahkemenin saydığı, zikrettiği isimlere baktığımızda da bunlarda Türkiye’de belli bazı kuruluşların başındalar. Dolayısıyla süreç ve zincir aslında fotoğrafı bilinmez hale getirmiyor. Ve bu belli kurumların başında olan kişiler de siyasi iktidar tarafından himaye ediliyor. Ama maalesef şunu görmekten dolayı da büyük üzüntü duyuyorum, “Hırsız bizim hırsızsa ona sahip çıkmamız gerekir” diyenler var hala bu ülkede.

Kanal 7’ciler bana da geldi: Kanal 7 bağlantılı olarak Sermaye Piyasası Kurulu’nda bir çalışmanın devam ettiğini biliyorum. Ve bununla ilgili olarak da ilgililerin bir takım temaslar içerisinde olduklarını da biliyorum. Çünkü daha önce bana da gelmişlerdi. Söyledikleri şey, böyle bir süreç oldu beni bilgilendirmeye yönelik. Ama yanlış bir değerlendirme biçiminin ortaya çıkmasından endişe duyabilecekleriyle ilgiliydi söyledikleri. Söyledikleri buydu. Bu tür ziyeretler sadece masum bir şekilde sorunları anlatmak için yapılmaz. Elbette bu anlatılanlar bir talebi de içerecek şekilde algılanmalıdır. Veya bir talebi içerecek şekilde anlatılır. Dinleyende bunu böyle anlar, anlatan da olayı bu şekilde anlar. Ama anlattığım gibi ben konuyu ne istendiğini anlamış olmakla birlikte herhengi bir yönlendirmeyle, ya da bu görüşme nedeniyle konuyu SPK’ya intikal ettirmeyi gerekli görmedim.

Karaman Başbakanlıkta: (Karaman, SPK Başkanı ve Erdoğan’ın Başbakanın ofisinde biraraya geldiği de iddia edildi. 22 Temmuz seçimlerinden iki gün önce SPK, Kanal 7 ile ilgili rapordaki suç duyurusunu reddetti. Böyle görüşme oldu mu?” sorusu üzerine) O görüşmede ben yoktum. Böyle bir görüşmeyle ilgili olarak da bilgilendirilmedim. Ancak o günlerde Başbakanlık’ta rastladığım bazı kişiler dolayısıyla bir hareketlilik hissediyordum. Bu süreçte sayın Karaman da Başbakanlığa gelip gitmişlerdir. Pekçok iddialar ortaya atıldı. Başbakan bu iddialara kendince cevaplar verdi. Ama görüyoruz ki verdiği cevaplar doğru çıkmıyor. Sadece bir konuda değil birçok konuda söyledikleri doğru çıkmıyor. Ama bırakma niyeti göstermiyor. Sayın Başbakan’ın üslubu kin ve nefreti artırmaya yönelik bir üsluptur.

İmar afları kime yaradı?

“Rant alanları büyük gelir alanlarına dönüşmüştür. İmar rantları var, imar değişiklikleri var. Bu dönemdeki imar değişiklikleri Cumhuriyet tarihi boyunca yapılanlardan fazladır. Hangi imar değişikliği kimleri zengin ediyor? Kimdir bu üretmeden zengin olanlar?”

ETİKETLER

haber