Gündem

Mavi Marmara mağdurları: Erdoğan'dan randevu talebine yanıt bekliyoruz

Mavi Marmara mağdurlarının avukatları, Türkiye – İsrail yakınlaşmasından dolayı rahatsızlıklarını dile getirdi

11 Ocak 2016 20:15

İsrail tarafından kamuoyuna yapılan "Türkiye ile anlaştık" açıklamalarına, Mavi Marmara mağdurlarının yakınları sert tepki göstererek, "İsrail suçunu kabul etmeden ve Gazze'deki abluka kalkmadan davalarımızdan asla vazgeçmeyiz" dedi. Daha önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'dan randevu talep ettiklerini ancak yanıt alamadıklarını açıklayan aileler randevu taleplerini de tekrarladı.

İsrail askerleri 31 Mayıs 2010'da Gazze'ye yardım götüren filonun içinde yer alan Mavi Marmara gemisine baksın düzenlemiş; olayda dokuz kişi hayatını kaybetmişti.

Zaman’dan Halil Özcan’ın haberine göre; Mavi Marmara mağdurlarının avukatları, Türkiye – İsrail yakınlaşmasından dolayı rahatsızlıklarını dile getirdi. Açılan davalara İsrail'in tiyatro benzetmesi yaptığını ifade eden Avukat İsmail Bilgen, "Türkiye tarafının biz şehit ailelerine ve mağdur yolculara danışmadan davaları pazarlık konusu yapması, bir hukuk devletinde kabul edilebilir değildir. Tazminat karşılığında vazgeçeceğimiz iddiasını, bizlere yapılmış bir hakaret olarak görmekteyiz." dedi. Bilgen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmek için bir kez daha randevu talep ettiklerini söyledi. Öte yandan Avukatlardan Cihat Gökdemir, İsrail'le anlaşmayı 'paralel' safsatasına bağladı ama "Doğu Perinçek 'Türkiye'de yargı istediğimiz yere gidiyor' diyor. Acaba farklı bir yapılanma söz konusu olabilir mi?" sorusuna cevap vermedi.

Mavi Marmara'da hayatını kaybedenlerin avukatları Türkiye – İsrail yakınlaşmasından rahatsızlık duyduklarını söyledi. Konuyla ilgili İnsani Yardım Vakfı (İHH) Genel Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenleyen mağdur aileleri ve avukatlar, hükümete ve Dışişleri yetkililerine tepki gösterdi. Basın metnini Mavi Marmara'da hayatını kaybeden İbrahim Bilgen'in oğlu Avukat İsmail Bilgen okudu. Bilgen, "Mavi Marmara Şehitlerinin yakınları olarak, son günlerde İsrail tarafından kamuoyuna servis edilen 'Türkiye ile anlaşma şartları' olarak sunulan maddelere ve anlaşmanın geneline ilişkin tarafımıza hiç danışılmadığını, görüşmelerin tamamen rızamız dışında yürüdüğünü öncelikle belirtmek isteriz" diye konuştu.

Tazminatla ilgili İsrail tarafıyla yapılan görüşmelerden ve İsrail'in tutumundan rahatsızlıklarını üst düzey yetkililere daha önce söylediklerini belirten Bilgen, şöyle devam etti: "O görüşmedeki 'muhatap alınmama' beyanımıza rağmen, Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu öncülüğünde İsrail tarafıyla yapılan gizli görüşmelerden, İsrail medyası üzerinden haberdar olmamız kabul edilemez. Türkiye Devleti onay vermediği halde PALMER raporunu BM'de yayınlatan ve raporun imzalandığını Türkiye Devleti'nden ve seçilmiş siyasi sorumlulardan gizleyerek Türkiye aleyhine bir sonuç doğmasına sebebiyet veren Feridun Sinirlioğlu ve ekibinin bu meseleden derhal el çektirilmesini talep ediyoruz."

Açılan davalara İsrail'in tiyatro benzetmesi yaptığını ifade eden Bilgen, "Şimdi anlaşmanın olmazsa olmaz şartı olarak 'davalardan vazgeçilmesi veya düşürülmesi' şartını öne sürmesi, Türkiye tarafının da biz Şehid ailelerine ve mağdur yolculara danışmadan davaları pazarlık konusu yapması, bir hukuk devletinde kabul edilebilir değildir. İsrailli komutanlar hakkında devam eden ceza davamız ve tüm diğer hukuki süreçlerden tazminat karşılığında vazgeçeceğimiz iddiasını, bizlere yapılmış bir hakaret olarak görmekteyiz." dedi.

Hukuki mücadelelerinin devam ettiğini söyleyen Bilgen, şöyle devam etti: "Türkiye'de ceza ve tazminat davaları, Hollanda'nın Lahey şehrindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi'ndeki (UCM) davamız ve gemilerdeki diğer ülke vatandaşlarının kendi ülkelerinde açtıkları davalar olmak üzere üç koldan yürümektedir. Bu davalardan Türkiye, İspanya ve Güney Afrika'da İsrailli sorumlular hakkında yakalama ve tutuklama kararları çıkmış, UCM de İsrail'in Mavi Marmara gemisinde 'savaş suçu' işlediğini tespit etmiştir."

Avukat Bilgen, mağdur aileleri olarak hükümetten isteklerini şöyle sıraladı: "Gazze'ye uygulanan abluka ve ambargo kaldırılmalıdır. Suçlular cezalandırılmadan davalarımızın hiçbirisinden vazgeçmemiz söz konusu değildir. Siyasi bir kararla davaların düşürülmesi yollarını arayanları Türkiye ve dünya kamuoyunun asla affetmeyeceğini, bu girişimlerinin kendileri adına tarihe kara bir leke olarak düşeceğini belirtiriz. Dünyada benzer hadiselerde uluslararası hukuk normları çerçevesinde belirlenmiş tazminat bedelleri emsal alınmalı ve bu tazminat 'haksız fiil tazminatı' olarak tüm gemi katılımcılarına ve yakınlarına ödenmelidir."

Mavi Marmara olayının, Filistin davasının ve özgür Kudüs mücadelesinin bir aşaması olduğunu ifade eden Bilgen, isteklerine şöyle devam etti: "Bu sebeple kutsal mâbedimiz olan Mescid-i Aksa'ya yönelik İsrail askerlerinin yapmış olduğu saldırıların sonlandırılması da anlaşmanın bir maddesi olmalıdır. İHH'nın ve Mavi Marmara katılımcılarının tamamının İsrail tarafından terörist olarak nitelendirilmesine son verilmelidir."

Şehit aileleri olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan randevu istediklerini belirten Bilgen, "Bu konuları detaylı bir şekilde görüşebilmek amacıyla Sayın Cumhurbaşkanımızdan çeşitli vesilelerle randevu talep etmiştik. Bu vesileyle bu randevu talebimizi yenilemekteyiz." dedi.

Mavi Marmara davası avukatlarından Cihat Gökdemir, yolsuzluk operasyonlarından önce iktidara yargı içerisindeki 'paralel' yapılanmayı anlatamadıklarını söyledi. Gökdemir, "Şimdi de diplomasi içinde bir yapılanma var. İsrail ile anlaşmayı Türkiye devletinin ve Türk siyasi liderlerinin aleyhine olarak organize ediyorlar." iddiasında bulundu. Gökdemir, "Doğu Perinçek 'Türkiye'de yargı istediğimiz yere gidiyor' diyor. Acaba farklı bir yapılanma söz konusu olabilir mi?" sorusuna cevap vermedi.

İHH Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Avukat Cihat Gökdemir, "Mavi Marmara davasının Türkiye'deki sürecinde 17- 25 Aralık olayına kadar biz Ankara'daki siyasilere Türkiye yargısı içindeki paralel yapılanmayı anlatamamıştık. O zaman da aynı şekilde vurguluyorduk. 'İstanbul'da bu yapılanmalar var, davayı engelliyorlar' diye. Şimdi de özellikle diplomasi içinde bir yapılanma var. İsrail'le anlaşmayı Türkiye halkının ve Türkiye devletinin, Türkiye siyasi liderlerinin aleyhine olarak organize ediyorlar. Biz şimdi Ankara'daki siyasileri yine uyarıyoruz. Yarın tekrar aldatıldık dememek için Türk diplomasisi içerisindeki bu yapılanmalardan haberdar olun. Türkiye'nin menfaatine olmayacak bir anlaşmaya asla imza atmayın. " ifadelerini kullandı.

Bu arada, basın mensuplarından biri, "Son dönemlerde yargı içerisindeki bir paralel yapılanmadan bahsedildi. Ancak bir nebze de paralel yapıyla mücadele söz konusu. Yine baktığımız zaman Türkiye'nin geçmişinde bazı karanlık bağlantıları olan insanların son günlerde yapmış olduğu açıklamalar var. İsim verecek olursak Doğu Perinçek. 'Türkiye'de yargı istediğimiz yere gidiyor' diyor. Acaba farklı bir yapılanma söz konusu olabilir mi? Yoksa bu iş tek taraflı mı yürütülüyor?" diye sordu

Gökdemir de, "Konumuz elbette Mavi Marmara. Ben Mavi Marmara bağlamında yargıdaki durumdan bahsettim. Çünkü bizim davamızı, İstanbul'daki soruşturmayı 2,5 sene engellediler. İddianamenin kabul edilmesine karar verildiği gün İstanbul Adliyesi'nde savcıların yumruk yumruğa girdiklerini biz biliyoruz. Meğer Mavi Marmara davasının tam karşıtı bir görüşle Selam Tevhid operasyonu yürütülüyormuş. Gizli bir şekilde. Bu sebepten bu kadar gerginlik olmuş. O yüzden son bahsettiğiniz açıklamaya ilişkin bir yorum yapmak burada çok uygun olmayabilir. Ben Mavi Marmara davası bağlamında bunu vurguladım. Diplomaside de maalesef böyle farklı yapılanmalar var. Ona dikkat çekmek içindi. Onu ayrıca değerlendirelim." şeklinde konuştu.