Gündem

CHP, Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun iptal talebi için AYM'ye ek dilekçe sundu: "Sürecin hızlandırılmasının aciliyetini beyan ettik"

12 Kasım 2022 17:52

Millet İttifakı’nın eğitim politikalarından sorumlu temsilcileri ile eğitim sendikaları temsilcileri, Anayasa Mahkemesi gündemindeki Öğretmenlik Meslek Kanunu için bir araya geldi. CHP İstanbul Milletvekili, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, yürürlüğün durdurulması ve iptali talebinde AYM’ye ek dilekçe verdiklerini belirterek “İptalini talep ettiğimiz maddelerden ayrı olarak özellikle yürürlüğün durdurulması kararının verilmesinin ne kadar meşru, haklı, gerekli bir istek olduğunu ve bunun ne denli ivedi bir karar süreci olması gerektiğini beyan eden bir ek başvuru ile AYM’nin bu süreci hızlandırmasının aciliyetini beyan ettik” açıklamasını yaptı.

Millet İttifakı’nın eğitim politikalarından sorumlu temsilcileri ve eğitim sendikaları temsilcileri bugün, Ankara Gölbaşı’nda bir araya gelerek Anayasa Mahkemesi tarafından esastan görüşülen Öğretmenlik Meslek Kanunu ve 19 Kasım’da yapılacak Uzman Öğretmenlik Sınavı’na dair görüş alışverişinde bulundu.

İyi Parti Eğitim Politikaları Başkanı Sevinç Atabay, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı çıkan eğitim emekçilerinin ilk günden beri tek bir talepleri olduğunu belirterek, “Öğretmenler bize onurlu bir yaşam sağlayacak özlük haklarımızı verin diyor. Bundan farklı bir talep yok” dedi. Atabay, öğretmenlerin iyi bir meslek içi eğitim olduğunda zaten koşa koşa gideceklerini vurguladı. CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, sendika temsilcileri ile toplantı öncesi şunları dile getirdi:

"Biz 6 parti bu konuda sizin sözünüzü bizim eylemimiz haline getireceğiz"

“Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK), komisyonda görüşülürken oraya katılan tüm sendikalar, ‘3600 EK Gösterge dışında bu ÖMK değil, kabul etmiyoruz’ dediler. ÖMK Genel Kuruldan olduğu gibi geçince biz de Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) müracaatımızı yaptık. AYM, hızla esastan görüşülmeye başladı. AYM’nin eksiği var, üyesi en fazla olan 3 sendika diyor. Biz de üyesi olan değil bu alanda örgütlü olan sendikaların tamamının dinlenmesi lazım. AYM, bu talebi yerine getirmiyorsa bu 3 sendikanın bu alanda örgütlü olan tüm sendikaların ortaklaştığı görüşlerini alarak oraya taşımasını istiyoruz. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e de bir çağrı yapıyoruz. ‘Gel öğretmenleri dinle, o alanda örgütlü olan sendikalarla AYM’ye gitmeden görüşme yap. Bu görüşmelerle edindiğin bilgilerle AYM’ye git.  Öğretmenleri mutlu etmeyecek hiçbir yasa hayatta karşılığını bulmaz. CHP olacak davacı olduğumuz için dün AYM’ye ek bir dilekçeyi İbrahim Kaboğlu teslim etti. Biz 6 parti bu konuda sizin sözünüzü bizim eylemimiz haline getireceğiz. Eğitimcileri dinlemeden eğitimciler adına söz söylemek bizim usulümüzde yok.”

CHP İstanbul Milletvekili, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da AYM’ye sundukları ek dilekçeye dair şu bilgileri verdi:

“Dün itibariyle AYM’ye ek dilekçe verdik, bu istisnai bir durumdur, nasıl ki AYM’nin ilgilileri dinlemesi çok istisnai bir durumsa, bunu yeni bir olgu olarak kabul ettik. Biz de iptalini talep ettiğimiz maddelerden ayrı olarak özellikle yürürlüğün durdurulması kararının verilmesinin ne kadar meşru, haklı, gerekli bir istek olduğunu ve bunun ne denli ivedi bir karar süreci olması gerektiğini beyan eden bir ek başvuru ile AYM’nin bu süreci hızlandırmasının aciliyetini beyan ettik.”

Toplantıya katılan sendika başkanları ve açıklamaları ise şöyle:

"İnsan onuruna yaraşır, yoksulluk sınırının üzerinde ücrete ihtiyacımız var"

Öğretmenlik Meslek Kanunu bir meslek kanunu değil çok boş, kapsamlı ve bütüncül bir meslek kanunu gerçekten ihtiyaç var. Ama öğretmen emeğini, idari, teknik, yardımcı personelin de emeğini gören, 600 bin işsiz öğretmeni dikkate alan sözleşmeli öğretmenlerin yaşadığı güvencesizliği, ücretli öğretmenlerin yaşadığı ekonomik, demokratik haklardan yoksunluk sorununu gündeme alan bir yasaya ihtiyaç var. Cezalandırıcı bir süreç var. Bizim gerçekten ifade edildiği gibi kariyere ihtiyacımız yok. İnsan onuruna yaraşır, yoksulluk sınırının üzerinde ücrete ihtiyacımız var.

"Öğretmenlerin sesini duymuyorsa artık o koltukta ne işe yarar?"

AYM’nin verdiği ara kararda iktidara da bir mesaj var. Bir yılı aşkın süredir bir ÖMK konuşuluyor ama hem usul hem de esas açısında sıkıntılı. Adı olan kendisi olmayan bir kanundan bahsediyoruz. Yürürlük ve atıf maddelerini çıkardığınızda tek bir sayfaya sığacak, öğretmene, öğretmenlik mesleğine nasıl bir değerin siyasi iktidar tarafından verildiğinin de göstergesi niteliğinde. Eğer bir Milli Eğitim Bakanı öğretmenler odasının, öğretmenlerin sesini duymuyorsa artık o koltukta ne işe yarar?

"Pastada millete düşen pay insanları artık doyurmuyor"

3600 Ek Gösterge var deniyor ama 4800 olması gerekiyor öğretmenlik ek göstergesinin. 3600’ü bir başarı olarak gösterdiler ama tüm öğretmenlerimiz sevindi mi, hayır. Bir doktoru uzman yapan onun uzmanlığıdır ama öğretmeni uzman yapamayız, başöğretmen diye ayıramayız. Öğretmen kendi branşından zaten uzmanlaşmıştır. MEB’de öyle sorunlar var ki; yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan elinde süpürgesi olan öğretmenlerimiz var, biliyor musunuz? Genel başkan olarak ben açım, öğretmenler aç. Memuriyette görevde ne alıyorsak ücret olarak onu alıyoruz, açlığı yaşıyoruz, kamu çalışanlarının tamamı aç. Pastada millete düşen pay insanları artık doyurmuyor.

"Nihai sonuç alana kadar MEB’in bu sınavı ertelemesi gerekiyor"

Bakanın bizleri, sahayı anlamaması, bütün öğretmenleri rencide ediyor. Öğretmenlerimizin yüzde 99’u bunu istemiyor ama Sayın Bakan ısrarla öğretmenlerin bunları istediğini söyleyerek algı oluşturuyor. Bu hepimizi rahatsız ediyor. Sayın Bakanımız öğretmenin, sahanın sesini dinlemek istemiyor. Bu da bizleri rahatsız ediyor.

MEB öğretmenleri dinlememekten öteye geçti, fikirlerini sosyal medya üzerinden söyleyen öğretmen arkadaşlarımıza bakanlık müfettişlerini illere göndererek soruşturma açmaya başladı. MEB’de ortak akıldan, öğretmenle birlikte hareket etmekten, sendikalarla konuşmaktan öteye geçti, bir istibdat dönemi başladı.  

Adı kariyer ama kariyerine yönelik bir madde yok, sadece sınava dayalı, puanla ölçen, gecesini gündüzünü buna katan öğretmenlerimiz aslında ÖMK ile bir mobbinge uğradı. Ben buna artık ÖMK mobbingi diyorum. AYM’nin verdiği karar çok önemli, sendikalarımızı demokratik müdahil olarak dinlemesi demokrasi demokratik bir duruş. Eğer 19 Kasım’dan sonra olursa bu dinleme bir mağduriyet doğuracak. Nihai sonuç alana kadar MEB’in bu sınavı ertelemesi gerekiyor."