Gündem

Ogün Samast: Dink kararı bozulursa cinayetteki üçüncü kişiyi söylerim

Hrant Dink cinayetinin tetikçisi Ogün Samast, aldığı 22 yıl 10 günlük hapis cezasını çektiği Kandıra F Tipi Cezaevi’nde Taraf ’tan Fırat Alkaç'a önemli açıklamalar yaptı

17 Mart 2012 12:06

 

T24 - Hrant Dink cinayetinin üç aşamalı bir plan çerçevesinde gerçekleştirildiğini söyleyen Samast, Dink‘in önce basında hedef haline getirildiğini belirterek, bugüne kadar ne cinayetin soruşturma aşamalarında ne de mahkeme sürecinde gündeme getirmediği önemli bilgiler verdi. Samast, cinayetten üç ay önce biriyle buluşarak çay içtiğini ve görüşmenin Dink cinayetiyle ilişkisi olduğunu söyledi. Davayla ilgili kararın Yargıtay’da olduğunu söyleyen Samast, kararın bozulması durumunda buluşup çay içtiği kişinin kimliğini açıklayacağını kaydetti.

Dink’i basında “vatan haini” olarak hedef gösterenlerin hakkında “ölüme sebebiyet vermekten” soruşturma açılması gerektiğini ifade eden Samast, davanın beraat eden sanığı Erhan Tuncel’e de suçlamalar yöneltti. Beraat etmesinin Tuncel için sürpriz olduğunu öne süren Samast, Tuncel için “sütten çıkmış ak kaşık değil” ifadelerini kullandı.

Hrant Dink cinayetinin tetikçisi Ogün Samast, aldığı 22 yıl 10 günlük hapis cezasını çektiği Kandıra F Tipi Cezaevi’nde Taraf ’tan Fırat Alkaç'a önemli açıklamalar yaptı.

İşte tetikçi Ogün Samast’ın anlatımlarıyla Hrant Dink cinayeti:


Bunu ilk defa anlatıyorum


Ben bir hukuksuzluk yaptım. Bir hata yaptım, bedelini, gençliğimle, yaşamımla ödedim ve ödüyorum. Şimdi sorularınız ışığında baştan sona kadar, bu süreci en yalın ve doğru haliyle anlatacağım. Ben, size bu cinayette sonuca ulaşmanın yolunu ve formülünü anlatacağım. Mahkeme aşamalarında verdiğim doneler iyi değerlendirilmiş olsaydı, bugün farklı durumda olurduk. Erhan Tuncel açıklamalarında polis memuru E.D’yi tanıdığımı söylemiş. Şahsen ben o polisi tanımıyorum. Gerçekten bilmiyorum. Ama bilsem de hukuka ve yargıca zerre kadar faydası olmaz. Başka bir bataklığa sürüklerler dosyayı. Bir başka konu da olayla ilgili TİB kayıtları varmış. İdrak etmekte zorlandığım bir konu bu. Kamerada flu bir görüntü vardı, ben bile kendimi seçemiyordum. Tüm duruşmalarda adeta bağırdım. Bu yol doğru bir yol değil.


Üç aşamalı yol


Bizi gerçeğe ulaştıracak yol ve yöntem üç aşamalı. Birincisi önce Hrant Dink’i vatan haini durumuna getiren ve hedef tahtasına oturtan kim ve kimler? Şimdi soruyorum. Bu araştırılmalı. Ben Trabzon’da Dink’i ne tanırım ne de Agos‘un yerini bilirim. Yani şimdi ben sanki hiçbir şey olmamış, canım sıkılmış, aklıma esmiş, gelmişim böyle bir hata yapmışım. Bu adamın ölümünde onu hedef gösterenler benim kadar sorumludur. Dink’i basında vatan haini olarak gösteren kim varsa “ölüme sebebiyet vermekten” soruşturma açılmalı. Ben kimseyi hedef göstermiyorum, ama bunlar araştırılmalıdır. Bu, birinci aşamaydı. Bunlar ortaya çıksın sonra devreye ben de Yasin de gireriz. Şu anda dosyamız Yargıtay’da. Bu nedenle bazı şeyleri anlatmayacağım. Şu ana kadar mahkeme de dahil hiçbir yerde anlatmadığım bir husus var. Ben cinayetten üç ay önce biriyle görüştüm ve birlikte çay içtik. Bu kişinin kim olduğunu ve Dink cinayetiyle ilişkisini anlatacağım.


