Yaşam

Eğitimde eşitlik ütopya mı?

Eğitimde Eşitlik Raporu açıklandı. Rapora göre eşitsizlikle mücadele konusunda daha kararlı siyasi irade gerekiyor.

24 Şubat 2009 02:00

Eğitim de eşitlik bir ütopya mı? Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi koordinatörlüğünde yürütülen Eğitim Reformu Girişimi (ERG) tarafından hazırlanan "Eğitimde Eşitlik: Politika Analizi ve Öneriler" raporu kamuoyuna açıklandı. Rapora göre eşitsizlikle mücadele konusunda daha ciddi ve kararlı siyasi irade gerekiyor.

Sabancı Üniversitesi Karaköy İletişim Merkezi'nde düzenlenen toplantıda konuşan ERG Direktörü Prof. Dr. Üstün Ergüder, kaliteli eğitimin temel bir insan hakkı olduğunu ve bireylerin diğer hak ve özgürlüklerini en üst düzeyde kullanmalarını sağladığını ifade etti.

Demokratik bir toplum eşittir kaliteli eğitim

Kaliteli bir eğitimin, demokratik bir toplum yolunda vazgeçilmez bir öğe olduğunu vurgulayan Ergüder, eğitimin bir hak olarak istisnasız herkese sağlanmasının, demokratik toplumu konsolide etmek ve pekiştirmek için elzem olduğunu söyledi.

Eğitimin, toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi için en uygun araç olduğunu vurgulayan Ergüder, "Toplumsal eşitsizlikler en sağlıklı biçimde, eğitim yoluyla bireylerin kapasitelerini geliştirerek ve sosyal dışlanma risklerini azaltarak giderilebilir" dedi.

Rapor hakkında bilgi veren ERG Koordinatör Yardımcısı Batuhan Aydagül de raporun, Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2003 Hanehalkı Bütçe Anketi ve OECD ülkelerinde 15 yaşını sürdürmekte olan öğrencilere uygulanan Uluslararası Öğrenci Başarılarını Değerlendirme Programı'nın (PISA) 2006 verilerinden yararlanılarak hazırlandığını bildirdi.

Güneydoğu Anadolu’da kız öğrencilere ulaşmak zor!

İlköğretimde yüzde 100 okullaşmanın halen sağlanamadığını belirten Aydagül, ilköğretime erişimde kız çocuklarının, kırsal kesimde yaşayanların, Güneydoğu Anadolu'da yaşayanların ve ebeveynlerinin eğitimi sınırlı olan çocukların daha büyük sorunlarla karşılaştığını anlattı.

Güneydoğu Anadolu'nun kırsal kesiminde yaşayan bir kız çocuğunun ilköğretime erişim olasılığının yüzde 48-52 arasında olduğunu belirten Aydagül, 15-19 yaşındaki gençlerin yüzde 15'inin ilköğretim diplomasına sahip olmadığını, diplomaya sahip olamayan her 10 gencin 7'sinin kız olduğunu dile getirdi.

Yoksulluk eğitime katılmayı engelliyor

ERD Koordinatör Yardımcısı Aydagül, ilköğretimin, temel beceri ve yetkinlikleri de kazandıramadığını ifade ederek, 15 yaşındaki gençlerin yüzde 32'sinin okuduğunu anlayamadığını, yüzde 52'sinin basit matematiksel problemleri çözemediğini söyledi.
Ortaöğretimin toplumun önemli bir kesimi için hayal olduğunu ifade eden Aydagül, yoksulluğun kız çocuklarının eğitime katılmasını engellediğini savundu.

Kırsal kesimde kız çocuğunun liseye gitme olasılığı %1

Ortaöğretime katılımı sosyoekonomik durum ve cinsiyetin belirlediğini kaydeden Aydagül, "Kırsal kesimde yaşayan, ailesinin geliri sınırlı, 3 kardeşi olan, annesi ve babası ilkokul mezunu bir kız çocuğunun liseye gitme olasılığı yüzde 1-2'dir. Oysa kentsel alanda yaşayan, annesi ve babası üniversite mezunu bir erkek çocuğun liseye gitme olasılığı yüzde 68-70 olarak hesaplanmaktadır" dedi.

Aydagül, sosyoekonomik durumun, ortaöğretimde hangi okul türünde eğitim görüleceği üzerinde de etkili olduğunu belirterek, en düşük ekonomik düzeydeki öğrencilerin yüzde 51'inin meslek liseleri ve çok programlı liselere devam ederken, yüzde 5'inin Anadolu lisesine gidebildiğini kaydetti.

