Gündem
BBC Türkçe

Katalonya bağımsızlık referandumu: Bundan sonra ne olacak?

İspanya'nın özerk bölgesi Katalonya halkının yüzde 90'ının bağımsızlığa 'Evet' dediği referandumun yankıları ve tartışmaları sürüyor. BBC Türkçe'den Özge Özdemir, bugüne kadar yaşananları ve bundan sonrasına dair beklentileri 10 soruda derledi.

29 Nisan 2018 20:30

İspanya'nın özerk bölgesi Katalonya'nın bağımsızlığı için Pazar günü düzenlenen referandumun ardından ülke tarihinin en büyük siyasi krizinin nasıl çözüleceği sorusu daha kuvvetli bir şekilde dile getiriliyor.

İspanya hükümeti ve Katalan özerk yönetimi arasındaki gerginlik artarken, Barcelona sokaklarında Pazar günü yaşanan polis müdahalesine dair tepki güçlü bir şekilde gösteriliyor.

Katalonya referandumunun ardından yaşananlar ve bundan sonrasına dair beklentileri dokuz soruda derledik:

Katalonya'nın bağımsızlığının oylandığı referandum, 1 Ekim Pazar gününe denk geldiği için İspanyolca ve Katalanca'da tarihi olarak kısaca 1-O olarak isimlendiriliyor.

Katalan Parlamentosu'nun Eylül ayında aldığı bağımsızlık referandumu düzenleme kararı, İspanya merkezi yönetimi tarafından yasa dışı olarak tanımlanmıştı.

Madrid'in bütün engellemelerine rağmen Katalanlar, Pazar günü işgal ettikleri okullarda kurulan sandıklara hücum etti.

Pazar gününün ilk saatleri itibariyle İspanya'nın Katalonya özerk bölgesine gönderdiği polisler okullara müdahale etmeye başladı.

Oy pusulalarını ve sandıkları ele geçirmeye çalışan polise Katalan seçmenler direnirken, polisin müdahalesi sonucu bazı vatandaşların yaralanmasına dünyanın dört bir yanından tepki geldi.

Polisin yaşlı vatandaşlar dahil olmak üzere seçmenlere saldırması ve olaylar sonrasında en az 893 kişinin yaralanması Madrid'e gösterilen tepkinin artmasına neden oldu.

Katalonya Özerk Yönetimi Sözcüsü Jordi Turull, referandumda 2,3 milyon geçerli oy kullanıldığını ve halkın yüzde 90,09'unun bağımsızlığa destek verdiğini açıkladı.

Referandumda 'hayır' oylarının oranı ise yüzde 7,87 oldu.

770 bin oyun ise İspanyol polisi tarafından ele geçirildiği belirtildi.

7,5 milyon nüfuslu Katalonya'da yaklaşık 5 milyon 300 bin seçmen bulunuyor. Böylece katılım oranı yüzde 42,3 olarak gerçekleşti.

Pazar günü referandumla ilgili olarak iktidardaki Halk Partisi adına ilk açıklama Başbakan Yardımcısı Soraya Sáenz de Santamaría'dan geldi.

Santamaría, referandumla ilgili kutlanacak hiçbir şeyin olmadığını, çünkü 'gerçekleşen bir referandum olmadığını' söyledi.

Santamaría'ya gelen en büyük eleştiri ise polisin tavrını savunmasıyla ilgili oldu.

Katalonya'dan gelen görüntülerin sorumlusunun özerk yönetim olduğunu söyleyen Santamaría, polisin müdahalesinin 'ölçülü olduğunu, hak ve özgürlükleri koruma çerçevesinde gerçekleştiğini' söyledi.

İspanya Başbakanı Mariano Rajoy ise Pazar akşamı yaptığı açıklamada polisin hareketlerinin 'yasalar adına, yasalar çerçevesinde' gerçekleştiğini söyledi.

"Dünyaya örnek bir ülke olduk" diyen Rajoy, Katalanların kandırıldığını ve yasa dışı bir oylamaya katılmaya zorlandığını belirterek, referandumu demokrasiyle "dalga geçmek" olarak nitelendirdi.

