Gündem

Hassas bir araştırma konusu olarak Türkiye'deki mühendislik fakültelerinde cinsiyetçilik algıları

Bu yazı, devlet üniversitelerindeki farklı mühendislik dallarında çalışan elli iki akademisyenle yapılan görüşmelere dayanarak çeşitli nedenlerle Türkiye'de mühendislik fakültelerinde cinsiyetçiliği olası bir hassas araştırma konusu olarak sunmaktadır

19 Nisan 2023 00:00

Doç. Dr. Fatma Fulya Tepe*

Üniversitelerde özellikle mühendislik fakültelerinde cinsiyetçilik bilinen bir problemdir; ama buna rağmen üzerinde araştırma yapması zor bir konudur. Bu yazı, devlet üniversitelerindeki farklı mühendislik dallarında çalışan elli iki akademisyenle yapılan görüşmelere dayanarak çeşitli nedenlerle Türkiye'de mühendislik fakültelerinde cinsiyetçiliği olası bir hassas araştırma konusu olarak sunmaktadır. Bu nedenlerden biri, görüşmeler sırasında, araştırma katılımcılarının üniversitelerindeki cinsiyetçi ortam nedeniyle kurban konumuyla olası bir özdeşlemeleri ve bundan kaynaklanan bir özsaygı kaybı yaşamalarıdır. Devlet üniversitelerinde cinsiyetçiliğin olası bir hassas araştırma konusu olmasında başka bir sebep, akademisyenlerin, bu konuda bir araştırma için görüşme vermesinin üniversite yönetimi tarafından öğrenilmesi halinde görüşme verenlere yönelik ortaya çıkması beklenebilecek potansiyel onaylamama durumudur. Cinsiyetçiliğin hassas bir araştırma konusu olmasının üçüncü nedeni, araştırma katılımcılarının, verdikleri bilgilerin araştırmada nasıl işleneceği ve kullanılacağı konusunda araştırmacıya kısıtlar koyması, araştırma katılımcılarının anonimliklerini koruma isteği ve aynı zamanda kendilerine cinsiyetçilik yapanların isimlerini açığa çıkarma isteğidir. Bu çalışmadan çıkarılabilecek bir sonuç, üniversitede cinsiyetçilik konusunda yapılacak araştırmaların, araştırmada anahtar kişi fonksiyonu görebilecek güçlü akademisyenlerin desteğinin gerektirmesidir.

Batı dünyasında üniversitede toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda yapılan çalışmalar en azından 50 yıl kadar geriye gidebilmektedir. (Lewin & Duchan 1971; Jones & Lovejoy 1980; Tripp-Knowles 1995). Türkiye'de ise bu konudaki ilk nitel araştırmalar ise 1980'lerde başlamıştır (Acar 1983; Köker 1988; Acar 1991a, Acar 1996). 2000'lerden itibaren Türkiye'de kadın akademisyenler konusunda ilgi artmıştır. (Özkanlı & Korkmaz 2000a, 2000b, Adak & Cömertler 2005; Şentürk 2012; Poyraz 2013; Ayyıldız Ünnü & Baybars & Kesken 2014; Öztan & Doğan 2015; Yenilmez 2016).

Kadın akademisyenler konusunda yapılan ilk nitel çalışmalar, kadın akademisyenlerin akademik ve özel yaşamına çok yönlü olarak odaklanmakta ve üniversitede toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunu sadece bir alt tema olarak ele almaktaydı. Üniversitelerde cinsiyet eşitsizliğine alt tema olarak olsa da yer veren çalışmaları sayısı da fazla değildir (Acar 1983; Köker 1988; Acar 1991a; Acar 1996; Durakbaşa 1998; Özkanlı and Korkmaz 2000a; Özkanlı and Korkmaz 2000b; Ergül et. Al. 2012; Poyraz 2013; Yenilmez 2016). Önemli bir kısmı nicel olan bu çalışmaların çoğunda ortaya çıkan bulgu Türkiye'de üniversitede cinsiyet ayrımcılığı olmadığı yönündedir. Ancak Ferhunda Özbay, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı'nın 12 Nisan 1997'de düzenlediği "Bilimde Cins Ayırımcılığı: Bilim Kadınlarının Tanıklıkları" başlıklı toplantıda bilimde cinsiyetçilik konusunun zor açığa çıkartılabilecek ve ciddi ve uzun süreli araştırılması gereken bir konu olduğunu söylemiştir (Durakbaşa 1998: 36). Türkiye'de önemli cinsiyet ayrımcılıkları olmasına rağmen araştırmalarda üniversitede cinsiyetçiliğin bulgular arasında çıkmamasının bir sebebi de bu konunun üzerinde kimsenin konuşmak istemediği hassas bir araştırma konusu olmasından kaynaklanabilir.