Aydagül, en yüksek sosyoekonomik düzeydeki öğrencilerin sadece yüzde 3'ünün meslek liseleri ve çok programlı liseleri tercih ederken, yüzde 49'unun Anadolu liselerinde eğitim gördüğünü belirtti.

Sınıf atlama fırsatı

Genel liseye ve meslek lisesine giden çocukların çoğunlukla "sınıf atlama" fırsatına sahip olamadığını ifade eden Aydagül, ortaöğretimin çocuğun ileride ne kadar para kazanacağını da belirlediğini anlattı.

Ortaöğretimden sonra üniversiteye devam edilip edilmeyeceğinin de okul türüyle alakalı olduğunu vurgulayan Aydagül, 2007 ÖSYS sonuçlarına göre, son sınıfta okuyan Anadolu lisesi öğrencilerinin yüzde 43'ünün bir lisans programına yerleştirilirken, bu oranın genel liselerde yüzde 2,5'a, meslek liselerinde yüzde 1,7'ye düştüğünü bildirdi.

Batuhan Aydagül, yüzde 20'lik gelir dilimleri arasında eğitim için yapılan harcama miktarları bakımından da derin eşitsizlikler bulunduğunu ifade ederek, "En zengin kesim, en yoksul kesimin 21 katı eğitim harcaması yapmaktadır. Buna paralel olarak, en zengin kesimdeki 7-23 yaş arası nüfusun yüzde 28'i yüksek öğretime erişebilirken, en yoksul kesimdeki aynı yaş grubunun yalnızca yüzde 0,4'ü yüksek öğretime erişebilmektedir" diye konuştu.

Öneriler:

Raporun sonuç bölümünde daha gelişmiş bölgelerde yaşayan ve sosyoekonomik durumu daha iyi ailelerin çocukları daha üst eğitim kademelerine erişebilirken, ebeveynleri daha az eğitimli, gelirleri daha düşük ve kırsal kesimde yaşayan çocukların risk altında olduğu belirtildi.

Sosyoekonomik eşitsizliklerin faturasını en ağır biçimde kız çocuklarının ödediğine işaret edilen raporda, "Eğitim, toplumsal eşitsizliklerin giderilmesine hizmet edememekte, bunların yeniden üretilmesine katkıda bulunmaktadır" denildi.

Eşitsizlikle mücadele konusunda daha ciddi, kararlı siyasi ve bürokratik irade gerektiği kaydedilen raporda, şu öneriler getirildi:

"Eğitimde eşitliğin sağlanması hedefi, ulusal planlama belgelerinde daha çok yer almalıdır. Bu bağlamda, yüzde 20'lik gelir grupları ve dezavantajlı gruplar temelinde eğitimde başarı, ortaöğretime ve yüksek öğretime erişim ile ilgili açık hedefler konmalı, bu hedefler sürekli izlenmeli ve geliştirilmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı eşitsizlikleri artırma riski olan politika ve uygulamalardan kaçınmalıdır. Mevcut eğitim finansmanı eşitsizliklere yol açma riski taşımaktadır. Eğitime ayrılan kamu kaynaklarının artırılması ve dezavantajlı bölgeler önceliklendirilerek dağıtılması için planlama çalışmaları yapılmalıdır."

Okul öncesi eğitimin, eğitimde eşitliğin sağlanması için tartışılmaz bir öneme sahip olduğu belirtilen raporda, okul öncesi eğitimin iller temelinde değil, dezavantajlı çocuklar hedef alınarak ve önceliklendirilerek yaygınlaştırılmasının önemine işaret edildi.

Eşitliğin önündeki engelleri kaldırmaya yönelik çabaların, sosyal politikalarla desteklenmesi gerektiği kaydedilen raporda, Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı çerçevesinde eğitim politikasında bütünlük sağlanmasının önemi vurgulandı.

Raporda, ortaöğretimde yeni bir paradigmaya ihtiyaç bulunduğu ifade edilerek, "Genel liseler ve meslek liseleri birbirinden bu kadar keskin biçimde ayrılmamalı, okullar arası kalite farklılıkları giderilmelidir. İlköğretim okullarında kalite odaklı değişim çabaları, e-okul sisteminden de yararlanılarak devam etmelidir. Sosyoekonomik durumdan kaynaklanan eşitsizliklerin eğitim sistemi içinde giderilebilmesi için okulların kurumsal kapasiteleri
geliştirilmelidir" denildi.