Gündem

'Halk Ekmel Bey'i bağrına bastıkça, ekmek sloganını beğenmeyenler mosmor oluyor'

Reklamcı Ateş İlyas Başsoy: Ekmeleddin İhsanoğlu kampanyasını oğulları Aziz ve Orhan yürütüyor

17 Temmuz 2014 12:14

2009 yerel seçimlerinde CHP’nin Antalya’daki seçim başarısının mimarlarından olan reklamcı Ateş İlyas Başsoy, “Ekmek için Ekmeleddin” sloganını kendisinin bulunduğu iddialarını yalanlasa da, sloganı çok beğendiğini söyledi.

Başsoy, "Reklamcılığın ustası David Ogilvy bazı reklamlar ‘gece geçen gemi’ gibidir der. Kimse ne karşı çıkar ne de hakkında konuşur. Ekmek için Ekmeleddin boğazdan geçen uçak gemisi gibi… Slogan ortaya çıktığında telefonla fikrimi sordular: 'Milletin kaymağını yiyen sosyete alay eder, ekmek parası için gece gündüz çalışan halk bağrına basar' dedim. Logosu ampul olan bir partiye bu ülkenin %50’si gönül veriyor" dedi.

Başsoy, “Bir kesim tarafından yerden yere vurulacağını, işin ‘ekmek içi köfte’ye varacağını çalışma grubundaki herkes öngörmüştü. Slogana berbat diyenler devam ettiği sürece camii kahvesindeki Hüseyin Amca ‘Niye berbat olsun, ekmek nimettir ona berbat denir mi, çarpılırsın’ diyor ve Ekmel Hoca’yı sahipleniyor. İşte o zaman sosyetiklerin hepsi mosmor kalıyor” diye konuştu.

Radikal Yayın Koordinatörü Ezgi Başaran, reklamcı Ateş İlyas Başsoy'la, muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nun sosyal medyada çokça eleştirilen "Ekmek için Ekmeleddin" sloganını konuştu.

Ezgi Başaran'ın Ateş İlyas Başsoy'la yaptığı söyleşi şöyle:

Ateş Bey, Ekmek için Ekmeleddin kampanyasını sizin yaptığınız söyleniyor, doğru mudur?

-Bu soru çok geldiği için anladım ki bunu açık ve net bir biçimde anlatmam gerekiyor. Ekmeleddin İhsanoğlu kampanyasını oğulları Aziz ve Orhan yürütüyor. Herhangi bir reklam ajansıyla kurumsal bir ilişkileri yok. Bir çok reklam ajansından sunumlar almışlar ama hiç birisinde tam aradıklarını bulamamışlar. İki hafta önce de benden bir sunum istediler. CHP veya MHP değil, Ekmel Bey bizzat istedi. Ben de bireysel olarak gittim ve zaman zaman üniversitelerde yaptığım bir sunumdan bir bölüm anlattım. İlk sözüm bu işin reklamla olamayacağıydı. Onlar da fikirlerimi çok beğendiklerini söyleyip beni kendi ekipleriyle tanıştırdılar. Her biri akademik ve iş hayatında çok çok başarılı 30-35 kişilik bir gruptu. O grubun beyin fırtınasına dahil oldum diyebilirim.

Ekmek için Ekmeleddin o gruptan mı çıktı?

-Evet ve aslında bu lafın sahibi hiç kimse. Ben bu işin reklam ajansı değilim. Sözünü ettiğim grubun kreatif direktörü de değilim. Oraya gidip sunum yapan bir bireyim.

Peki niye ihale size kaldı?

-Birkaç yıl önce “AKP neden kazanır, CHP neden kaybeder” başlıklı bir kitap çıkarmıştım. Bayağı popüler olmuştu. O kitapta 2009 yılında Antalya seçimleriyle ilgili yaşadığım bir deneyim üstüne CHP ile ilgili analizler var. Oradaki deneyim, o kitap derken… Sonuç itibariyle benzer mantıktaki bir fikir benim elimden çıktığı için Ekmel Bey’in kampanyasını da benim yaptığım düşünülmüş olabilir. Antalya belediye başkan adayı için yaptığım “Yaparsa hoca yapar” kampanyası da ilk etapta bir infial koparmıştı.

Hangi cenahta infial koparmıştı?

-CHP’li, okuryazar insanlar arasında. “Hayatımızda gördüğümüz en iğrenç slogan. Slogan bile değil. Bunu bulan kişi kendisini Antalya’nın falezlerinden atsın” demişlerdi. Bir ay sonra sloganın etkisini gördüklerinde yavaş yavaş sesler kesilmeye başlamıştı. Ekmek için Ekmeleddin de benzer tepkiler oluştuğu için oklar beni gösterdi. Bunlar gizli bilgi değil, hepsini AKP de, CHP de okudu.

