Magazin

'Hocam size ne oldu ?'

Siyasette iddialıydı.Bir dönem her gün ekranlardaydı.Özel hayatı ile magazin programlarına malzeme oldu. Yaşar Nuri Öztürk'e ne oldu?

01 Kasım 2009 02:00

Siyasette iddialıydı. Olmadı. Bir dönem her gün ekranlardaydı. Önemli gazetelerde köşe yazıyordu, şimdi ancak kitaplarıyla paylaşıyor düşüncelerini. Özel hayatı ise magazin programlarına malzeme oldu.

Seveni kadar sevmeyeninin de ilgiyle izlediği, kimine göre devrimci, kimine göre kafir biri o. 'Kur'an'ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevrisi'ni yapan ilahiyat profesörü olarak sevip, sayanlar ne kadar çoksa, danışmanıyla yasak aşk yaşadığı iddiaları sebebiyle neredeyse aforoz edenler de o kadar fazla. Magazin programlarında da başrolde, tartışma programlarında da. Ve üstelik bir dönemin 'her taşın altından çıkan adamı' son günlerde birdenbire kabuğuna çekildi, ortada yok: Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ten bahsediyoruz.

Yaşar Nuri Hoca, en son Habertürk'te, Hülya Avşar'ın sunduğu programda görülmüştü. Hülya Avşar, Öztürk'e Fethullah Gülen hakkında ne düşündüğünü sormuş, Öztürk de 'Ne özelliği var Fetullah Gülen'in? Muro hakkında sormuyorsun da Fethullah Gülen hakkında soruyorsun' diyerek Avşar'ı terslemişti. Program ilerlediğinde Öztürk, Avşar'ı AKP'ye yağcılıkla suçlamış ve 'Beni kullanarak AKP'ye yağcılık yapmayın' deyip programı terk etmişti.

O bir tele-vaiz idi

Yaşar Nuri Öztürk'ün Hülya Avşar'ın programını terk etmesi belki de sonun başlangıcıydı. Bu olaydan kısa bir süre sonra Öztürk'ün gazeteyle ilişkisi yönetim kararıyla kesildi. Oysa yıllarca köşe yazdığı Hürriyet'i bırakıp Habertürk'e transfer oluşu aynı yönetim tarafından 'bomba transfer' olarak lanse edilmişti. Biten sadece gazete miydi? Elbette hayır...


Yaşar Nuri Hoca, Habertürk'te Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı ile ortak programa çıkıyor ve özellikle 'İslam dininin nasıl yozlaştırıldığını' anlatıp milyonları ekran başına kilitliyordu. Hoca'nın reytingi boldu. Bu özelliği onu sabah kuşağı programlarının da, tartışmaların da aranan konuğu yapıyordu bir zamanlar. Ancak birden bire ekranlarda göremez olduk onu. Oysa bir dönem televizyonda öyle sık görülüyordu ki, 'tele-vaiz' olarak anılır olmuştu. Gazetede yazmayan, televizyonda da görünmeyen Yaşar Nuri Öztürk, elbette halktan tümüyle kopmuş değil. Kitapları hala çok popüler. 'Kur'an'ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevirisi', 1993-2003 yılları arasında 126 baskı yaparak, 'Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin En Çok Baskı Yapan Kitabı' unvanını aldı, unutmayalım. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, 'Kur'an Açısından Küresel Afetler', 'Türkiye'yi Kemiren İhanet; Allah İle Aldatmak', '400 Soruda İslam', 'Kur'an'ı Anlamaya Doğru' ve daha onlarca eseriyle fikirlerini okurlarıyla paylaşıyor.

Siyasette de hüsran

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, bir röportajında 'Ben bir Kur'an bilginiyim. Bu benim din referansım. Ben sosyal demokratım. Bu da siyasi anlayışım. Ve ben Atatürkçüyüm. Bu üçünden bir sentez yapılması gereğine inanıyorum' demişti. Bu düşüncelerle de siyasete girdi. 3 Kasım 2002 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden İstanbul Milletvekili seçildi. Ancak CHP'de çok kalmayıp istifa etti ve 16 Şubat 2005'te İçişleri Bakanlığı'nca onaylanan ve genel başkanlığını yaptığı Halkın Yükselişi Partisi'ni kurdu. O artık, ilahiyat profesörü, hukukçu, yazar, eski milletvekili ve yeni parti başkanıydı. Üstelik 12 Ocak 2008 tarihinde Yaşar Okuyan'ın genel başkanlığını yaptığı Hür Parti ile birleşip gücünü artırdığından büyük umutlarla seçimlere girdi. Ama seçimlerde onu televizyon ekranlarından gözlerini kırpmadan izleyenlerden beklediği desteği alamadı.


Seçimlerdeki başarısızlık partililerce hazmedilebilirdi elbette ama ah o günlerde ortaya çıkan 'Yaşar Nuri Öztürk danışmanı Şahane Müftüoğlu ile yasak aşk yaşıyor' dedikoduları olmasaydı. Olan olmuş, Prof. Dr. Öztürk, din sohbetleriyle, fikirleriyle, siyasi görüşleriyle, değişim isteyen politikasıyla yer aldığı sayfalarda artık eşi Canan Öztürk'ün feryatlarıyla ve 'aldatma' iddialarıyla manşet olmaya başlamıştı.


Hocanın yasak aşk iddiaları parti içinde büyük sıkıntı yarattı ve Yaşar Okuyan, Halkın Yükselişi Partisi'nden istifa etti. Bu da siyasetteki sonun başlangıcı oldu ve bir süre daha partisinin başında duran Yaşar Nuri Öztürk, 19 Ekim 2009'da 'Bilimsel çalışmalarına yeterince zaman ayıramadığı' gerekçesiyle partisinin genel başkanlığını bıraktı.


Oysa CHP'de yaşadığı hüsranın ardından yeni bir parti kurma fikrini anlatırken, ' 'Cumhuriyet varsa din olmasın' diyenlerle 'Din var. Cumhuriyet gerekmez' diyenler arasında kalan Türkiye'de yeni bir siyasi harekete ihtiyaç var. Böylece dinle Cumhuriyet, maneviyatla sosyal demokrasi barışacak, hurafelerle savaşılacak' demişti.


Büyük umutlarla girdiği siyasetin uzağında şimdi Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk. Onu milyonlara tanıtan, fikirlerini rahatça anlattığı televizyon ekranlarında da görünmüyor. Hiçbir gazetede de yazı yazmıyor.
Bizim de aklımızda bir soru takılı kalıyor: Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, İslam düşüncesi dersleri verdiği New York, Melltown'dan 1987'de döndükten üç hafta sonra, TRT'de Asaf Demirtaş'ın sunduğu bir dini programa çıkmıştı. Kelimenin tam anlamıyla 'çıkış o çıkış'tı. 2009 yılında yine bir televizyon programında yaşanan tartışma sonucu stüdyodan çekip gitmişti.
Yoksa 'gidiş o gidiş' miydi?