Gündem

HDP, Altan Tan'ın Ensar Vakfı açıklamasını görüşecek

Tan, Ensar Vakfı'ndaki tecavüz skandalına ilişkin "Bale kursunda bir seks skandalı oldu diye bütün balerinleri suçlamak yanlış" demişti

15 Nisan 2016 16:25

HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın Karaman'da Ensar Vakfı'na ait evde yaşanan çocuk istismarı ile ilgili söylediği “Bale kursunda seks skandalı oldu diye tüm balerinleri suçlamak yanlış” sözleri partisinin Merkez Yürütme Kurulu’nda gündeme gelecek. 

“Bale kursunda bir seks skandalı oldu diye bütün balerinleri suçlamak veya HDP’li belediyede buna benzer birşey olduğu vakit tüm HDP camiasını suçlamak, MHP’yi, CHP’yi suçlamak yanlış." Bu, Halkların Demokratik Partisi Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın Ensar Vakfı’na ait evde yaşanan çocuk tacizi ile ilgili bir soruya verdiği yanıt. Tan’ın bu sözleri yaklaşık bir haftadır tartışılıyor. Tan, sosyal medya ve partisi içinden gelen eleştirilere yanıt verdiği bir basın toplantısında o sözlerini tekrarladı:

“...bale kursunda bir seks skandalı oldu diye bütün balerinleri suçlamak veya HDP’li bir belediyede buna benzer bir şey olduğu vakit bütün bir HDP camiasını suçlamak veya bütün MHP’yi suçlamak veya bütün CHP’yi suçlamak, bu da yanlış bunu söylüyoruz. Ama bu kimseyi kesmiyor, niye kesmiyor? Ya bütün vakıf ve cemaatlere küfredeceksin. Hükümete küfredeceksin. Veya tüm bunları koruyup kollayıp tüm bunların üstünü örtmeye çalışacaksın. Ben ikisini de yapmıyorum."

Önce sosyal medya üzerinden başlayan tepkiler şimdi başka bir platforma, partinin yönetim organı Merkez Yürütme Kurulu’na taşındı.

Bu hafta içinde konuyla ilgili bir toplantı yapan HDP Kadın Meclisi üyeleri Altan Tan’ı Twitter’dan şu sözlerle eleştirdi: 

Erkek kavgasına, erkek olarak kayıtsız (!) kalamayan Altan Tan’ın söylediklerini kabul etmiyoruz. Konu; seks, cinsellik değil, çocuk istismarı” sözleriyle gösterilen tepki MYK toplantısında da yine kadın üyeler tarafından gündeme getirilecek.

Şimdi bu eleştiriler partinin bugün sabah toplanan Merkez Yürütme Kurulu’nda ele alınacak. HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, konunun MYK toplantısında ele alınacağını söyledi. Ancak konuyla ilgili henüz Altan Tan’a parti kanallarından ulaşan bir bilgi yok. Al Jazeera’nin edindiği bilgiye göre yaptığı açıklamaya ilişkin olarak Altan Tan ile temas kuran bir partili de olmadı ve “Tan, tepkileri basın üzerinden takip ediyor.

Al Jazeera’den Gonca Şenay'ın haberine göre, Altan Tan’ın bu sözlerinin MYK’da nasıl ve hangi taleple gündeme geleceği de belli değil. Tan hakkında bir işlem yapılması talebi gündeme gelirse bu MYK sonrasında yapılacak açıklamayla belli olacak.

 

Partiyle ilk ters düşmesi değil

 

Bu, Altan Tan’ın partisiyle ilk ters düşmesi ya da ilk görüş ayrılığı değil. Altan Tan daha önce de partisine yönelik eleştirileri nedeniyle tepkilerin odağı haline gelmişti. Partisini kamuoyu önünde ilk defa HDP projesinin gündeme geldiği dönemde eleştiren Tan, 2014 yılında yapılan yerel seçimlerin ardından 14 Nisan 2014’te Al Jazeera’ye verdiği röportajda, “HDP Türkiye’deki marjinal solun partisi haline geldi. Zaten Türkiye’de bunların ciddi bir oy tabanı, halk tabiriyle müşterisi yoktu. HDP’ye yine BDP seçmeni oy verdi, aldığı oyun yüzde 99’u Kürt seçmenin. Tüm muhalefeti kucaklama iddiasında olan HDP, kuruluşundan itibaren Türkiye’deki marjinal solun örgütlenmeye çalıştığı, üzerine Kürtlerin ilave edilmek istendiği bir organizasyon şekliyle ortaya çıktı. BDP artı HDP yüzde 6,5 oy almış, bu ne özerkliğe yeter ne de Kürdistan’ın statüsünün daha da belirginleştirilmesine” ifadelerini kullanmıştı.

Tan’ın parti içinde tepki gördüğü bir diğer açıklama ise PKK’nın hendeklerle çatışmaları şehirlere taşımasının ardından örgüte gösterdiği tepki oldu. 28 Eylül 2015 günü Cumhuriyet Gazetesi’ne konuşan Tan, “Yakarak, yıkarak, halkın yarısını perişan ederek elde edeceğiniz sonuç barış değil. Pirus zaferi, o da zafer değildir. Burada hem PKK’ye hem devlete sözümüz var.” ifadelerini kullanmıştı.

Altan Tan, son olarak kongre sonrasında parti yönetimi dışında kaldıktan sonra 12 Şubat 2016'da Al Jazeera’ye verdiği bir röportajda Kürtlerin haklarını elde etmek için savaşmayı ve silahlı mücadeleyi istemediğini belirtmiş, seçmen kitlesi temel olarak muhafazakâr Kürtlerden oluştuğu halde partide Türk solunun yüzde 80-90 oranında temsil edildiğini söylemişti.