Sizin sloganlarınız CHP’li dediğiniz kesime niye ters geliyor?

-Sözünü ettiğim CHP’lilerin büyük bölümü okumuş kesim. Bütün dünyanın kendilerine inanmasını istiyorlar. Çok eminler... Ben okumuşların gönül gözünün kapalı olduğunu düşünüyorum. Geçmişlerini inkar etmenin içselleştirildiği yalıtılmış bir çevrede yaşıyorlar.

Geçmişlerini inkar etmekten kasıt nedir?

-Anneannesinin başının örtülü, dedesinin köylü olduğunu saklamak yaşamsal reflekse dönüşüyor bir kısmı için. Kastettiğim bu. Bu inkar refleksi toplumla ilgili her şeyi de reddetme meselesine dönüşüyor. Bir adam ya da kadın düşünün. Aylık geliri son derece mütevazi ama elitist. Tuhaf bir durum. Hayatımda elit olan hiçbir elitist, elitist olan hiçbir elit görmedim. Dolayısıyla elit olmakla elitistliği ideoloji haline getirmek arasında gece gündüz kadar fark var.

Siz bir reklamcı olarak “Ekmek için Ekmeleddin” sloganını beğendiniz mi?

- Sloganın sahibi olmadığımı açıkladıktan sonra bu konuda rahatça konuşabilirim. Elbette çok beğendim çünkü bir saat sunum yaparak anlatacağımız şeyi halka üç kelimeyle anlatıyorsunuz ve halkın gönlü o kadar açık, bunu anında anlıyor. Zaten bu cumhurbaşkanlığı yarışında bildiğimiz anlamda reklam yaparak yarışmak zor.

Niye?

-Çünkü bildiğiniz anlamda reklamlarla hiç kimsenin AKP ile aşık atacak maddi gücü yok. Ekmel Bey ya da Selahattin Bey 1 lira harcarsa AKP 500 lira harcar, rakibini yer bitirir. Reklamlarını yaymak konusunda sonsuz bir güçleri var. Bana bu Cumhurbaşkanlığı seçimi biraz “Kahraman Bakkal, Süpermarkete Karşı”yı hatırlatıyor... Paran yok, gücün yok. İmkansız aşk... O nedenle bu işin arkasında mutlaka bir felsefe olması gerekiyordu. Ben de buna kılavuzluk edebileceğini düşündüğüm fikirleri ortaya attım. Cemil Meriç, Yaşar Kemal ve Rus filozof Mikhail Bakhtin’i anlattım. Cemil Meriç, bu ülkenin iyiliğin ve güzelliğin ekilmesi gereken bir tarla olduğunu söyler. Yaşar Kemal’in kitaplarında ve demeçlerinde “insan onurunu gözeten bir siyasetten” söz edilir. Yani herhangi bir sorun konuşulurken tarafların her birinin birer insan olduğu ve her insanın onurunun korunması gerektiği zorunluluğu... En son da Bakhtin’in “karnaval toplumundan” bahsettim. Karnaval toplumlarında kimse “Ben kralım, ben lordum” diyemediğini çünkü bu tür rütbelerle toplumda dalga geçildiğini, bilginin, sanatın ve dinin iktidar aracı olmadığını anlattım. Ve tabii Gezi’de bu karnaval toplumunun küçük bir örneğinin yaşandığını, iktidarın asıl kanına dokunanın da bu olduğunu vurguladım. Gezi’de halkın “Bize bıraksalar birbirimizle mutluyuz, ne Kürtlerle, ne Ermenilerle, ne eşcinseller, ne dindarlarla kimsenin problemi yok” gösterisi iktidar için ‘tehlikeliydi.’ Devletin aradan çekildiği zaman herkesin kardeşçe yaşayabileceği gerçeği kadar iktidarları korkutan bir şey yoktur. Bunlardan söz ettim Ekmel Bey’e. O da dinledi ve Bakhtin felsefesiyle ilgili çok güzel sözlerle karşılık verdi.

Antalya’da hiç beğenilmeyen kampanyanın seçim kazandırması, CHP’nin elitleri dediğiniz kesime ne demiş oldunuz?

