Gündem

Erdoğan'dan belediye çalışanlarına: Sizi memuriyetten mi atacaklar?

"Arkanızda kapı gibi Memur-Sen camiası var"

18 Nisan 2019 12:39

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin kazanamadığı belediyelerde çalışanlara "Seni makamından mı alacak? Seni memurluktan mı atacak? Atamaz. 657 denen bu yasa sizi koruma altına almıştır" diyerek seslendi. Erdoğan, "Ben yürütmenin başıyım. Yasamanın başı ise şu anda yine genel başkanı olduğum partimin bir mensubu. Bir zulüm varsa bunun karşısında duracağız" ifadelerini kullandı.

Memur-Sen'in düzenlediği konferansta konuşan Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Seçimlerden sonra bazı belediyelerdeki gelişmelerden rahatsızlık duyma gibi ya da o bulundukları yerde mücadelelerini kararlı bir şekilde sürdüremeyenler sebebiyle Memur-Sen camiasının rahatsızlık duymaması gerekir. İnsanoğlu hem cahildir hem zalimdir. Bir yere kadar menfaatleriyle beraber hep yürür. Memur-Sen camiasının seçimler sebebiyle ortaya çıkan tabloda bulundukları yerlerde dimdik duracaklarına inanıyorum.

"Seni makamından mı alacak?"

Ha ne yapacak? Seni makamından mı alacak? Seni memurluktan mı atacak? Atamaz. 657 denen bu yasa sizi koruma altına almıştır. Bu ülkede bir hükümet var. Biz hiçbir zaman yapılacak bu zulümlere seyirci olmayız. Onun için de bütün yargı ve yürütme mekanizmalarını her halükarda başta Memur Sen olmak üzere yürütmek zorundayız. Ben yürütmenin başıyım. Yasamanın başı ise şu anda yine genel başkanı olduğum partimin bir mensubu. Bir zulüm varsa bunun karşısında duracağız.

Hadi bakalım sendikanı değiştir diyenlere karşı Memur-Sen’liler yerini korumalıdır.

TIKLAYIN - Financial Times: Türkiye’nin net rezervi 28.1 milyar dolar değil, 16 milyar dolar

Financial Times'a tepki

Batı dünyasının belli kesimleri ekonomimizi çökmüş gibi gösterme gayreti içine giriyor. Türkiye dimdik ayaktadır güçlenerek de yoluna devam edecektir. Financial Times böyle yazmış, sen ne yazarsan yaz. Türkiye'nin gücünü de kabullenecekler. Bunlar ilk kez bu başlıkları atmıyorlar. Ey Financial Times 4 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapan Türkiye'yi sen tanıdın mı? Biz 4 milyon mülteciye ev sahipliği yaparken kimsenin doğru dürüst ciddi desteği olmadan harcanan 35 milyar dolardır. Onlar öyle yapacak biz doğrusunu yapacağız. Bu ülkemizdeki 4 milyon mülteciyi de bir yerden destek gelir mi diye beklemeyeceğiz. Bir tas çorba varsa o mülteci kardeşlerimizle paylaşarak yola devam edeceğiz. Bolu'da seçilen belediye başkanı ben onlara bir tas çorba vermem demişse de biz valilikler kanalıyla yedirmeye, içirmeye, giydirmeye devam edeceğiz. Uluslararası kuruluşlara mektuplar yazara ülkemize itibar suikastı yapıyorlar. 

Üzerinde asıl durulması gereken örgütlü yalanın hakikati perdelemesine göz yumulmasıdır. Hiçbir araştırma yapılmadan işin aslı muhataplarına sorulmadan Türkiye karşıtı her türlü habere pirim verilmesi rahatsız ediyor. Bizi rencide eden masumiyet karinesi ülkemizde söz konusu olunca rafa kaldırılmasıdır. Muhataplarımızıdan sadece ilkeli tutarlı ve hakkaniyetli davranmalarını istiyoruz. Biz ülkemizdeki meseleleri ön yargılara kurban edilmek yerine adalet tartısında tartılarak karara bağlanmasını istiyoruz. Bilgi kaynaklarını çeşitlendirerek hakkaniyeti elden bırakmamalarını burada bulunan uluslararası kuruluşlardan talep ediyorum.

"Seçim sonuçları demokrasinin kalitesini artırdı"

Dünyada bizim gibi bir katılım oranına sahne olan bir sahne adeta yoktur. Bu seçimlerin hayırlara vesile olmasını bekliyorum. Sandığa giden vatandaşlarımızdan buradan şükranlarımı sunuyorum. Seçim sonuçlarının demokrasimizin kalitesini daha da artırdığına inanıyorum.

"Seçim, ülke ekonomisine ağır yük oluşturuyor"

Son beş yılda halk oylaması cumhurbaşkanlığı milletvekilli ve belediye başkanlığı için tam 7 kez sandığa gittik. Biz hiçbir zaman seçim ekonomisine tevessül etmesek de seçimlerin ülke ekonomisinde ağır bir yük oluşturduğu vakadır. Seçim atmosferinde yükselen siyasi rekabet toplumumuzun hem sosyolojisinde hem ekonomisinde gerilimlere sebep olmaktır. Milletimiz sandıkların kapanmasıyla beraber bu dönemi geride bırakmıştır. Herkes günlük hayatına dönmüştür. Seçelim kanunu çerçevesinde yapılan hak arama mücadeleleri demokrasinin bir imkânıdır aynı zamanda bir gereğidir. Dolayısıyla kimse hak arama mücadelesine girdi diye bu mücadeleyi verenleri burada kalkıp da eleştirme yoluna gidemez. Geçmişimizde bu güne her türlü siyasi parti bu tür yollara başvurmuştur. Son nokta konulana kadar da bunun takipçisi olmuşlardır.

YSK noktayı koyduğu zaman bizim için de mesele bitmiştir. Ondan sonra yola devam.  Türkiye ittifakı olarak hareket etmeliyiz. 

"Dönem, kızgın demiri soğutma dönemi"

Dönem kızgın demiri soğutma, birlik ve beraberliği yeniden perçinleme dönemidir. Yapısal reformları hayata geçirmeye devam edeceğiz. Şu anda turizmde yüzde 50 bandına ulaşmakta olan bir Türkiye var. Savunma sanayii ve turizmde yakaladığımız ivmeyi başka alanlarda da inşallah gerçekleştireceğiz.