Magazin

İpekçi- Çoşar düellosu

Bekir Çoşar'la kısa bir süre önce evlenen Pınar Coşar, Cemil İpekçi'nin kocasını ilaçla uyutup alıkoyduğunu iddia etti

03 Eylül 2008 03:00

Cemil İpekçi'nin uzun yıllar beraber olduğu Bekir Coşar ile evlenen Pınar Coşar, İpekçi'nin kendisini tehdit edip, eşini de alıkoyduğunu söyleyerek savcılığa başvurması magazin dünyasında bomba etkisi yarattı.

Hürriyet gazetesinin kendisiyle yaptığı röportajda yaşadıklarını anlatan Pınar Coşar,  Cemil İpekçi'nin eşini ilaçla uyutup alıkoyduğunu iddia etti.

- Pınar Hanım, Bekin Coşar'la nerede, nasıl tanıştınız?

Bekir'le, ortak arkadaşlarımız vasıtasıyla beş yıl önce tanıştım; ama flört falan yoktu aramızda. Sadece çok iyi arkadaştık.

- Anladım... Ne iş yapıyorsunuz?

Ben bayan kuaförüydüm. Ama şimdi yapmıyorum...

- Peki ne zaman flört etmeye başladınız Bekir Bey'le?

Dört ya da beş ay önce. Her şey bir anda gelişti, o anı tarif edemem...

- Bekir Bey, flört etmeye başladığınız günden itibaren hep sizin yanınızda mıydı?

Evet, her gün görüşüyorduk. Zaten Bekir'le mayıs ayından itibaren görüşmeye başladık. Yani flört etmeye başladık. O dönemden beni hep benim yanımdaydı Bekir.

- Yani Cemil Bey'le görüşmüyordu...

Evlenmeden önce Bekir onunla bağını koparmıştı. Görüşmüyorlardı. Cemil Bey polise gidip, "Bekir sarhoş oldu, benim kapıma dayandı" gibi ifade vermiş. Öyle bir şey yok. Bekir böyle bir şey yapmadı...

- Peki beş yıl öncesine dönersek, Bekir Bey'i tanıdığınızda Cemil İpekçi'yle bir ilişkisi var mıydı?

Bu konuda hiçbir şey sormadım kendisine. Gazetelerde ne çıkıyorsa onları okuyorum. Sağdan soldan duyumlar alıyordum ama bu konuyla çok ilgilenmiyordum. Sonuçta o dönem benim arkadaşımdı Bekir. Dolayısıyla bu mevzuyu hiç konuşmadık. 

- Evlenme kararı aldığınızda eşinizin Cemil Bey'le bir ilişki yaşadığını biliyordunuz değil mi?

Evlenme kararı aldığımızda tabii ki eşime, "Cemil İpekçi'yle bir ilişki yaşadın mı, yaşamadın mı" diye sordum. Fakat kendisi bana öyle yazılanlar gibi aralarında bir ilişki olmadığını söyledi...

- Yani Cemil İpekçi'yle sevgili olmadıklarını söyledi?

Evet, aynen bunu söyledi...

- İnandınız mı?

Yani, ne kadar inanabilirim ki. Ben onu öyle kabullendim. Sonuçta herkesin geçmişinde bir şeyler olabilir, yaşanabilir. Önemli olan insanları olduğu gibi kabullenmektir. Ben de Bekir'i her şeyiyle kabullendim...

- Aşık oldunuz ve gözünüz hiçbir şey görmedi...

Evet, öyle...

- Bu, zor kabullenilecek bir durum oldu mu sizin için?

Hayır olmadı. Ve asla "Keşke evlenmeseydim, tanımasaydım" da demedim. Farkındaysanız ben bir mücadele veriyorum. Sevmesem, aşık olmasam bu mücadeleyi niye vereyim? Cemil Bey'in telefon konuşmaları da ilginç. Sanki ben elinden bir şeyi almışım gibi davranıyor. Benimle sürekli bir savaş içerisinde. Ben kimseyi, kimsenin elinden almadım.

- Bekir Bey mi sizin peşinizden koştu?

Yani... Sonuçta biz bir flört dönemi de yaşayabilirdik. Birden bire kalkıp evlenmezdik. Bekir'in ısrarlarına dayanamayarak evlendim ben. Ve Bekir çok mükemmel birisi. Ben onunla çok mutluyum.

- Peki eşiniz gay ya da biseksüel mi?

Öyle bir şey varsa bile ben o insanı o şekilde kabullenip, evlendim. Bir imza attım. Ben onu bir şekilde kabullendim. Benim için önemli olan benimle birlikteyken yapacakları. İlişkimiz içindeyken nasıl davranacağı önemliydi... Ben mutluyum.

- Peki sizden sonraki hayatı nasıl oldu Bekir Bey'in? Karşınızda dört dörtlük bir erkek mi var?

Evet, ne bir fazla, ne de bir eksik. Bir koca gibi işte. Her anlamda üstüne düşen görevi yerine getiriyor. Ben doğru olanı söylüyorum. Yine söylüyorum biz çok mutluyuz.

Evlendikten sonra tehditler başladı

- Evliliğe karar verdiğiniz andan itibaren Cemil İpekçi'nin de tehditleri mi başladı?

Evet... Flört döneminde herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Taa ki kına geceme kadar. Cemil Bey, kına gecemi bana zehir etti. Telefon etti. İlk olarak annemle diyaloğa geçti. Sonra benimle konuştu. Bir sürü anlamsız kelime söyledi. Yıldırma politikası uyguladı.

- Neler söyledi size?

Bir kere kına gecemin olacağı yere birlikte çalıştığı bir arkadaşını gönderdi. Bu çok rahatsız etti. Sonra telefonda bana Bekir'in biseksüel olduğunu ve benimle mutlu olamayacağını, onun bir kadınla ilişki yaşayamayacağını, benim çok genç olduğumu, böyle şeyler başa çıkamayacağını söyledi. Yani bir şekilde beni sindirmeye çalıştı. Benim de tepkim çok sert oldu. Çok sinirlendim ama biz yola çıkmıştık Bekir'le. Geri dönüşü olmayacak bir yola çıkmıştık...

- Cemil İpekçi sizinle bu şekilde konuşurken, eşinizin tepkisi nasıl oldu? Sizin için, mutluluğunuz için mücadele etti mi?

Tabii ki. Cemil Bey'i arayarak, "Ben evleniyorum, benim yakamı bırak, düş peşimden, sizi rahatsız etme" gibi bir kelimesini duydum. Sonuçta o da bu durumdan çok rahatsızdı...

-  Bekir Bey'in Bodrum'a giderek otel odasında Cemil Bey'e "barışalım" diye yalvardığı, güvenlik görevlilerin dışarı çıkardığı yazıldı...

Böyle bir şey yok. Biz flört etmeye başladığımız günden beri hep beraberiz. O günde 24 saat beraberdik Bekir'le. Bu haberleri Cemil Bey çıkartıyor. Geçen hafta da yine Bekir'in sarhoş olup, kapısına dayandığını falan söylemiş. Bu da doğru değil. Ben bu tür haberlerden çok rahatsız oluyorum. Çevrem de oluyor.

- Evlendikten bir süre sonra savcılığa Cemil İpekçi'den tehdit aldığınızı söyleyerek şikayette bulundunuz...

Evet...

- Aynı dilekçe de eşinizin alıkoyulduğundan da söz ediyorsunuz... Cemil İpekçi eşinizi kaçırdı mı ne oldu?

Eşim kaybolduktan 24 saat sonra bu dilekçeyi verdim ben. Kaçırmak değil de, bunları daha sonra konuşuruz. Fakat onlar benim eşimi alıkoyuldular.

- Cemil Bey'in avukatı Bekir Bey'in kendi isteğiyle gittiğini söylüyor?

Peki ben soruyorum, Bekir nereye gitti ve ben onu nerede buldum?

- Anlatır mısınız lütfen... Eşiniz kaçırıldı mı yoksa kendi rızasıyla mı Cemil Bey'in yanına gitti, ne oldu?

Bakın bundan bir ay önce eşim evden çıktı ve kayboldu... 24 saat sonra onu aklımın ucuna bile gelmeyecek bir yerde, çok zor şartlar altında buldum.

- Nerede buldunuz?

Çok çok kötü bir yerde... Perişan durumdaydı.

- Bir yere mi kapatılmıştı, bağlanmış mıydı, kilitlenmiş miydi?

Kilitli değildi ama dışarı çıkamayacak bir durumdaydı...

- Dövülmüş mü, işkence mi görmüş, tecavüze mi uğramış, nasıl perişan bir durumdaydı?

Hayır öyle bir şey yok. Bunları şimdi konuşamam...

- Nasıl buldunuz siz Bekir Bey'i, o mu aradı sizi?

Hayır, ben kendi çabalarımla buldum. Zaten bu olay olduğu zaman ben emniyete ve savcılığa dilekçelerimi vermiştim. Ama ben eşimi kendi çabalarımla buldum. Perişan ve zor bir durumdaydı... Buldum ve üç gün boyunca o kapının önünden ayrılmadım.

- İçeride kimler vardı?

Bunları söylemeyeceğim.

- Peki madem kilitli değildi, neden dışarı çıkmamış eşiniz?

Çünkü şuuru yerinde değildi... O an verdiği ifadede de şuuru yerinde değildi...

- Eşinizi bulduğunuzda uyuşturulmuş gibi miydi?

İlaç verilmiş... İlacın etkisinden dolayı kendinde değildi. Üç günün sonunda ber oraya polis çağırdım. Hem benim hem de Bekir'in ifadesini aldı polis. Ama eşim o sırada kendinde değildi. Ben de o karmaşanın içerisinde, onu bulmanın heyecanıyla şaşkındım. Dalgınlığıma geldi ve o sırada da Bekir, aldığı ilacın da etkisiyle alıkoyulmadığını falan söylemiş. Ama şimdi o da ifadesini değiştirecek. Ne yaşadığıysa onu anlatacak...

- Kim tarafından, nasıl götürüldüğü var mı ifadesinde?

Evet. Her şey ifadesinde var. O gün Bekir'le birlikte evimize döndük.

- Cemil İpekçi'ye dava açtınız mı?

Evet, açtık. Ve bundan da vageçmeyi düşünmüyorum.

- Hâlâ tehdit alıyor musunuz?

Hayır, kesildi. Ne Cemil Bey'den bir telefon geliyor ne de haber. Ben zaten bu olayı savcılığa verdikten sonra bir daha aramadı. Her şey şu anda durgun. Ben sadece çıkan haberlerden dolayı rahatsız oluyorum. Benim hamile olduğumu falan yazdılar. Bu doğru değil mesela...

- Ne istiyorsunuz?

Ben ve eşim huzurlu olmak istiyoruz. Ben evliliğimi düzgün bir şekilde sürdürmek istiyorum. Ben bu abuk subuk haberler yüzünden evliliğim bitsin istemiyorum. Ben kocamı çok seviyorum. Kocam da beni sevmese benim yanımda olmazdı. Lütfen Cemil Bey artık bizi rahat bıraksın. Haberler yaptırarak bizi yıpratamayacak. Gerçekten geçmiş olsun Cemil Bey'e...

Kolları jiletle kesilmiş halde bana geldi

Pınar Coşar'ın, eşi Bekir Coşar'ı alıkoyduğu, ilaçla uyuttuğu ve tehdit ettiğini ileri sürdüğü Cemil İpekçi'nin avukatı Deniz Oral, müveklilinin kimseyi zorla alıkoymadığının altını çizdi. Oral'ın, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği dilekçede şu ifadeler dikkat çekti: "Bekir Coşar, eşi Pınar Coşar ile birlikte aşırı derecede uyuşturucu alarak ve eşi tarafından kolları jiletle kesilmiş vaziyette eski arkadaşı Remzi Cemil İpekçi'ye sığınmış, arkadaşını bu halde gören müvekkil de Bekir Coşar'ı derhal Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Kliniği'ne götürmüştür. Bekir Coşar, 09.08.2008 tarihinde hiçbir baskı altında olmadan yatış talep ettiği için yatış formunu bizzat kendi imzalayarak hastaneye yatmıştır.






ETİKETLER

haber