Olay aydınlatılmazsa daha çok Ogün çıkar


Bu aşama başlatılsın, ben adalete, savcılara ve hakimlere her şeyi anlatırım. Açın davayı, Dink’i “vatan haini” diye lanse edenlere, o zaman söyleyeceklerim var. Bunu bekliyorum. Yoksa Dink olayında olduğu gibi yarın başka kişilerin de başına aynı şeyler gelir. Çocuktan katil olan zihniyet değişmez. Yoksa getirin şuraya benim gibi 16 yaşında cahil genç. Okutun o yazıları, biri de gaza getirsin, alın size yeni Ogün’ler ortaya çıkar. Ben bunları yaparken milliyetçi duygularımın esiri oldum. Şimdi böyle bir şeyi asla yapmam. Tüm ifadelerimde dedim, ben Dink’i gördüm, önce vazgeçtim. Ama aklıma o an bazı şeyler geldi. Onları şu an anlatmam. Ama günü gelince anlatacağım. Olay anında kendimden geçmişim. Kendime geldiğimde koşuyordum. Zaten kamera kayıtlarına bakarsanız o şaşkın halimi görürsünüz. Ancak cinayetin asıl failleri hâlâ dışarıda. Jandarmayla, polisle, istihbaratla hiçbir bağlantım yok, olmadı. Bunu Yasin de bilir. Bir kere karakola gitmişliğim var, o da mahallede çıkan bir tartışma yüzünden.


Tuncel Ergenekon’u anlatsın


Erhan Tuncel açıklamalarında cinayetin arkasında Ergenekon’un olduğunu söylemiş. Bakın size şunu söyleyeyim. Ergenekon’un varlığı ya da yokluğu hakkında bir şey söylemek benim için zor. Ben bilmiyorum ve tanımıyorum. Ama o biliyorsa çıksın söylesin. Bence Erhan hedef saptırıyor. Ben beş yıldır içeride yatıyorum. Bana kim gelmiş, kim para yatırmış, kim aileme yardım etmiş. Bakın var mı yok mu? Anam, babam bana her ay para yolluyor. Ben tetikçiyim. Normalde benim milyon dolarlarım olmalı. Ama yok... Erhan serbest bırakıldı, yani Erhan suçsuzmuş. Yani koca Emniyet onu camiden aldı, namaz kılıyordu, öylemi. Sütten çıkmış ak kaşık yani... Erhan Tuncel’e tek soru soruyorum. Cezaevinden çıkmayı bekliyor muydu yoksa sürpriz mi oldu? Tamam, hukuk sistemi çok hata yapıyor ama ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Ben cezaevinde bu olayda örgüt var mı diye kendime çok sordum. Ama bulamadım. Bizde örgüt yoktu. Ama asıl örgüt onu hedef gösterenlerde. Erhan Tuncel “Reşat Altay konuşmazsa Dink cinayeti çözülmez” lafıyla kendini aklamaya çalışıyor, saçmalıyor. Reşat Altay’ı Ergenekon örgütüyle bağlantılandırmak istiyor. Ben Reşat Altay’ı tanımam, tanışmışlığım yok. Erhan, “Ergenekon var” diyorsa çıksın açıklasın, nasıl olsa artık dışarıda.


Cinayet için beni tehdit etti


Erhan’ın açıklamalarında bahsettiği ‘cinayet yerinde görüntülenen topuk selamı veren kişiler’ hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Arkamda kimse olmadığına eminim. Bunlarla bu davada sonuca ulaşamazsınız. Erhan Tuncel’in evine bir kez gittim. O da film izlemek için. Ben, Dink cinayetini bir tek Yasin Hayal’le konuştum. Yasin bana ‘6-7 yıl yatıp çıkarsın, rahat ol’ diyordu. Beni cinayet için zorladı, tehdit etti, severek isteyerek yapmadım. Silahı da parayı da Yasin’den aldım. Agos‘un adresini ve Hrant Dink’in fotoğraflarını da bana o verdi. Olan bana oldu, gençliğim gitti.


Yasin Hayal-Jandarma ilişkisi


Yasin’i Jandarma arabalarının alıp götürdüğüne 2-3 defa ben de şahit oldum. Yasin mahallemizde simit sattığından Jandarma baskın yapar gibi gelip Yasin’i alıp götürürdü. Ne konuştuklarını bilmiyorum. Dışarıdan zorla götürüyormuş gibi gözüküyorlardı.


Yakalanmasaydım, belki öldürülecektim


Cinayetten sonra yakalanmasaydım da zaten teslim olacaktım. Trabzon’a gitmek istedim çünkü beni ailemin yanından teslim alsınlar istedim. Ama iyi ki beni yakalamışlar, çünkü eğer yakalanmasaydım belki de öldürülecektim. Beni öldürmek isteyen insanlar olduğunu Nedim Şener’in ‘Kırmızı Cuma’ kitabında okudum. Kim olduklarını ben de bilmiyorum.