-Atatürkçülük gibi ideolojik stereotiplerin arkasına saklanırsanız hiçbir yere varamazsınız, karşınızdaki başarılı rakibe karşı başka bir söylem geliştirmek zorundasınız demiş oldum. Bana göre bu tür seçim kampanyalarının temel bir hedefi vardır: Büyük bir aidiyeti olmayan, oy verirken rasyonel davranan insanları çekmek. Bu kişiler de büyük bir oranda esnaf kesimidir. Ekmek için Ekmeleddin cümlesindeki amaç da onlara seslenmek aslında. Ekmel Hoca’nın amacı herkesin adayı olmak, AKP de dahil... AKP’ye oy veren vatandaşlarımızla arasında hiçbir husumet olmadığını, onları da kardeş gibi gördüğünü söylüyor. Bu mantıkla örülmüş bir kampanyanın neden eleştirildiğini anlamış değilim.

Mantığını değil de sloganını ve Ekmel Bey konuşurken arkasında beliren ekmekleri komik bulduğum için eleştirdim ben yazımda…

-Evet o yazınızı okudum ve ilk etapta sinirlendim. Ne yazmış yahu, iyi ki sunumda bir dakika ekmek resmi çıkmış filan dedim. Sonra kendime geldim ve eleştirildiğim şeye dönüştüğümü fark ettim. Ve dedim ki “Hakkı var Ezgi’nin”... Maalesef hepimiz eleştiriye toleranssız hale geldik, hamurumuzda olan nüktedanlığı, neşeyi kaybettik. Slogan size komik geldiyse, ne güzel, gülümsemeniz kampanyayı hazırlayanların sevineceği bir durum.

“Reklamın iyisi kötüsü olmaz, yeter ki konuşulsun” şiarı seçim kampanyaları için de geçerli mi?

-Dediğim gibi sloganların ve söylemlerin yayılması konusunda AK Parti’yle yarışmak maddi olarak mümkün değil. Fakat Ekmek için Ekmeleddin bugün itibariyle tüm kesimlerin kulağına girmeyi başardı. Gittiği her yerde insanlar onu ellerinde ekmeklerle karşılıyorlarmış.

O ekmekli vatandaşları CHP’nin tedarik etmediğine emin miyiz?

-Eminiz, yerel dostlarla ve o kentlerin milletvekilleriyle teyit ettim. Ortada bir kurgu yok yani. Çünkü her bakımdan çok doğru bir slogan “ekmek.” Benim annemin bir adı Kıymet, bir adı Nimet. “Ekmek gibi ananızım” der. Ekmek çok önemli bir sembol. Hem işçi emekçi hem de dini kesim nezdinde. O yüzden AKP’lilerin saldıramayacağı bir kavramdır. Bakın iki ay önce yerel seçimlerde CHP reklam kampanyasına 200 milyon lira harcadı, neydi sloganı söyleyebilir misiniz?

“Zamanı geldi, zamanı geldi” filan gibi bir şey değil miydi?

-Hayır o Sarıgül’ünküydü. CHP’ninkini hatırlamıyorsunuz bile. “Varlık içinde, birlik içinde” gibi bir şeydi. Belki çok doğru bir şey söylüyor, çok hoş bir cümle ama kampanya ve reklam mantığına göre maalesef yankı bulamıyor. Siz biraz önce hatırlamayarak bunu kanıtlamış oldunuz. Bütün dünya keşke bize inansa ama yazık ki inanmıyor.

Ama Ekmek için Ekmeleddin hatırlanır, o yüzden de iyi diyorsunuz?

-Evet aynen öyle diyorum. Üstelik bunun için CHP’nin, MHP’nin cebinden 1 lira çıkmadı. Reklamcılığın ustası David Ogilvy bazı reklamlar ‘gece geçen gemi’ gibidir der. Kimse ne karşı çıkar ne de hakkında konuşur. Ekmek için Ekmeleddin boğazdan geçen uçak gemisi gibi… Slogan ortaya çıktığında telefonla fikrimi sordular: “Milletin kaymağını yiyen sosyete alay eder, ekmek parası için gece gündüz çalışan halk bağrına basar” dedim. Logosu ampul olan bir partiye bu ülkenin %50’si gönül veriyor.

Halk dediğiniz gibi davrandı mı?

- Bir kesim tarafından yerden yere vurulacağını, işin “ekmek içi köfte”ye varacağını çalışma grubundaki herkes öngörmüştü. Slogana berbat diyenler devam ettiği sürece camii kahvesindeki Hüseyin Amca “Niye berbat olsun, ekmek nimettir ona berbat denir mi, çarpılırsın” diyor ve Ekmel Hoca’yı sahipleniyor. İşte o zaman sosyetiklerin hepsi mosmor kalıyor.