Başbakan Ahmet Davutoğlu, aralık ayından itibaren yeni kimliklerin dağıtılacağını söyledi. Davutoğlu, bundan sonra uyuşturucu satıcılarının terör suçlusu muamelesi göreceğini de sözlerine ekledi.
İçişleri Bakanlığı'ndan aldığı brifing sonrası açıklama yapan Ahmet Davutoğlu'nun açıklamasından satır başları:
"Önemli olan içişleri bakanlığımızda temel ilke insan odaklı ve özgürlüklere odaklı yaklaşımı benimsemektir. İçişleri bakanlığımız emniyet genel müdürlüğünden ibaret değildir. Nüfus işlerinden trafik işlemlerine, fark etmediğimiz ama devletimizin huzur ortamını sağlayan uygulamalara karar günlük hayatımızı etkiliyor.
Bugün aldığım brifing güven odaklı brifing değildir. Çok geniş bir spektrumda arkadaşlarımızı dinledim. Türkiye hem bu dinamik değişim sürecini yönetebilecek, sadece tek taraflı yönetimi değil halkla iletişim halinde süren yönetişim imkanlarını sunan bir yapıya dönüşmek zorunda.
Kaymakamlarımızın ve valilerimizin, uluslararası uygulamaları görmek üzere, takviye edilmesi ihtiyaçları neyse bunun karşılanması yönünde çalışma geliştirilmesi kararı aldık.
Valilerimizin dış tecrübe kazanarak sınır bölgelerimizde faaliyet göstermeleri, büyükelçilerimizin iç tecrübe kazanmaları gerekiyor. Bu açıdan genel bir reform anlayışı içinde mülki idarenin insan kaynağı itibariyle eğitimin güçlendirilmesi takviye edilmesi anlamında neler yapılabileceğini ele aldık. Vatandaşlarımıza hizmet anlamında da çok pratik ama vatandaşımızın hayatını kolaylaştıran işlemlerle ilgili bilgi aldım.
'Soyadı değişikliği tek dillekçe ile yapılacak'
Nüfus idaresiyle ilgili. Mesela soyadı değiştirme. Bir çok vatandaşımız için mahkemelere gidilmesi gereken uzun sürecin parçası iken, dilekçeli soyadı değişimi uygun olabilecek. Çok uzun mahkeme süreçleri olmayacak. Doğum ölüm adres değişiklikleri elektronik ortamlarda yapılabilecek.
Aralık ayında yeni kimlikler dağıtılacak
Yine yeni kimlikler ki son derece kullanışlı aralık ayından itibaren verilmeye başlanacak.
İfadenin yerinde alınması. Yani vatandaşlarımızın eğer yaşlıysa engelliyse hatta hiçbir kısıtlayıcı şartlar yoksa dahi ifadeyi evinde iş yerinde verebilecek. Vatandaşlarımızın ifade vermek gibi, ifadelerin normal bir sosyal sorumluluk içinde alınabileceği ortamlar sağlanacak.
İçişleri bakanlığımız vatandaşın hayatını kolaylaştırmakla yükümlü. Tam anlamıyla bir devrim yapacağız. En az vakit enerji kaybettiren nitelikler barındıracaklar. Benim bazen Anadolu’da Trakya’da gittiğimde bir vatandaşım gelir, ben yakınımı kaybettim, çocuk kayıplarını hatırlarız. Ne kadar büyük acılar çekiyoruz. Sms mesajıyla içişleri bakanlığımız bir bölgede çocuk kaybolmuşsa, bütün eşkâli özellikleriyle o bölgedeki bütün telefon sahibi kişilere gönderilecek, duvarlara bu çocuğu gördüyseniz bizi bulun yerine bütün telefonlarda o resim gözükecek. Bu tür durumlarda müdahale etme imkanı olacak.
Temelde devletimizin ve hükümetimizin amacı insanı insanımızı en iyi şartlarda yaşatmak. Onların güvenliklerini teminat altına almak, özgürlüklerini garanti altına almak.
Ülkemizdeki genel asayiş durumunu da ele aldık. Doğrudan ilgili olduğu hususlar dışında, kaçakçılık, uyuşturucuyla mücadele eylem planını açıkladığım zaman vurguladım, uyuşturucu satanları imar edenleri terör suçu işlemişçesine tehdit olarak görüyorum. Bir nesli yok etmeye dönük eylemdir. Kaçakçılık ve diğer konularda da bilgilendirmeleri aldık.
Bizim en başından itibaren vurguladığımız bir kavram var özgürlük-güvenlik uyumu. Uluslararası alanda gelişen imkanlara bakıldığında güvenliği özgürlüğü tehdit eden araçların çeşitliliği ve kapasitesi arttı. Buna karşı devletimizin de en etkin mücadele kapasitesine ulaşmasına lazım. Nihayette, güvenlik insanoğlunun varoluşsal bir alanıdır özgürlükse onurudur. güvenliği temin edeceğim derken özgürlükleri kısıtladığınızda insanın en önemli vasfını sınırlayarak insanlık onurunu tehlikeye atarsanız.
'Özgürlükten taviz vermeyeceğiz'
Son dönemde üzerinde çalıştığımız iç güvenlik reformu özgürlüklerimizi kullanmayı teminat altına alıyor. Özgürlükten taviz vermeyeceğiz. Ama demokratik hakların kullanılması kamu düzeni içinde olur. Bir gösterinin barışçıl biçimde yapılması için güvenlik olması gerekir. Irak’ta Suriye’de barışçıl gösteri yapma imkanı var mı? Yok, çünkü güvenlik yok.
'İki polisimizi vandalizm yüzünden kaybettik'
Son gelişmelerde de gördük ki, özgürlüklerin istismar edilmesi başka insanların yaşam hakkını bile ortadan kaldırıyor. 33 vatandaşımızı iki polisimizi niye kaybettik biz? Tamamıyla şiddet odaklı, gösteri hakkıyla alakası olmayan şiddet odaklı Vandalizm sebebiyle kaybettik. Bir vatandaşımızın hayat hakkı, şiddet eylemlerindeki kullanıldığı iddia edilen haklardan daha önemlidir. Yine mülkiyet özgürlüğü. Şimdi İstanbul’da Ankara’da belli kanaatleri serdetmek kolay, yıllardır biriktirerek ev işyeri sahibini yok eden bir özgürlük olarak görülebilir mi? Teminat alına alacak bir gösteri özgürlüğü olması lazım. Kimsenin herhangi bir mülkiyeti gösterecek şekilde gösteri özgürlüğünü kullanması olmaz. Niyetimiz salt güvenlik tedbirleri almak değil.
Gösteri hakkı da fikir ifade özgürlüğü de en iyi şekilde korunabilirsin. Ama suç işleyenin de işlediği suç yanına kar kalmaz, kalmamalıdır. Aksi takdirde insanları suça teşvik etmiş oluruz. Bu dengeyi koruyacak, AB standartlarında temel kriterleri karşılayan, bunları aşındırmayan bir güvenlik reformu çerçevesini oluşturmak üzere çalışmalara devam ediyoruz. Bunun iki unsuru var. Bir insan unsuru, alanda mücadele eden bu özgürlükleri korumak, güvenliği tehdit eden unsurları da ortadan kaldırmak için mücadele eden emniyet ve jandarmanın, insan unsurunun iyi donatımının eğitiminin iyi yapılması, hangi alanda hangi güvenlik biriminin nasıl kullanılacağının net şekilde tanımlanması, her türlü senaryoya hazır şekilde gerekli donanımlara tecrübelere sahip olması konusunda çok ciddi tedbirler alacağız.
'Toplumsal olayların kitlesel şekilde olduğunda onun da, öyle tedbirler alınacak ki...'
Artık güvenlik temin ederken de, bazen salt insan unsurunun yapacağı bir etkin bir müdahaleyi daha iyi bir donanımla yapmak mümkün olabilir. Alt yapıyı yenileyeceğiz. Gösteriler kesinlikle haktır engellenmeyecektir. Sınırlayan hiçbir tedbir getirmeyeceğiz. Herkesin ifade gösteri hakkını kullanma imkanını muhafaza edeceğiz. Toplumsal olaylar söz konusu olduğunda, müdahale edilecek. Toplumsal olayların kitlesel şekilde olduğunda onun da, öyle tedbirler alınacak ki göstericilerin de şiddet içerirse, silah ve kaba kuvvet kullanılmaya kalkarsa, provokasyon çatışma ve iç kargaşa çıkarma eylemi olarak görülür. Gösterilerde en müşfik şekilde emniyet görevlilerimizi göreceksiniz. Ama birisi başka bir vatandaşımızın hayat hakkını yok etmeye yönelirse, Molotof atmak vardır, maske takıp kendi kimliğini gizleyerek, sivil çatışma ortamı sağlamak vardır, bunlara da tolerans gösterilmeyecek. Onlara tolerans gösterirsek barışçıl gösteri yapmak isteyenler meydan bulamazlar.
Bu olaylar sürerken, bir grup başka görüşte insan çıkıp ben barışçı gösteri yapmak istiyorum deseydi yapabilir miydi? O silahlı çeteler vandallar şehir teröristleri oradayken başka bir görüşteki birisi gösteri yapma imkanı olabilir miydi? Bugün başka bazı ülkelerde gördüğümüz gibi. Bizim üzerinde çalıştığımız güvenlik reformu polisiye tedbirler paketi değildir.
Her şey hukuk kuralları içinde olur. Hukuk kuralları dışına çıkan her uygulamaya yargıya teslim etmek emniyetin görevidir. Alınabilecek kısa orta uzun vadeli her türlü tedbir alınacak. Ama kimse ülkemizin huzurunu halkımızın barışını ve güvenliğini özgürlüğünü tehdit etme cüreti gösterilmeyecek."