Pazartesi günü ise Rajoy, ana muhalefet partisi İspanya Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) lideri Pedro Sánchez ve parlamentonun dördüncü büyük partisi Vatandaşlar (Ciudadanos) lideri Albert Rivera ile bir araya gelerek Katalonya ile yaşanan krize parlamento içinde çözüm bulmaya çalışacağını aktardı.

Polisin müdahale görüntülerinin gelmeye başlamasıyla radikal sol parti Podemos (Yapabiliriz) lideri Pablo Iglesias, Başbakan Rajoy'u eleştirerek artık ülkeyi yönetme yetkisinin olmadığını öne sürdü.

Ana muhalefet lideri Sanchez'e seslenen Iglesias, Rajoy'a verdikleri desteği geri çekmeleri ve ülkenin demokratları olarak Halk Partisi iktidarına son vermeleri gerektiğini dile getirdi.

Katalonya'nın İspanya'dan ayrılmasından yana olmadıklarını ancak buna Katalan halkının karar vermesi gerektiğini söyleyen Iglesias, Twitter'dan "1-O'ya (referanduma) karşı olan çok sayıda kişi şimdi oy vermek için kuyruğa giriyor. Artık bu meselenin bağımsızlıkla ilgisi kalmadı, bunun demokrasi ve insan haklarıyla ilgisi var" dedi.

Ana muhalefetteki Sosyalistlerin lideri Sanchez ise Pazar günü yaşananların ilk sorumlusunun 'kurumların yapması gereken politikayı sokaklara döktüğü için' Katalan hükümetinin olduğunu söyledi.

İkinci sorumluluğun ise bu krizin önüne geçemediği için iktidardaki Halk Partisi'ne düştüğünü söyledi.

Sanchez, ayrıca 'diyalog' çağrısı yaparak, Rajoy'un Katalan hükümeti ile masaya oturması gerektiğini söyledi.

Parlamentonun dördüncü büyük partisi Vatandaşlar (Ciudadanos) lideri Albert Rivera ise Başbakan Rajoy'a seslenerek anayasanın 155'inci maddesinin devreye sokulmasıyla Katalonya özerk yönetiminin yetkilerine son verilmesi çağrısında bulundu.

Rivera, Katalonya bağımsızlığını ilan etmeden önce, Katalan hükümetinin yönetimine son verilmesi ve özerk bölgede seçimlerin düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Kendisi de Katalan olan Rivera, "Oy vermek istiyoruz. Ancak bütün Katalanlar. Yeni bir başkan ve yasal bir parlamento ile diyaloğa ve demokrasiye geri dönebiliriz" dedi.

Referandumdan yana olan Katalanlar, polis müdahalesinin şiddet göstermesi üzerine oy pusulalarını ve sandıkları korumak adına okullara akın etti.

Katalonya'nın dört bir yanından polise direniş gösteren seçmenlerin görüntüleri geldi.

Özerk bölgenin başkenti Barcelona'da seçmenler yağmura rağmen yerel saat ile akşam 20.00'da (TSİ 21.00) sandıklar kapanana kadar oy kuyruklarında bekledi.

Oyların sayılmasının ardından sandıkların götürülmesine eşlik edildi.

Akşam saatlerinde ise referandum sonuçlarını kutlamak üzere Barcelona'nın Katalonya Meydanı'nda bir araya gelindi.

Pazartesi günü, polis şiddetini ve İspanya hükümetini protesto etmek için Barcelona'nın iki büyük toplanma alanı Katalonya ve Üniversite Meydanlarında gösteriler düzenlendi.

Pazartesi akşam saatlerinde de Katalonya'nın dört bir yanında eylemler vardı.

Katalan vatandaşlar son bir haftadır yaptığı gibi akşam saat 22:00'da balkonlarda tencere ve tava çalma eylemi gerçekleştirdi.

Özellikle İspanya merkezi hükümetinin gönderdiği polislerin kaldığı otellerin çevresinde protestolar düzenlendi. Polislere bir an önce gitmeleri çağrısında bulunuldu.

