Gündem

Erdoğan'ın eski danışmanı: AK Parti uyarılara kulak verseydi, böyle olmazdı

"31 Mart tehditlerin ters teptiğini de en az o kadar göstermedi mi!"

21 Mayıs 2019 07:17

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde danışmanlığını da yapan Karar yazarı Akif Beki, iktidarın 31 Mart 2019'da gerçekleşen yerel seçim sonuçlarından birtakım dersler çıkardığını söyledi. Bugünkü yazısında 19 Mayıs 1919'un 100. yılı için Samsun'a giden siyasi parti liderlerinin çektirdiği fotoğrafı da değerlendiren Beki, "Ama çektirilen liderler fotoğrafındaki gibi eksik ve yarım ders çıkarılmışa benziyor" yorumunu yaptı. 

"19 Mayıs’ta; Kılıçdaroğlu, Akşener ve Karamollaoğlu’nun da Bahçeli’yle birlikte Samsun’daki 100. yıl törenlerine davet edilmesi, ders çıkarıldığına işaret" diyen Beki, "Seçmen bu siyaset dilini beğenmedi. AK Parti, gözdağıyla bastırmaya uğraşacağına uyarılara kulak verseydi, böyle olmazdı" ifadesini kullandı. 

Beki, "Sıra ‘korkutma’yı da bıraktırmakta" başlığıyla yayımlanan yazısının devamında şunları kaydetti: 

Öcalan’la görüşme trafiği tekrar canlandırıldığında yazmıştım; ‘beka seçimi’ söylemi tutmadı, bu da onun kabulü anlamına geliyordu.  

Cumhur İttifakı’nda, HDP seçmenine karşı ağız ve tutum değişikliğinin alametleri belirmişti.  

Zaten 31 Mart gecesinden itibaren Zillet İttifakı demeyi bırakmıştı Cumhurbaşkanı Erdoğan. CHP ile İYİ Parti ittifakına Saadet ve HDP’yi gizli ortak sayan ‘dörtlü çete’ suçlamasını da bir daha ağzına aldığı duyulmadı.  

Bu toparlanmanın hakkı, göbeğinde Erdoğan’ın yer aldığı 19 Mayıs liderler fotoğrafına HDP Eşbaşkanı Buldan’ın da çağrılmasıydı.  

Akşener mazeret bildirerek katılmadı. Oysa Buldan, yok sayıldığı için görünmüyordu o karede. 

Kılıçdaroğlu boşluğu affeder mi, hemen doldurdu. Cumhurbaşkanlığının yapmadığı şeyi yapıp Buldan’ı aradı, 19 Mayıs’ını kutladı, “Kimsenin dışlanmadığı o birlik beraberlik içinde kutladığımız bayramları özledik” mesajını verdi, davet edilseydi Buldan’ın memnuniyetle katılacağı sözünü de kayda geçirdi... 

AK Parti, ayrıştırma siyasetinin sandıkta onaylanmadığını anladı. Geç de olsa kendini düzeltme çabası da yabana atılamaz. Ama geride kalıyor, muhalefetin hızına yetişemiyor. Ekstradan inandırıcılık sorunu da bindi üstüne, daha atak davranmazsa ittiği seçmeni geri kazanmayı başarması zor. 

Böyleyken tehdit dilini kullanmaya devam etmesine ne buyurulur peki! 

Kaş çatma, parmak sallama, aba altından sopa gösterme alışkanlıkları sürüyor.  

31 Mart, beka söyleminin tutmadığını ne kadar gösterdiyse, tehditlerin ters teptiğini de en az o kadar göstermedi mi!  

Seçmen bu siyaset dilini beğenmedi. ‘Ben kazanmazsam öcü gelir, belediyeleri teröristler teslim alır, beni mumla arasanız da bir daha bulamazsınız’ şeklindeki, ölümü gösterip sıtmaya razı etme propagandasından hoşlanmadı. Bunu satın alacak olsa Ankara kaybedilmez, İstanbul’da seçimlerin yenilenmesine ihtiyaç kalmazdı. 

AK Parti, gözdağıyla bastırmaya uğraşacağına uyarılara kulak verseydi, böyle olmazdı.