Gündem
BBC Türkçe

Koronavirüs | "Diyarbakır'da bayramı düğün gibi kutlardık, bu yıl salgın yüzünden taziye havasında geçecek"

24 Mayıs 2020 10:55

Hatice Kamer

Koronavirüs salgını nedeniyle bu yıl Ramazan Bayramı'nda da sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Diyarbakır'da yasaklı bayramın burukluğunu birkaç gün önce kurulan pazar yerlerinde de görmek mümkün.

Cuma günü salgına rağmen çarşı ve pazarlar bayram alışverişine çıkan insanlarla doldu. Bu kalabalığı önceki yılların bayram arifesiyle kıyaslayan esnaf, yoğunluğun çok düştüğünü, bayramın yasaklı olacağı haberi üzerine insanlarda alışveriş yapma eğiliminde azalma olduğunu aktardı.

Bayram alışverişinin nabzının en iyi tutulduğu merkezlerin başında, tarihi çarşı ve dükkanlarla dolu Sur'un Gazi, Balıkçılarbaşı ve Melikahmet Caddeleri geliyor.

Virüsün kapalı mekanlarda daha etkili olduğu açıklamaları üzerine, insanlar alışveriş merkezlerinde (AVM) zaman harcamak yerine daha çok açık havada çarşıların olduğu bölgeleri tercih etme eğiliminde. Buna rağmen önceki yıllarla kıyasladığımızda bu caddelerde olağanüstü bir kalabalık ve bayram alışverişi telaşını göremedik.

Salgın nedeniyle bayramı evde geçirecek olmalarına rağmen insanların virüse karşı yapılan uyarıları pek de dikkate almadığını söylemek mümkün. İnsanların çoğu maskesiz. Maske kullananların büyük bir bölümü de maskeleri burun altında ya da çenelerinin altında tutuyor. Maske gibi eldiven kullananların sayısı da oldukça düşük.

Siperlik ve maskelerin satıldığı küçük tablalar, Gazi Caddesi'nden, Balıkçılarbaşı'na kadar uzayan kaldırımlara kurulmuş seyyar tezgahların yenilerinden sayılır.

Maskesiz girişin yasak olduğu bankalara yakın bir yerde küçük tezgahını kuran seyyar satıcı, 19 yaşında olduğunu söyleyerek fotoğrafının çekilmesini istemiyor:

"Şu an benim de dışarıda olmamam gerekiyor ama ne yaparsın abla ekmek parası" diyen genç, havaların ısınmasıyla insanların maske takmak istemediğini söylüyor. Siperliğin ise hemen hemen hiç tercih edilmediğini anlatıyor.

Cadde üzerindeki optikçilerden birine uğruyorum. Genç optisyen Abdurrahim Erdoğan, "Akmasa da damlıyor" diyerek önceki yıllara kıyasladığında satışlarının yüzde 90 azaldığını söylüyor.

Ekonomik zararın çek ve senetlerin süresinin dolmasından sonra netleşeceğini belirten Abdurrahim, zararın boyutunun iki üç ay sonra daha çok hissedileceği kanaatinde.

Bulaşın göz yolu ile yayılma riskinin yüksek olduğunu hatırlatan Abdurrahim, hijyene çok dikkat etmelerine rağmen insanların mecbur kalmadıkça gözlük almadığını belirtiyor.

Dışardaki kalabalığı gösterip "Sizce bu bayram kalabalığı mı?" diye soran Abdurrahim, bayramın tadının, tuzunun kalmadığını ifade ediyor:

"Bayramdan üç, dört gün önce burada iğne atsan yere düşmezdi. Bu yıl ne Ramazanı ne de bayramı layıkıyla yaşayabileceğiz. Bayramda büyüklerimizin elini öpmeye gidemeyeceğiz, çocuklar şeker toplamaya çıkmayacak. Biz ev ahalisi bir odadan diğerine birbirimizin bayramını kutlayacağız galiba."

'Korona bizi perişan etti'

Karşıdaki tatlıcıya gidiyorum. Diğer dükkanlara göre tezgahının önü kalabalık ama buna rağmen "Korona bizi perişan etti" diyor ve ekliyor:

"Ramazan diye iftarlık tatlı alıyorlar ama insanlarda para kalmadı. Eskiden bayram için 3-4 kilo tatlı alanlar bu yıl ancak 1-1,5 kilo alabiliyor."

Tezgahında şeker satan Sedat da salgın mağduru olduğunu söylüyor:

"İnsanlar bayramda dışarıya çıkamayacak, çocuklar şeker toplayamayacak. Zararına şeker fiyatını yarısına düşürdük ama yine de satışlar olmuyor."

Takı ve aksesuar satan mağazadaki tezgahtar genç de satışların düşmüş olmasından şikayetçi:

"Bu süreçte herkes tüm parasını temel ihtiyaçlara harcıyor. Takı, süs ikinci planda kaldı. İnsanların elindeki poşetlere bakınca bile bu bayramın ne kadar sönük geçeceğini tahmin edebilirsiniz."

'İnsanlarda para kalmamış'

Mart ayından beri toplu ibadete kapalı olan Ulu Cami önündeki kaldırımlar ise birçoğu Yanık Çarşı esnafı olan seyyar satıcıların tezgahlarıyla dolu. Tezgahında erkek kıyafetleri satan Nevzat, sabahtan beri 30 tişört satabildiğini söylüyor:

"40 liralık tişörtü 25 liraya düşürdük ama insanlarda para kalmamış. Bayramda dışarıya çıkamayacaksam niye yeni elbise alayım diye düşünüyor çoğu. 20 yıldır bu çarşıdayım ama bu yıl gibisini görmedim. Her yıl bu meydan insanlarla dolardı, bugün çarşı biraz kalabalık ama insanların cebinde para kalmadı. Umudumuzu bayrama bağlamıştık ama yasak konunca o da gitti."

Tezgahına gelen Mazlum adındaki müşteri ise bayramda köydeki yaşlı anne ve babasını ziyaret edemeyecek olmanın burukluğunu yaşadığını söylüyor:

"Çocuklara elbise, eve şeker aldık ama bu bayramda emin olun şekerin tadı bile olmayacak. Yaşlı anne ve babamı ziyarete gidemiyoruz, onlar da gelemiyor, bu yüzden çok üzülüyoruz. Her yıl düğün gibi kutladığımız bayram taziye havasında geçecek."

Melikahmet'te sokak aralarında küçük dükkanında müşterisini traş eden berber ise her yıl bayramdan iki gün önce gece yarılarına kadar çalıştığını belirtiyor. "Bayramda yasak ilan edilmesi işlerimizi fena vurdu" diyor:

"Bir hafta önce berberler açılınca çok insan geldi, karantinadan sonra herkes traş oldu, saç kesti ama bayramda da yasak olunca insanlar dışarıya çıkamayacaksam traş olmanın da anlamı yok diyerek gelmiyor."

Melikahmet'te çocukları için bayramlık almaya gelen genç bir kadın ise yasak nedeniyle çocukların dışarıya çıkamayacak olmasından şikayetçi:

"Yasak da olsa bayram gelince çocuklara üst baş almak gerekiyor. Dışarıya çıkamayacaklar zaten, evin içinde de olsa yeni kıyafetler giydirelim ki çocuklar bayram olduğunu bilsin."

Arkadaşı da salgından dolayı kadınların daha çok yıprandığını söylüyor:

"Eskiden bayram hazırlığı için evi baştan aşağıya temizlerdik, yorulurduk ama tatlı bir yorgunluktu. Virüsün korkusundan aylardır her hafta bayram temizliği yapar gibi evin her köşe ve bucağını temizliyoruz. Bayramda erkekler ve çocuklar hep dışarıda olurdu ama bu sefer herkes evin içinde olacak, anlayacağınız, bu virüs en çok biz kadınları etkiledi."

Koronavirüs
BBC

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir