Magazin

Nil'den Serhan'a 'hadi uyan artık' duası

Nil Karaibrahimgil, yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Serhan'a yazısında dualar gönderdi.

01 Aralık 2008 02:00

Nil Karaibrahimgil, yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Burhan Şeşen'in oğlu Serhan'a Kelebek'teki köşesinden dualar gönderdi. 

Burhan Şeşen'in oğlu ölümle pençeleşiyor


İşte Karaibrahimgil'in duası;

Bir tane Serhan,

Dilerim bu satırlar sayfayla buluştuğunda, gözün açılmış olur.

Bir hastanenin yoğun bakım odasından, kendi sıcak odana dönersin. Biz senin kendini çok yorduğunu, vücudunu zayıf düşürdüğünü söyleriz hafif kızarak. Ama çok da kızamayız, çünkü seni kaybetme ihtimalini yaşayan bizler, o vakit kutluyor oluruz seni. Sana, hakkında düşünüp söyleyemediğimiz güzellikleri anlatırız. Her enstrümanı çalan müthiş bir müzisyen olduğunu, sayfalarca kitaplar deviren bir bilgi aşığı olduğunu ve kalbi çok büyük biri olduğunu söyleriz. Evet, bunların altını yeterince çizmemiş olmalıyız. Aksi takdirde, kendi kıymetini en az bizim kadar bilir, kendine çok iyi bakardın. Belki, o virüsler seni bu kadar zayıf düşüremezdi.

Dilerim bu dua, baştan aşağı, yeniden o pespembe sağlığına kavuşman için kendini tekrar etsin.

Gözlerin, yeşilliğine kavuşsun. Her şeye yine, aynı merak ve samimiyetle baksın. Güzel şeyleri görsün. Geceleri üstünü örtüp dinlensin. Mutluluklardan dolsun. İyi haberlerle, müjdelerle kocaman açılsın. Düşüncelere dalsın. Güzel kitapların içinde kaybolsun. Aşkı bulsun. Aşkı anlatsın. Aşkı anlasın. Sahnede sen bizimle çalarken, sağa sola kırpılıp, her şeyi idare etsin.

Saçların, rengarenkliğine kavuşsun. Onları yine bir mavi, bir yeşil, bir sarı, bir kestane yap. Uzasın, kısalsın, okşansın, taransın. Terlesin. Rüzgarda kıpırdasın. Denizde ıslansın. Güneşte açılsın.

Ellerin kollarına, güç gelsin. Davullara vur, basları çek, gitarları çal, klavyelere bas, mikrofonu al. Sesleri aç, sesleri kıs. Sarıl. Biz sana sarılalım. Alkışla. Alkışlan. Yaz, çiz, karala. Oraya uzan, buraya uzan, uzanmak istediğin her şey senin olsun. Kendini de sev arada. İnsan unutuyor. Delilik değil. Uyanınca şöyle iki kolunu, sar kendine. Teşekkür et. Ne güzelsin bak. Herkes öyle güzel değil.

Dudaklarında güzel tadlar gezinsin. Gülümsemen eksik olmasın. Islıklar çalsın. Anneni, babanı, güzel sevgilini öpsün. Onları özellikle birkaç kere öp, çok üzüldüler, ya uyanmazsın diye korktular. Buradayım de onlara, daha 26 yaşındayım, kolay değil beni kaybetmek de.

Kalbin güm güm atsın. Sevilsin hep. Sevsin hep. Hep, sevildiğinden daha çok sevsin. Öylesi daha güzel oluyor. Kalbin hep, bugünkü kadar açık kalsın. Kırılsa da, onu kapama, nefesi hep oradan al, ve oradan ver. Bizim sana şu anda verdiğimiz gibi.

Dilerim, umarım, bu dua odur ki, yukarıdakilerin hepsi hemen olsun. Bir ömür boyu, sürsün gitsin. Ömrün çabuk bitmesin. Mutlu sağlıklı geçsin. Bugünler bir anı olsun, unutulsun. Yerine daha güzelleri yazılsın. Hayat seni, kalbinin ve yeteneğinin gösterdiği büyük yerlere taşısın. Oralardan bize, selamını getirsin.

Geçenlerde, uyanmama ihtimalinin olmayışını bir arkadaşıma şöyle söyledim: Bence uyanacak, çok genç ve sevdiği çok şey var.

Hayatta olmak budur. Ve sen hayattasın. Hadi aç gözlerini, gül bize.

Amin.

ETİKETLER

haber