Bazı mahallelerde de referandum sonuçlarını tartışmak için forumlar düzenlendi.

Katalonya bağımsızlık hareketiyle ilgili kitapları olan Liz Castro, "Meydanımızda 500 kadar eylemci referandum sonuçlarına saygı duyulması gerektiğini tartışmak için toplandı" tweetini attı.

Bazı sendikalar ve bağımsızlık yanlısı gruplar Katalonya çapında Salı günü için grev kararı aldı.

Barcelona futbol kulübü, toplu taşıma çalışanları, okullar, bazı basın kuruluşları ve Barcelona'daki El Prat havalimanı greve katılacağını açıkladı.

Diğer yandan bağımsızlığa karşı olan Katalanlar ise greve katılmayacaklarını dile getirdi.

Bağımsızlık karşıtı bir Katalan sivil toplum kuruluşu olan Societat Civil Catalana'nın Başkan Yardımcısı Àlex Ramos, önümüzdeki Pazar günü bağımsızlık karşıtı büyük bir eylemin düzenleneceğini duyurdu.

Barcelona Belediye Başkanı Ada Colau ise Başbakan Rajoy'u bir korkak olarak tanımlayarak istifa etmesi çağrısı yaptı.

Katalonya'nın tek başına bağımsızlık ilan etmesine ise karşı çıkan Colau, polis şiddetinin mağduru olan vatandaşlara belediye olarak yasal destek vereceklerini söyledi.

Katalonya özerk bölgesi Başkanı Carles Puigdemont, referandum öncesi yaptığı açıklamalarda referandumdan sonuç 'Evet' çıksa bile tek taraflı bir bağımsızlık ilanında bulunulmayacağını söylemişti.

Ancak Puigdemont, Pazar akşamı yaptığı açıklamada düzenlenen referandumun kendilerine 'bağımsız bir devlet' kurma hakkı tanıdığını söyledi.

Puigdemont, 'yaşanan şiddete göz yummaması' için seslendiği Avrupa Birliği'ne (AB) Madrid ile görüşmelerine aracılık etmesi çağrısında bulundu.

Katalonya Parlamentosu'nun referandumla ilgili olarak geçirdiği yasaya göre ise referandum sonuçları bağlayıcı.

Aynı yasa, resmi sonuçların açıklanmasından iki gün sonra Katalan parlamentosunun bir araya gelip tek taraflı bağımsızlık kararını açıklaması gerektiğini ortaya koyuyor.

Yasa, bağımsızlığın ilan edilmesi için minimum bir referanduma katılım oranı belirmemişti.

Katalonya parlamentosunun İspanya anayasasını göz ardı ederek bağımsızlık ilan etmesi takdirinde belirlenen 'ayrılma yasalarına' göre 'adil, demokratik ve sosyal bir cumhuriyet' kurulacak.

Üç aşamalı bir süreçte katılımcı bir anayasa yapılacak, seçimler düzenlenecek ve yapılan anayasa referanduma götürülecek.

Aynı zamanda yeni devletin hazine ve merkez bankası gibi yeni kurumlarının da oluşturulması gerekecek.

Bağımsızlık yanlısı Katalanlar, 'polis şiddetine ve son bir haftadır İspanya merkezi hükümetinin uyguladığı baskıya' dikkat çekerek 'bağımsızlık taleplerinde ne kadar haklı olduklarını' dile getiriyor.

Barcelona sokaklarında hem duvarlarda hem de balkonlarda 'Merhaba Cumhuriyet' yazılı pankartlar ve afişler sokaklarda 'Bağımsızlık' sloganlarında yankı buluyor.

Görüşünü aldığımız kimi Katalanlar "İspanya ile evliliği yürümeyen bir çift gibiyiz. Boşanmamız gerekiyor" yorumunda bulunurken, artık Madrid ile müzakere edecek bir konunun olmadığını söyleyenler ise çoğunlukta.

Ancak yine de Barcelona sokaklarında tek tük de olsa İspanya ve Katalonya bayraklarının ikisini birden taşıyan Katalanlara rastlamak mümkün.

Referandumun ülkeyi ikiye böldüğünü söyleyen kimi Katalanlar, İspanya'da kalmak istediklerini dile getiriyor.

Katalanların bir diğer çağrısı da AB'nin İspanya polisinin müdahalesine tepki göstermesi.

Katalan lider Puigdemont, İspanyol polisinin bir an önce Katalonya'yı terk etmesini ve güvenlik güçlerinin karıştığı şiddet olayları nedeniyle hesap vermesini istediklerini kaydetti.

Puigdemont, İspanyol polisinin yöntemlerini soruşturmak için bir komisyon oluşturulacağını da açıkladı.

İspanya'nın Katalonya'da yaşananlar ile beraber büyük bir kutuplaşma içine girdiğini görmek mümkün.

Başkent Madrid'de ve ülkenin geri kalanında Pazar günü gerçekleşen polis müdahalesinin ardından çok sayıda Katalonya'ya destek eylemi düzenlendi.

Diğer yandan yine Madrid'de ve diğer birçok şehirde 'Katalonya İspanya'dır' sloganlarıyla referandum karşıtı gösteriler de düzenlendi.

İspanya televizyonlarında da hararetli tartışmaların yaşandığını ve analistlerin ikiye bölündüğünü görmek mümkün.

Özellikle kimi gazeteciler ve siyaset bilimciler, Katalan lider Puigdemont'u polis şiddetini bağımsızlığı ilan etmek için bahane olarak kullanmakla suçluyor.

İspanya'nın önde gelen gazetelerinden El Pais yazarı Pere Ríos da Puigdemont'un polis tarafından ortaya çıkarılan tabloyu bağımsızlık ilan etmek için kullandığını belirten yazarlardan.

Yine El Pais gazetesinin yazarlarından Félix Ovejero ise polisin yasaları uygulamak adına yapması gerekeni gerçekleştirdiğini, 2 milyon Katalan'ın rahatça oy kullanmasının 'Polis orantısız güç uyguladı' iddialarını boşa çıkardığını söyledi.

Gazete başyazısında ise "anayasaya karşı çıkarak bir bağımsızlık referandumu düzenleyen" Katalan hükümetinin Avrupa'dan yardım dilemesinin 'utanmazca' olduğunu dile getirdi.

Gazeteci Pere Cerón ise Başbakan Rajoy ve muhalefet liderleri Sánchez ile Rivera'nın diyaloğa bu kadar vurgu yapmasına rağmen basının sorularını yanıtlamayı bile kabul etmemelerini eleştirenlerden.

Diğer yandan ana akım İspanya basının Katalonya'da yaşanan şiddete geniş yer vermediği iddiaları da sert bir şekilde dile getiriliyor.

Devlet televizyonu TVE'nin çalışanları, kanal editörlerinin ve yöneticilerinin toplantısını, Katalonya'da yaşananlara dair yapılan yayını protesto etmek için "Utanç" (Vergüenza) yazan pankartlarla çevirdi.

İspanya Adalet Bakanı Rafael Catalá, bağımsızlıkta ısrar etmesi halinde Katalonya bölgesinin özerkliğini askıya alabileceklerini söyledi.

Anayasanın 155'inci maddesinin devreye sokularak ulusal hükümetin özerk bölgenin yönetimine müdahale edebileceğini belirten Catalá, "Biz İspanyolları bölmek için burada değiliz. Ancak birileri İspanya toprağı adına bir bağımsızlık ilan edecek olursa, bunu yetkilerini aştığı için yapamazlar" dedi.

Avrupa Komisyonu Salı günü yaptığı açıklamada, "düzenlenen referandumun İspanya yasalarına göre aykırı" olduğunu dile getirerek Başbakan Rajoy'a bu süreci yönetmesi adına güvendiklerini ifade etti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker'in, yaşananların İspanya'nın iç işleriyle ilgili olduğunu düşündüğü vurgulandı.

Açıklamada, "Eğer referandum İspanya anayasasına göre yasal olsaydı bu topraklar Avrupa Birliği dışına çıkardı" denildi ve 'birlik ile istikrarın' altı çizildi.

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir