Gündem
BBC Türkçe

Diyarbakır'ın ilk gecekondu mahallesi Benusen, tarihi surların restorasyonuyla yıkılıyor

Diyarbakır Valisi, kamulaştırılma kapsamında hak sahipleriyle uzlaşma görüşmeleri yapıldığını belirtiyor; bazı konut sahipleri ve kiracılar ise mağdur olduklarını söylüyor

11 Şubat 2021 18:23

Dicle Vadisi'ne bakan kentin güneydoğusundaki kayalıklar üzerinde yükselen 5800 metre uzunluğundaki tarihi Diyarbakır Surları, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından restore ediliyor.

Sekiz ile 22 metre yüksekliğindeki Sur duvarlarında yer alan 82 burcun yedisi zamanla yıkılmış. 2015 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne giren tarihi surlarda başlayan restorasyon çalışması önemli bir adım olarak görülüyor.

Dairesel mimarisi ve üzerindeki kabartmaları ile dikkati çeken ve Artuklular döneminde inşa edilmiş surların güneybatısındaki Yedikardeşler ve Evli Beden Burcu, halk arasında anlatılagelen bir söylenceden dolayı Benusen Burcu olarak biliniyor. Bu iki burç ve sur duvarları, restorasyon projesi kapsamında onarılmaya başlandı.

Restorasyon ile birlikte surların çevre ve peyzaj düzenlenmesi de yapılacak.

Yedikardeş ve Evli Beden Burçlarının dışına kurulmuş Benusen semtinde yaklaşık 200 yapı ve bina kamulaştırıldı. Projenin bu aşamasında 72 bina, 83 bağımsız yapının yıkımına geçtiğimiz hafta başlandı.

Proje tamamlandığında, Benusen bölgesinden Millet Bahçesi'ne kadar uzanan yürüyüş yolları yapılacak, bölge "Benusen Vadisi" olarak adlandırılacak bu bölgede Hevsel Bahçeleri'ne kadar uzanan Yeşil Kuşak oluşturulması hedefleniyor.

Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu, kamulaştırılma kapsamında hak sahipleriyle uzlaşma görüşmeleri yapıldığını, bazı hak sahiplerinin mülklerine karşılık sunulan konutları tercih ederken, bazılarının mülkleri için kararlaştırılan bedelleri almak istediğini ve şu ana kadar Diyarbakır'da 10 milyon TL kamulaştırma bedeli ödendiğini söyledi.

Kiracılar için belediyenin herhangi bir çalışması yok.

Mülk sahipleri de, kiracılar da kaygılı

Benusen surlarına sırtını dayayarak kurulan ilk yapılar, 1970'li yılların sonunda inşa edilmeye başlandı. Burası şehrin kıyısına kurulmuş en eski gecekondu bölgesi olarak biliniyor. Dar gelirli insanların yaşadığı ve şehrin en yoksul semtlerinden biri olan Benusen'in nüfusu 1990'lı yıllardaki zorunlu göçle artmaya başladı. Plansız ve imarsız evlerin olduğu semtte yaşayan ailelerin düzenli geliri yok.

Tarihi surlarla bitişik olduğu için Sur'la özdeşleşmiş Benusen semti, Yenişehir ilçesi Şehitlik Mahallesi sınırlarında yer alan bir bölge.

Yedikardeş burcu hizasındaki sur duvarlarına açılmış tarihi kapı, semt sakinlerinin şehre giriş çıkış kapısı olması açısından da önemli. Bu kapıdan itibaren, Yedikardeşler Burcu ve Evli Beden'e kadar devam eden bölge, projenin üçüncü etap uygulama alanı olacak.

Tarihi kapıdan dar sokaklara adımımızı attığımızda, surların dibinde yaşayan sakinlerin beslediği kümes hayvanları, oyun oynayan çocuklar, ısınmak için güneşe oturmuş yaşlılar, sohbet eden kadınlarla karşılaşıyoruz.

Vali ve çevresindeki kalabalıkla yıkımın yapılacağı alana doru gitmek üzere sokaktan geçince, onunla konuşmak isteyen üç kadın kalabalığı takip ediyor.

Mahallenin 29 yıllık sakini olan Fethiye Gültekin, komşusu Şemsihan ile birlikte çocuklarının elinden tutarak valinin açıklama yapacağı alana yürüyorlar.

Fethiye'nin evi de bu proje kapsamında bir süre önce yıkılmış ve eve 56 bin lira bedel biçilmiş. Aynı mahallede 300 liraya kiraya çıktıklarını söyleyen Fethiye, eşinin çalışmadığını, geçimine yardımcı olan iki oğlunun kaza geçirdiğini, birinin öldüğünü diğerinin de yatalak olduğunu anlatıyor. Askerlik yapan diğer oğlu için validen iş isteyeceğini söyleyen Fethiye, "Kira, su, elektrik derken 600 lira her ay masraf çıkıyor. Eski de olsa kafamızı koyacağımız bir evimiz vardı, şimdi her ay 300 lira kira veriyoruz. Kiraya gittiğimiz evi de yıkacaklarmış, böyle giderse eşimle Hevsel Bahçelerine gidip çadır kuracağız'' diyor.

Komşusu da "Çadır da elimize geçmez'' diyerek kiracı olmanın zorluklarını anlatıyor.

Kucağında iki yaşındaki torunuyla sur dibinde güneşe karşı oturmuş Azize Erdoğan ise beş yıl önce yedi nüfusluk ailesiyle Sur'da yaşanan çatışmalardan dolayı Benusen semtine taşındıklarını söylüyor. Ailenin geçimini sağlayan oğlu bir süre önce kalp krizi geçirmiş ve uzun zamandır iş yapamıyor. Yoksulluk ve geçim derdi yaşlı kadının en büyük sorunu.

"Kervansaray Oteli karşısındaki apartmandaydık, sokağa çıkma yasağı sırasında 45 gün evde kaldık ama çatışmalar artınca evimizi bırakıp buraya geldik, evi satamadık, öylece boş kaldı, burada da kiradayız. Bu mahalle de yıkılırsa nereye gideriz, bilmiyorum'' diyor.

Fethiye ve komşusu, valinin açıklamasını uzaktan dinlerken, yıkım çalışmasını izlemeye gelen insanların sayısı artıyor.

Diyarbakır Valisi ve Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına kayyum olarak atanan Münir Karaloğlu konuşmasında altı ay içerisinde Surlara zarar verecek şekilde etrafına inşa edilmiş ve tarihi dokuyu kapatan 200 bağımsız yapının kamulaştırılıp yıkılacağını söylüyor.

Altı aydır Ben u Sen Vadisi'nde çalıştıklarını, mülk sahipleriyle anlaşıp helalleşerek bu projenin başladığını söyleyen Vali, şu ana kadar bu bölgede hiçbir sorunla karşılaşmadıklarını söyleyerek semt sakinlerine teşekkür ediyor.

Belediye çalışmalarında şehirde onlara karşı fitne, dedikodu ve söyledikleri her söze kötülükle cevap veren bir kesimin olduğunu savunan Vali, konuşmasında şu ifadelere yer veriyor:

"Bizim moralimizi de motivasyonumuzu da bozmaya gücünüz yetmez. Size buradan 'edi bese' (yeter artık) diyoruz. Bu şehir sizin yüzünüzden çok zaman kaybetti. Artık bu şehrin kaybedecek zamanı yok."

Dördüncü etap ile kamulaştırma işlemlerini tamamlanacağını belirten Vali, "Artık Diyarbakır'a gelen her turist Surları kesintiye uğramadan gezme şansına kavuşacak. Buradan yürümeye başlayan bir vatandaşımız, Hevsel Bahçelerine, oradan Millet Bahçemize yürüyerek veya bisikletiyle gidebilecek" diyerek yazın sonunda projeyi bitirmeyi planladıklarını söylüyor.

'Bu parayla tek göz oda bile alamam'

Konuşmanın ardından Vali'ye ulaşamasa da, belediye çalışanlarına derdini anlatabilen Fethiye, talebini yazılı olarak iletip yıkımı izledikten sonra evine dönüyor.

Yıkım çalışmasını izleyen 70 yaşındaki Aziz Derin ise, yıkım sırasının kendilerine gelecek olmasından kaygılı.

Cebindeki 15 lirayı göstererek "tek param bu" diyen yaşlı adam, "Evimize karşılık verilecek parayla başka yerde bir göz oda bile alamam. Valiye hangi derdimizi anlatalım ki…26 yıldır sefalet içinde yaşadık, bu mahalleden gidersem nerede yaşayabilirim ki?'' diye soruyor.

Yanında oturup yıkımı izleyen Sertip de yıkımı izledikçe kederlendiğini söylüyor.

"Kepçenin her darbesi sanki kalbime iniyor, yıkılan ev sanki benim başıma yıkılıyor, bundan sonra ne olacağız kaygısıyla ne gecemiz kaldı ne de gündüzümüz'' sözleriyle üzüntüsünü ifade ediyor.

1980'de Hazro ilçesinden mahalleye göç ettiklerini söyleyen Sertip, 25 yıldır KOAH hastası, bu yüzden düzenli bir işi ve geliri yok.

"İş aramaya gittiğimizde de gençler tercih ediliyor, iş de olmayınca ne yapabiliriz ki…Hani düzenli bir gelirimiz olmasa da, bu mahallede yoksulluk içinde de olsa geçinebiliyorduk. Evlerimiz yıkılırsa kiraya çıkmak zorunda kalacağız, gelir olmayınca kirayı nasıl verebiliriz'' diye soruyor.

Valinin açıklamasında bölgenin yeşil kuşak olacağını söylediğini hatırlatan Sertip "İnsanlar gittikten sonra burası cennete dönüşse de bize bir yararı yok'' sözleriyle sitem ediyor.

Mehmet ise, diğerlerinin aksine, mülk sahiplerinin mağdur edilmemesi şartıyla mahallenin tamamının yıkılması gerektiğini savunanlardan.

"Bir bölümünü yıkıp, gerisini bırakırlarsa güzel olmayacak, bana kalsa hepsini yıkardım'' diyor. İnsanlar mağdur olmaz mı sorusuna da "Bu mahallede doğmak bile mağduriyet" diye cevap veriyor.

Şehitlik Mahallesi Muhtarı: 'Mülk sahipleri mağdur edilmedi'

Şehitlik Mahallesi Muhtarı Fahrettin Güler ise semt sakinlerinin büyük bölümünün projeden memnun olduğunu savunuyor.

Benusen'de aşamalı olarak yaklaşık 5 bin yapının yıkılacağını söyleyen muhtar, evleri kamulaştırılan insanların Şehitlik Mahallesi sınırlarında evler aldığını, durumu iyi olanların daha iyi semtlere taşındığını anlatıyor.

"Normal zamanlarda 5 bin liraya elinden çıkaramayacağı evlerine 80-90 bin lira değer biçiliyor, birçoğu da gelip Şehitlikten ev aldı, bu sayede biraz daha iyi evlerde yaşayabilecekler'' diyen muhtar, mülk sahiplerinin mağdur edilmediğini söylüyor.

Sur olaylarında Benusen semti de göç vermiş. Muhtar Güler'e göre 90'larda köyden şehre gelen sakinlerin büyük bir bölümü, o tarihlerde tersine göçle köylerine geri dönmüş.

"1500 ev, yaklaşık üç bin insan kaldı mahallede. Burası Şehitlik Mahallesi'ne bağlı, çatışmalardan önce Şehitlik'te iki bin Suriyeli göçmen, 68 bin insan yaşıyordu, ama şu an mahallede 48 bin insan kaldı'' diyor.

Benusen'deki tersine göçten sonra geriye kalan çok sayıdaki metruk evin uyuşturucu, hırsızlık, fuhuş gibi kriminal olaylara mekan olmaya başladığını anlatıyor.

"Çok sayıda şikayet geliyordu, yaklaşık 100 metruk ev yıkıldı, bu proje ile mahalle nefes alacak'' diyor.

Suriçi ve surun dışında hayata geçirilmeye çalışılan projeler ile tarihi ilçenin turistik ve ticari bir bölgeye dönüşmesi hedefleniyor.

Mimarlar Odası: Proje başlamadan mahallelinin barınma ihtiyacı sağlanmalıydı

Diyarbakır Mimarlar Odası Eş Başkanı Ferit Karaman, tarihi surların restore edilip çehresinin açılacak olmasının önemli bir adım olduğunu söylese de, projenin sosyal ve kültürel etkilerinin iyi hesaba katılmadığını inanıyor.

Zorunlu göç sonrası plansız yapılaşmanın arttığı semtte, mülk sahiplerine yapılan ödemelerin barınma ihtiyacını karşılayacak miktardan uzak olduğunu söyleyen Karaman, "Ödenen paralarla değil bir konut bir oda bile alamazlar, zorunlu göçle gelen bu insanlar barınma ihtiyacı için yine zorunlu göçe mecbur kalıyorlar" diyor.

Evleri kamulaştırılan mahalle sakinlerinin, yoksulluktan dolayı ilerde kentsel dönüşüme alınabilecek yakın yerlere taşındıklarını söyleyen Karaman şöyle devam ediyor:

"Sağlıksız niteliksiz ve insan yaşamına uygun olmayan yapılar var ama insanlar keyfi olarak orada yaşamıyorlar. Yaşam alanları yıkılan bu insanlar en fazla birkaç sokak uzağa taşınmak zorunda kalıyor, oysa projeye başlanmadan devlet onların barınma ihtiyacını sağlayabilmeli, mağdur olmaları engellenmeli.''

Karaman, kayyumlarla belediyelere dışarıdan atamaların yapıldığını, bu durumun kentin demografisine uymayan, sosyal etkisinin hesaba katılmadığı projelerin hayata geçirilmesine neden olduğunu savunuyor.

'Hem yıkım hem inşa sürecinde arkeolojik katmanlara dikkat edilmeli'

Karaman ayrıca 1900'lerin başına kadar Sur'un dışında savunma hattı işlevinde antik duvarlar olduğunu belirtiyor ve bu çalışmayla bölgenin zengin arkeolojik katmanlı yapısına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çiziyor:

"Zorunlu göçle oluşan konutların savunma duvarlarının kalıntıları üzerine inşa edildiğini tahmin ediyoruz. Bu nedenle hem yıkım hem de peyzaj çalışmasında tarihi kalıntılara zarar gelmemesine dikkat edilmeli, amaç kültürel ve tarihi sit alanını korumak, bu yüzden projenin tüm aşamalarında tarihi dokuya zarar verme olasılığı yüksek."

Karaman, hem yıkım hem de inşa sırasında tüm bu hassasiyetlere dikkat edilmesi, projenin tüm aşamalarının Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) onayından geçmesi gerektiğini ifade ediyor.

Mülk sahipleri ne durumda?

Diyarbakır Sur içinde, 2015 yılında altı mahalleye kurulan hendek ve barikatlardan sonra sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş ve güvenlik operasyonları başlatılmıştı. Aylarca devam eden çatışmalardan binlerce evlerini terk etmek zorunda kalmıştı.

Valilikten yapılan açıklamaya göre bu süreçte, Gazi caddesinin doğusunda bulunan 125 bin 995,74 metrekare alan hazine adına tescillendi, "maliklerine ulaşılamayan ve mülkiyet sorunları nedeniyle uzlaşma sağlanamayan taşınmazlardan 1.631,38 metrekare alan için acele kamulaştırma süreci başlatıldı."

Diyarbakır Valisi'nin BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamaya göre kamulaştırma çerçevesinde ilk olarak Suriçi bölgesindeki Fatih Paşa, Hasırlı, Cevat Paşa, Dabanoğlu, Cemal Yılmaz ve Savaş mahallelerinin eski sakinleriyle "rızai uzlaşma görüşmeleri" yapıldı ve konut ediniminden yararlanmak isteyen hak sahiplerine 2 bin 32 adet TOKİ konutu ve 298 adet Suriçi bölgesindeki konutlar için sözleşme imzalandı.

Diyarbakır Sur Mağdurları Platformu sözcüsü Mehmet Kaya ile yaptığımız görüşmede, TOKİ konutlarından ev almayan birçok mülk sahibinin, Hasırlı, Lalabey ve Alipaşa mahallelerinde inşa edilen yeni yapılardan metrekaresini 2 bin TL'ye almaya hak kazandıklarını söyledi.

'139 milyondan fazla kamulaştırma bedeli ödendi'

Valilikten verilen bilgiye göre 2017'de yıkılan Ali Paşa - Lalebey mahallelerinde acele kamulaştırmadan etkilenen 70 hak sahibinin Sur'da yapılacak konutlar için başvurusu bulunuyor.

"Bakanlığımızca Sur'da konut talep eden bu hak sahiplerine de metrekaresi 2 bin TL üzerinden, herhangi bir faiz ve vade farkı uygulanmadan 120 ay taksitlendirme yapılıyor."

Vali Karaloğlu, rızai uzlaşmada konut yerine taşınmazın bedelini almak isteyen hak sahiplerine kamulaştırma bedeli olarak 86 milyon 660 bin 369,70 TL; acele kamulaştırma bedeli olarak da 53 milyon 21 bin 783,90 TL olmak üzere, toplamda 139 milyon 682 bin 153,60 TL ödemenin yapıldığı söyledi ve ekledi:

"Vatandaşımızdan da çok güzel geri bildirim aldığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Alanda yapılan yapılarda, bu alanda taşınmazı bulunan hak sahiplerine öncelik verilmesi vatandaşlarımız tarafından memnuniyetle karşılandı."

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir