Yaşam

Öğrenmenin yaşı var!

Erken gelişim yıllarında verilen eğitim büyük önem taşıyor. Çünkü en yüksek öğrenme potansiyeli 0-5 arası.

28 Şubat 2009 02:00

En yüksek öğrenme potansiyeli 0-5 yaş arasında. Bu yüzden de erken gelişim yıllarında verilen eğitim büyük önem taşıyor. Ancak, Türkiye'de, okul öncesi kurumlar hem sayı, hem de kalite açısından yetersiz. 

Ali 4 yaşında. Gündüz evde babaanne ve dedesiyle kalıyor, çok ilgi ve sevgi görüyor. Ama Ali çok sosyal bir çocuk ve babası, onun bir okul öncesi eğitim kurumunda daha mutlu olacağını, daha iyi yetişeceğini düşünüyor.

Düşünmekle kalmıyor, evlerinin çevresindeki kurumları tek tek geziyor. Önce çevrede en popüler olana, ilköğretimi ve lisesi de bulunan okula gidiyor, çok beğeniyor, Ali de okuldan çıkmak istemiyor. Öğretmenler, eğitim araçları, sınıflar, fiziki ortam, bahçe, her şey mükemmel görünüyor. Tek bir sorun var: yıllık ücret 15 bin TL! Ali’nin bu okula gönderilmesi, yüksek ücreti nedeniyle mümkün olmayınca daha uygun ücretli okullar geziliyor ama hiçbiri beğenilmiyor. Kimisinde yerdeki halılar kirli, kimisinde bina iyi ısıtılmamış vb. Sonuç olarak Ali bu kışı da babaanne ve dedeyle evde geçiriyor.

Okul öncesi eğitim alması gereken yaşa gelmiş bir çocuğunuz varsa ve zengin değilseniz gerçekten işiniz zor. Şansınız varsa ve evinize yakın, küçük bir yuvada, iyi yönetici ve iyi öğretmenlere rastgelirseniz sorun yok. Ancak, kimi zaman bu kurumlarda öğretmenler çok sık değişebiliyor, “okul-aile işbirliği” lafta kalıyor. Zorunluluktan bu mesleği seçmiş, kendini geliştirmeyen, bu konuda yeterli bilgi ve donanımı olmayan, en önemlisi çocuklarla bir arada olmaktan çok da hoşlanmayan kişilerle de okul öncesi eğitimi değil, yalnızca “bakım” oluyor.

Öğretmenler denetliyor

Bizde öğretmenlere yönelik meslek içi eğitim ile kurum ve öğretmen denetimleri de yeterli değil.

Bu konuda İngiltere’den bir örnek vermek isterim. Londra’da küçük bir devlet okulunda 5-6 yaş sınıfında yardımcı öğretmenlik yapan bir arkadaşım var. Bu arkadaşım sürekli denetleniyor, sürekli birtakım kurslara gönderiliyor, bu da yetmiyor, evde de, ertesi gün sınıfta öğrencilerle yapacağı aktiviteler için sürekli çalışıyor, üretiyor. Sınıfta sık sık denetlenerek çocuklarla iletişimi, yaptığı aktiviteler, çocukların mutlu olup olmadıkları, gösterdikleri gelişim vb. gözlemleniyor, buna göre raporlar hazırlanıyor. Bu arkadaşım, İngiltere’deki sistemi şöyle anlatıyor:

“Burada OFSTED diye bir denetim kurumu var. Okul, müfettişler, tarafından 2 yılda bir her yönden teftiş ediliyor. Sağlık, güvenlik, eğitim, temizlik vb. okul iğneden ipliğe inceleniyor. Ayrıca bu kurum velilere anket yolluyor. Kimse bu ankete adını yazmak zorunda değil. Okulla ilgili şikayetleri varsa gidip görüşüyorlar ve tüm bunlar okulun notunu belirliyor. Ayrıca Eğitim Bakanlığı’ndan değişik konularla ilgili uzmanlar gelip okulu geziyor, eğitimcilerle ve velilerle görüşüyorlar. Öğretmenler her dönem, her konuda ayrı ayrı denetlemeden geçiyorlar. Sonrasında raporlar hazırlanıyor. İki ayda bir mutlaka bir kursa gitmemiz gerekiyor. Bu kurslar uygulamalı oluyor. Yani örneğin konu ‘ilk yardım’ ise yalnızca bir uzmanı dinlemiyoruz, uyguluyoruz da. Uygulamada ilkyardımı öğrenmediğimiz ortaya çıkarsa kursu yeniden alıyoruz.”

Evden dışarı atılan ilk adım

Özel Alev Anaokulu Rehberlik Servisi’nin hazırladığı çalışmaya göre, kişiliğin temelinin 0–6 yaşları arasında atıldığı düşünülüyor. Bu yüzden de erken gelişim yıllarında verilen eğitim çok büyük önem taşıyor.

Yapılan bazı araştırmalara göre, uygun fiziksel ve sosyal çevre koşullarında ve sağlıklı etkileşim ortamında yetişen çocukların, daha hızlı ve daha başarılı geliştikleri belirlenmiş.

Bu okulun rehber öğretmenleri, “Bu nedenle özellikle Türkiye gibi, ekonomik ve toplumsal yapısı sonucu, çocuklarının maddi ve manevi ihtiyaçlarını yeterince karşılayamayan ve pedagojik formasyondan yoksun ailelerin bulunduğu ülkelerde okul öncesi eğitim kurumlarının önemi daha da artıyor. Çocuğun oyun gereksinimini karşılayan en iyi toplumsal kurum anaokullarıdır. Anaokulu, ilkokula hazırlık olmaktan çok, ailenin dışına atılan ilk adım olarak düşünülmelidir” diyorlar.

Okul öncesi eğitim kurumlarının yararları psikososyal gelişime destek, bilişsel gelişime destek, motor gelişime destek, ilgi ve yetenek gelişimi sağlama, dil gelişimine destek, yaratıcılık gelişimine destek, temel alışkanlıkların edinimi, erken uyarı fonksiyonu, okul olgunluğu kazandırma, fen-doğa bilgisi ve kültür kazanımı şeklinde sıralanabilir.

Cumhuriyet

ETİKETLER

eğitim