Gündem
Deutsche Welle

'Kriz yönetimi hükümetin elinden kayıyor'

NSU davasındaki gelişmeler ve Almanya’da mültecilere ilişkin devam eden tartışmalar Alman gazetelerinde öne çıkan konular.

12 Kasım 2015 00:03

NSU davasında baş sanık Beate Zschaepe'nin ifade vermesi beklenirken davanın salı
gününe ertelendiğine dikkat çeken Berliner Zeitung, şu yoruma yer veriyor:

“Zschaepe'nin bazılarının isteğini yerine getirmesi sürpriz olur. Siyasetten ve bazı
medya kuruluşlarından, Zschaepe'nin pişmanlık duyduğunu açıklaması yönünde
sesler yükseliyor. Ama sadece
bunun söylenmesi ile hiçbir şey kazanılmış olmaz.
Pişmanlık duygusunu insanın hissetmesi gerekir. Ama bunu da ancak Zschaepe'nin
kendisi bilebilir. Bir de Zschaepe'nin kesinlikle suskunluğunu korumasını ve bu
cinayetlerin perde arkasına ilişkin hiçbir açıklamada bulunmamasını gönülden arzu
edenler var. Almanya'nın iç istihbarat kuruluşu Anayasayı Koruma Teşkilatı, sanığa
susma hakkı tanıyan hukuk devleti ilkesine herhalde uzun zamandır hiç bu kadar
içtenlikle sarılmamıştı.”

Alman gazetelerinde son dönemde yer alan yorumların çoğunda Başbakan Angela
Merkel mülteci tartışmalarında pasif kaldığı, İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere de
Dublin Anlaşması’nı yeniden uygulamaya koymak istediği için eleştiriliyor. Badische
Zeitung'da bu konuda şu görüşler dikkat çekiyor: 

“Mülteci krizinin yönetimi federal hükümetin elinden kayıp gitme eğiliminde ve buna
karşı çıkan kimse de yok. Aslında görevi icabı bunun Başbakan Merkel’ın
sorumluluğunda olması gerekir. Ne var ki 2006 Dünya Futbol Şampiyonası’nın satın
alındığı yönündeki iddialardan Franz Beckenbauer kendini nasıl sıyırıyorsa, Angela
Merkel da şu günlerde aynı şekilde şık bir biçimde kendini gizlemeyi yeğliyor. Federal
İçişleri Bakanı da, Merkel’in pek hoşuna gitmemesine rağmen, önce Suriyeli
mültecilerin aile birleşimine karşı çıkıyor. Şimdilerde ise Suriyeliler için Dublin
uygulamalarını yeniden devreye sokmak istiyor. Anlaşılan, İçişleri Bakanı mültecilerin
gözünü korkutmak için bir mesaj vermek istiyor. Oysa sorunların çözümü yönünde
mesaj vermesi daha ivedilik taşıyor.”

Straubinger Zeitung ise Dublin kurallarının yeniden uygulanmasının sembolik bir
anlamı olduğunu, çünkü özünde çok az şeyi ya da hiçbir şeyi değiştirmeyeceği
görüşüne yer veriyor. Yorum şöyle devam ediyor: 

“Suriyelilerin çoğu AB ülkelerine giriş yaparken kayıt edilmedikleri için, bunların geri
gönderilebileceği hiçbir ülke de yok. Yunanistan bu uygulamanın dışında tutuluyor.
Ama zaten konu bu değil! Burada asıl önemli olan, hükümetin kendi halkına, Avrupalı
ortaklarına ve nihayetinde mültecilere vereceği mesajdır.”

Die Welt gazetesi ise yorumunda, Almanya'nın eski başbakanlarından Helmut
Schmidt'in ölümü çerçevesinde Almanya'daki yas kültürünü sorguluyor: 

“Eski Başbakan Helmut
Schmidt'in ölümünün ardından eski ve yeni medya araçları
matem, bağlılık ve bilgilendirme gibi konularda birbiriyle adeta yarışa girdi.
Başbakanlarına karşı genelde sert tavır alan bu ülke, bu ölüm karşısında
onun önünde
saygıyla eğildi ve sürekli sigara içen, çoğu kez polemiklere giren, özgür düşünceli bu
devlet adamını arayacağını belli etti. Gerçekten de öyle mi? Ölen kişinin ardından
taziyelerini gönderenlerin çoğu, çağın ruhuna ters düşen ve
günlük yaşamı
yaratıcılıktan uzak bir konuma getirmek isteyenlere karşı Schmidt'in savunduğu kişisel
özgürlükleri mezara gömen kişiler. Örneğin sigara alışkanlığı... İdol hale gelmiş bir
kişinin ardından onun ayıpları ile kışkırtıcı davranışları da mezara gömülmüş oluyor.
Bu bir çelişkidir ve bir burjuva matem kültürünü yansıtır.”

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle