Politika

Davutoğlu: Türkiye'nin ekseni Ankara eksenidir

17 Kasım 2009 22:39

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, son dönemlerde ortaya konan eksen tartışmalarını, anlamsız, gereksiz ve art niyetli olarak gördüklerini belirterek, ''Türkiye'nin ekseni, Ankara eksenidir'' dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Dışişleri Bakanlığının 2010 yılı bütçesi üzerinde sunum yapan Davutoğlu, uluslararası konjonktürün, son 20 yıl içinde çok dinamik bir seyir takip ettiğini söyledi.

Uluslararası siyasal düzende ortaya çıkan dinamik tablonun, birçok bölgesel alanda yeni risk alanları ortaya çıkardığını ifade eden Davutoğlu, çift kutuplu yapılar dağıldıkça önemli jeopolitik boşluk alanlarının doğduğunu dile getirdi.

Davutoğlu; Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu'da soğuk savaş sonrası ortaya çıkan krizlerin, nihai çözüme kavuşmadığını, günümüze ulaştığını, 2000'li yıllarda bir takım çözüm arayışlarına gidildiğini, ancak yine konunun nihai aşamaya ulaşmadığını ifade etti.

Türkiye'nin bütün bu gelişmelerin tam merkezinde olduğunu belirten Davutoğlu, bu nedenle krizleri doğru ele almak gerektiğini vurguladı.

Tarihi sorumluluk alanları itibariyle de Türkiye'nin önemli sorumluluklar üstlendiğinin altını çizen Davutoğlu, Orta Asya'dan, Kuzey Afganistan'dan Bosna'ya kadar uzanan bölgede, bütün toplulukların Türkiye'den beklentilerinin olduğunu kaydetti. Davutoğlu, bu ülkelerin tarihi, ekonomik ve siyasi beklentilerinin olduğunu belirterek, ''Biz ne kadar kendi içimizde tartışırsak tartışalım, dışarıdan Türkiye'ye böyle bir imajla bakılıyor. Bu, bizim için onur vesilesidir. Hakkını vermek, gereğini yapmak, görevimiz'' dedi.

-''VİZYONEL STRATEJİ, AKSİYONEL UYGULAMA''-

Türkiye'nin dış politikasını, vizyonel bir strateji ve aksiyonel bir uygulama olarak tanımladıklarını ifade eden Davutoğlu, ''Her konuda vizyonumuz olacak. Krizlerin esiri olmayacağız. Sürekli aktif dış politika takip edeceğiz. Son dönemlerde ortaya konan eksen tartışmalarını, anlamsız, gereksiz ve art niyetli olarak görüyoruz. Türkiye'nin ekseni Ankara eksenidir'' diye konuştu.

Türkiye'nin kriz alanlarında aktif roller üstlendiğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

''Türkiye ilk defa BM Güvenlik Konseyi üyesi oldu. Bütün oturumlarda son derece aktif tavır sergiledik. Dönem başkanlığımızda bütün tarafların takdirini topladık. Bu üyeliğe nasıl geldiğimiz önemli. Biz, BM Güvenlik Konseyi üyeliğini alırken, 151 ülkenin desteğini aldık. Eğer eksen Doğu olsaydı, belki 50-60 oy alırdık, Batı olsaydı ya da belli coğrafya olsaydı, 80-90 oy gibi sınırlı kalırdı oylarımız. Ama 48 yıl aradan sonra 151 oy almak demek, bütün ülkelerden oy almışsınız demektir. Bu, rekor oydur. Bununla gurur duyuyoruz. Bu Türkiye'nin artan etkisini gösteriyor.''

-KOMŞU ÜLKELERLE İLİŞKİLER-

Türkiye'nin, çevresindeki bölgelere belli vizyonla yaklaştığını belirten Davutoğlu, ülkenin, etrafını bir istikrar kuşağına dönüştürme konusunda kararlı olduklarını vurguladı.

Bunun için Türkiye'nin komşu ülkelerle ''sıfır'' problem ilişkisi etrafında son 6 yılda ciddi mesafeler aldığını kaydeden Davutoğlu, Türkiye ile herhangi bir komşusu arasında büyük ölçekli savaş, kriz değil, küçük ölçekli bir tansiyon yükselmesi bile beklenmediğini söyledi.

Bunun ekonomi için de çok önemli olduğunu kaydeden Davutoğlu, eğer komşularla sıkıntı yaşanırsa, dış yatırımın gelmeyeceğini, bu ülkeye güveninin azalacağını ifade etti.

Komşu ülkelerle maksimum iş birliği ve mutlak ekonomik entegrasyon hedeflediklerini belirten Davutoğlu, bunun için Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Mekanizması devreye soktuklarını anımsattı.

Sadece komşularla kurulan istikrar havzasının yetmeyeceğini anlatan Davutoğlu, komşuların bir ötesindeki bölgelerle de ilgilenmek gerektiğini söyledi.

-EKONOMİK ENTEGRASYONUN ÖNEMİ-

Kafkaslar, Balkanlar ve Orta Doğu ile ilgili net tanımlanan belli ilkeler etrafında dış politika yürütüldüğünü belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

''Bu ilkeler temelde 4 ana esasa dayanıyor. Birincisi herkes için güvenlik. Herkesin güvenliği bir diğerine eşit olsun.

İkincisi, dış düzey siyasi diyalog. Bizim bütün ülkelerde üst düzey siyasi diyaloğumuz var. Örneğin, Türkiye, Sırbistan ve Bosna Hersek arasında bir ayda iki kere toplanan Dışişleri Bakanları üçlü mekanizması kurduk. Bu, 10 yıl önce tahayyül bile edilemezdi.

Üçüncü önemli ilke, ekonomik entegrasyon. Barışı, ancak ve ancak ekonomik karşılıklı bağımlılık koyarsanız tesis edersiniz. AB bunun güzel bir örneğidir. Biz bölgemizdeki, çevre bölgelerdeki bütün ekonomik inisiyatiflerde yer alacağız, alıyoruz. Dördüncü olarak kültürel uyum ve karşılıklı saygıdır.''

Davutoğlu, uluslararası siyasi düzen konusunda Türkiye'nin aktif bir tutum sergilediğini, sergilemeye devam edeceğini kaydetti.

-EKONOMİK DÜZEN-

Bakan Davutoğlu, Türkiye'nin artık edilgen bir ekonomik aktör olmaktan süratle çıktığını ifade etti. Türkiye'nin sadece güçlü güvenlik yapısı ve etnik diplomasi ile ayakta duramayacağını belirten Davutoğlu, mutlaka ekonomik altyapının güçlü olması gerektiğini söyledi.

Zamanla G-8 yapılanmasının yetersizliğinin ortaya çıktığını kaydeden Davutoğlu, şu anda yeni uluslararası finansal ekonomik mimarinin zeminini artık, Türkiye'nin de üyesi olduğu G-20'nin oluşturduğunu kaydetti.

Irak ile yapılan en önemli anlaşmanın Basra'dan Edirne'ye kadar uzanan tren yolu olduğunu belirten Davutoğlu, böylece Körfez ile Avrupa arasında doğrudan iletişimin Türkiye üzerinden sağlanacağını söyledi.

Uluslararası kültürel düzen bakımından, Türkiye'nin, çatışmaları engelleyici her türlü faaliyetin içinde yer aldığını kaydeden Davutoğlu, Medeniyetler İttifakı Projesi'nin Türkiye ile İspanya iş birliğinde başlatıldığını anımsattı.

ETİKETLER

haber