Çevre

Geyiklerin nesli tükenmek üzere

Yıllardır süren geyik avı yasağına rağmen ala ve kızıl geyiklerin nesli yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

30 Eylül 2008 03:00

Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Selçuk Özen, Türkiye’de bulunan ulugeyik (kızılgeyik) ve alageyiğin neslinin tehlike altında olduğunu bildirdi.

Yrd. Doç. Dr. Özen, ülkede 1937 yılından bu yana geyiklerin yıl boyunca avlanmasının yasak olduğunu belirterek, Orman Bakanlığınca geyik neslinin tehlike altında olması nedeniyle başlatılan yasağın devam ettiğini anımsattı. Bu yasağın yanı sıra koruma tedbirleri alınarak ilk kez 1958’de, İstanbul Belgrad Ormanı’nda geyik koruma istasyonu kurulduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Özen, daha sonraki yıllarda koruma ve üretme istasyonlarının pek çok ilde yaygınlaştırıldığını bildirdi. Yrd. Doç. Dr. Özen, birçok Avrupa ülkesinde geyik neslinin tükendiğine işaret ederek, Türkiye’deki doğal yaşam alanlarında halen geyiklerin bulunduğunu söyledi.

Geyik eti para demek

Türkiye’de, ormanların tahrip edilmesi ve orman alanlarının daralarak ya da yangınla yok edilmesi sonucunda geyiklerin birey sayılarında gittikçe azalma gözlendiğini dile getiren Yrd. Doç. Dr. Özen, şunları kaydetti: "Türkiye’de geyik ailesine bağlı ulu geyik (kızıl geyik) ve ala geyik türleri mevcut. Her ikisinin de nesli tehlike altında bulunuyor. Yaban hayvanlarından hangi tür ortadan kaybolursa bu, insan için de bir tehlike arz eder. Yani yaban hayvanları insanın bir hayat göstergesi konumundadır. Türkiye’nin en büyük kara memelisi, eti ortalama 250 kilogram gelebilen kızıl geyiktir. Geyik eti ülkemizde tüketilmiyor. Nesli tehlikede olan bir hayvanın etinin yenmesi de düşünülemez. Ancak bugün Afrika’dan, Arabistan’dan deve kuşu getirilip üretme çiftliklerinde üretildikten sonra etleri yüksek bedellerle ihraç ediliyor. Nesli tehlike altında olan geyikler belli programlarla üretilip etleri satılarak ülke ekonomisine kazandırılabilir."

1500 tane kaldı 

Yrd. Doç. Dr. Özen, yurt dışından yabancı şirketlerin, ülkedeki bazı av çiftliklerine yaşlanmış geyikleri para verip avlatarak popülasyon azalmasına neden olduğunu söyledi. Türkiye’nin hala biyolojik zenginliklerden geyik popülasyonuna sahip olduğunu, ancak 1937’den bu yana istenen birey sayısına ulaşılamadığını belirten Yrd. Doç. Dr. Özen, "En iyimser tahminle kızıl geyiğin Türkiye’deki sayısı yaklaşık 1500’dür" diye konuştu. Çiftleşme dönemleri eylül ve ekim ayları olan geyiklerin mart ve nisanda boynuz çıkararak 250 günlük gebelik süresi dolunca boynuzlarını döküp haziran sonunda yavruladıklarını anlatan Yrd. Doç. Dr. Özen, şöyle devam etti: "Türkiye’de yaban hayvanı varlığının en önemli göstergelerinden geyiklerin sayılarını çoğaltmak için bazı öneriler sunulabilir. Bunlardan biri, devletin güvendiği kurum ya da kişilere belli sayıda geyik vererek üretmelerini sağlamaktır. Nesli bitirmemek önemli. İstasyonlar arasında erkeklerin değişimini sağlamak da üremeye katkı yapacaktır. Çünkü memeli hayvanlarda birey sayısı 50’nin altına düştüğünde o topluluk yaşamını yavaş yavaş kaybediyor. Bu nedenle sayıyı belli bir oranın altına düşürmemek gerekiyor." Yrd. Doç. Dr. Özen, Çevre ve Orman Bakanlığı ile yapılan protokolle DPÜ’de kurulan koruma alanında beş geyiğin muhafazaya alındığına ve şu anda burada 10 geyiğin bulunduğuna işaret ederek, "Belli bir zaman sonra genetik havuz daralacağından doğum hataları, doğumdan dolayı hastalık ve anormallikler meydana gelecek. Bunun için de erkeklerin, koruma ve üretme istasyonları arasındaki değişimi sağlanmalıdır" dedi.

İlgili haberler:

Kuşların geleceği karanlık...

ETİKETLER

haber