Hassas bir araştırma konusu, "katılanlara potansiyel olarak önemli tehditler getiren, ortaya çıkması araştırmacı ve/veya araştırılan için araştırma verisi toplamasını, saklamasını ve/veya yayılımını sorunlu hale getiren" bir konu olarak tanımlanmaktadır (Lee & Renzetti 1993). Lee ve Renzetti'ye göre bağlamına göre herhangi bir konu hassas konu olabilirken, bazı konular diğerlerinden daha tehdit edicidir. Bunlar

  • Araştırma özel alana girdiği ya da bazı kişisel deneyimlerin detayına girdiği zaman
  • Çalışma sapma ve toplumsal kontrolle ilgili olduğu zaman
  • Güçlü insanların çıkarlarına ya da baskı uygulamasına veya tahakkümüne etki ettiğinde
  • Araştırılan kişilere kutsal olan şeylerle ilgilendiğinde ve onlar bunlara saygısızlık edilmesini istemediğinde (Lee & Renzetti 1993: 6) 

Türkiye'deki üniversitelerdeki cinsiyetçilik konusu yukarıda hassas bir araştırmanın özellikleri olarak sayılan özelliklerin hepsini taşımaktadır. Üniversitede cinsiyetçilik deneyimlerini açığa çıkarmak araştırmaya katılanları kurban konumuna indirgediği için, onların özsaygılarına önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Ayrıca cinsiyetçilik hakkında konuşmak çoğu zaman katılımcıların en azından geçici bir süre için savunma mekanizmalarını kullanmamaları anlamına gelir ki bu da cinsiyetçi deneyimler hakkında konuşmak özsaygıyı daha da düşürdüğü için katılımcılar açısından oldukça güçsüzleştirici olabilir. Cinsiyetçilik konusu hem kurbanlar açısından hem de cinsiyetçiler açısından, sapma, sosyal kontrol, güç ilişkileri ve statüyle ilgili olduğu için hassas bir konudur.

Bu araştırmaya katılan bazı akademisyenler özsaygıları üstündeki olumsuz etkisinden dolayı üniversitede cinsiyetçiliğin hassas bir araştırma konusu olduğu fikrine katıldılar. Bir araştırma katılımcısı cinsiyetçilik yapıldığından bahsedilmesi durumunda bunun normalleşmesi ihtimalinden bahsetti. Bu korku uyandıran ihtimal hem pozitif hem de negatif bakımdan anlaşılabilir. Kadınların kendine güvenli ve çıkarlarını gözeten kişiler olduğunu varsayarsak, cinsiyetçilik konusunda konuşmayı ve şikayet etmeyi reddetmek bir başa çıkma stratejisi olarak görülebilir: "Önemsemezsek, cinsiyetçilik unutulur ve biz de kurban gibi görülmeyiz". Başka bir araştırma katılımcısı daha cinsiyetçi yaklaşımları önemsememeyi, göz ardı etmeyi, ve unutmayı cinsiyetçilikle başa çıkmada bir yol olarak kullanmaktadır. Önemsememeyi negatif açıdan ele alırsak cinsiyetçiliğin üstü kapalı bir kabulü gibi görünebilir. Bu durumun sonucunda cinsiyetçilik problemi çözümlenmeden kalır ve kadınların bilimsel kapasitesi kullanılmamış olur. Bu da bilimsel dünyanın fakirleşmesi anlamına gelir. Diğer taraftan bir araştırma katılımcısı akademide cinsiyetçiliği konuşma isteksizliğinin bir başa çıkma stratejisi olduğunu da onaylamaktadır. Bu araştırma katılımcısı bu tür şeyleri dile getirmenin bir zavallılığa işaret ettiğini ve bunu da kimsenin istemediğini söyledi. Yani burada araştırma katılımcısı, cinsiyetçilik deneyimleri hakkında konuşmanın kurban statüsünü kabul etme ve bu yüzden bir özsaygı kaybı anlamına geldiğini önermektedir. Bu yüzden kendilerini korumak için kadınlar cinsiyetçilik deneyimleri konusunda konuşmak istemeyebilirler ve sanki üniversitede cinsiyetçilik yokmuş gibi davranabilirler. Bu aynı zamanda özsaygı kavramının hassas araştırmalardaki önemine işaret edebilir. Böyle araştırmalarda katılımcılar kurban olma deneyimlerini açığa çıkararak kendilerini en azından kendi gözlerinde incinebilir kılmaktadırlar. Ayrımcılığa ya da cinsiyetçi muameleye maruz kaldığını açıkça onaylamak kişinin kafasında o muamelenin tekrarı gibi yaşanabilir. Bu nedenle kişi özsaygısını korumak için kendisini cinsiyetçilik kurbanı rolüyle tanımlamakta isteksiz olabilir ve bunun yerine böyle bir şeyi deneyimlemediği ama hakkında bilgi sahibi olduğu bir konu olarak tanımlayabilir. Üniversitede cinsiyetçilikle başa çıkmada inkar önemli bir savunma mekanizması olsa da, cinsiyetçiliği önemsememenin mümkün olmadığı durumlar da vardır.

Bu araştırmada, anonimlik ile ilgili meseleler de cinsiyetçiliğin hassas bir araştırma konusu olduğunu ortaya koymuştur. Örneğin bir görüşme sırasında bir araştırma katılımcısına bu araştırma ile ilgili makalelerimde araştırma katılımcılarının ve üniversitelerin isimlerini kullanmayacağıma dair güvence verdiğimde, bu araştırma katılımcısı bunun rahatlatıcı olduğunu çünkü üniversite yönetiminin akademisyenlerin cinsiyetçilik gibi konularda görüşme vermesinin hoşuna gitmeyebileceğini söyledi.  

Bununla birlikte, cinsiyetçilik konusunda araştırma hassasiyeti bazen ters yönde yani açığa vurma arzusu olarak ortaya çıkabilir. Görüşme yaptığım bir kadın profesör maruz kaldığı ayırımcılıktan dolayı o kadar kızgındı ki bana sorumluların isimlerini verebileceğini ve araştırmamda bu kişinin ismini kullanabileceğimi söyledi. Bu tür durumlarda, araştırmadaki katılımcıların anonimliğini korumak en iyi yol olarak ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca bazı araştırma katılımcıları araştırmacıya yapılan görüşmeleri sadece araştırmacının dinlemesi ve çözümlemesi konusunda koşul koymuştur. Bazı araştırma katılımcılarına verdikleri bilgileri sadece uluslararası yayınlarda kullanma koşulu koyabilecekleri söylenmiştir ve bir araştırma katılımcısı verdiği bilgilerin sadece küçük bir bölümü için bu seçeneği kullanmayı tercih etmiştir. Araştırmacıya koyulan bu koşullar üniversitede cinsiyetçilik konusunun hassas bir araştırma konusu olarak görülebileceği fikrini desteklemektedir.

Bu yazıda Türkiye'deki üniversitelerde cinsiyetçilik algılarının hassas bir araştırma konusu olabileceği tartışılmıştır. Burada araştırmanın hassasiyeti, araştırma katılımcılarının kurban konumuyla olası bir tanımlanmaları ve sonuç olarak ortaya çıkan özsaygı kaybından kaynaklanır. Cinsiyetçilik konusunda bir görüşme yapıldığının anlaşılması durumunda üniversite tarafından olası bir onaylanmama da başka bir hassasiyet kaynağıdır. Benzer şekilde araştırma katılımcılarının anonimliğini koruma ya da cinsiyetçilik uygulayanların isimlerini açığa vurma istekleri ve ayrıca verdikleri bilgilerin işlenmesiyle ve kullanılmasıyla ilgili araştırmacıya koydukları kısıtlar Türkiye'de mühendislik akademiyasında cinsiyetçiliğin hassas bir araştırma konusu olduğu görüşünü desteklemektedir.


REFERANSLAR

Acar, F. (1983). Turkish Women in Academia: Roles and Careers. ODTÜ Gelisme Dergisi, 10(4), 409–446. 

Acar, F. (1991). Women in Academic Science Careers in Turkey. In Women in Science, Token Women or Gender Equality (pp. 147–173). Oxford, UK: Berg.

Acar, F. (1996). Türkiye’de Kadın Akademisyenler: Tarihsel Evrim ve Bugünkü Durum. In Akademik Yaşamda Kadın (pp. 78–87). Türk-Alman Kültür İşleri Kurulu Yayın Dizisi No. 9. 

Adak-Özçelik, N., & Cömertler, N. (2005). Türkiye’de Akademide ve Akademik Yönetimde Kadınlar. Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 8(2), 5–22.

Durakbaşa, A. (1998). Cumhuriyet döneminde modern kadın ve erkek kimliklerinin oluşumu: Kemalist kadın kimliği ve ‘münevver erkekler’. In A. Berktay Hacımirzaoğlu (Ed.), 75. Yılda kadınlar ve erkekler, (pp. 29–51). İstanbul: Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı.

Ergöl, Ş., Koç, G., Eroğlu, K., & Taşkın, L. (2012). Türkiye’de Kadın Araştırma Görevlilerinin Ev ve İş Yaşamlarında Karşılaştıkları Güçlükler. Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 2(1), 43–49.

Jones, J. M., & Lovejoy, F. H. (1980). Discrimination against Women Academics in Australian Universities. Signs (Chicago, Ill.), 5(3), 518–526.

Köker, E. D. (1988). Türkiye’de Kadın, Eğitim ve Siyaset, Yüksek Öğrenim Kurumlarında Kadının Durumu Üzerine Bir İnceleme (Unpublished doctoral dissertation). Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Lewin, A. Y., & Duchan, L. (1971). Women in Academia. Science, 173(4000), 892–895.

Machado-Taylor, M., & Özkanlı, Ö. (2013). Gender and Academic Careers in Portuguese and Turkish Higher Education Institutions. Education in Science,38(169), 346–356.

Özkanlı, Ö., & Korkmaz, A. (2000a). Turkish Women in Academic Life: Attitude Measurement Towards Gender Discrimination in Academic Promotion and Administration. In Emerging Economies: Academy of Business Administrative Sciences 2000 International Conference Proceedings (p. 56). Prague: St. Bonaventure University.

Özkanlı, Ö., & Korkmaz, A. (2000b). Kadın Akademisyenler. Ankara Üniversitesi Yayını.

Öztan, E., & Doğan, S. N. (2015). Akademinin cinsiyeti: Yıldız Teknik Üniversitesi örneği üzerinden üniversite ve toplumsal cinsiyet. Çalışma ve Toplum, 46(3), 191-221. 

Poyraz, B. (2013). Akademi Kadınların Cenneti mi?: Ankara Üniversitesi Örneği. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 4(2), 1–18.

Renzetti, C., & Lee, R. M. (1993). The problems of researching sensitive topics: An overview and introduction. In C. Renzetti & R. M. Lee (Eds.), Researching Sensitive Topics (pp. 3–13). Newbury Park, CA: Sage Publications.

Şentürk, İ. (2012). Üniversitede kadın olmak: akademik örgütte toplumsal cinsiyet sorunu: nitel bir çalışma. Kadın/Woman 2000, 13(2), 13-46.  

Tripp-Knowles, P. (1995). A review of the literature on barriers encountered by women in science academia. Resources for Feminist Research, 24(1/2), 28–34.

Ünnü, N. A. A., Baybars, M., & Kesken, J. (2014). Türkiye’de kadınların üniversiteler bağlamında yetki vekarar verme mekanizmalarına katılımı. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 42, 121–133.

Yenilmez İnce, M. (2016). Women in Academia in Turkey: Challenges and Opportunities. The Journal of American Science, 14(28), 289–311.


* İstanbul Aydın Üniversitesi