Yaşam

Cemil İpekçi: Deniz Gezmiş çevresinden devrimci sevgilim oldu!

Tasarımcı Cemil İpekçi, Bülent Ersoy’un Deniz Gezmiş ile ilgili sözleri ve arkasından gelen tepkilerle ilgili...

24 Ocak 2012 02:00

T24 - Tasarımcı Cemil İpekçi, Bülent Ersoy’un Deniz Gezmiş ile ilgili sözleri ve arkasından gelen tepkilerle ilgili, “Benim de geçmişte altı yedi kez cezaevine girmiş çıkmış, Marksist, Deniz Gezmiş çevresinden devrimci sevgilim oldu, devrimci eşcinseller de vardır ve ben de onlardan biriyim” dedi.



İpekçi bu açıklamaları A Haber'de Selin Ongun'un sunduğu "Bi Sormak Lazım" adlı programda yaptı. İpekçi'nin açıklamaları şöyle:


'Moda faşist bir sektör'

Modacı lafını sevmiyorum, moda sektörü benim hayat görüşüme aykırı. Sadece devletlerin yönetiminde kapitalizm ya da sosyalizm, komünizm, faşizm gibi ideolojiler yok, belirli sanat dallarını kullanan rejimler var. Moda çok faşist bir sektör. Benimse faşist olmam mümkün değil. Moda bir yaptırımdır, sizi dinlemez, size sormaz, sizin mutluluğunuz mutsuzluğunuz ilgilendirmez, belirli bir zümrenin isteklerini ortaya koyar. O olmazsanız isterseniz ölün, ne yaparsanız yapın. Moda denilen kavram zaden İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlıyor. Ondan önceki moda sanatsal anlamda var. Ben çok iyi hatırlıyorum babaannemin gençliğinde üç tane tuvaleti varmış on sene giymiş.  İsmail Cem’in annesi Rikkat Teyze, hep o siyah dantel başına koyduğu, onunla sokağa çıkardı, takıları hep aynıydı.  Modayı takip eden kandınlar yoktu ve daha mutluydular.


'AK Parti'ye desteğimi açıkladıktan sonra müşterilerim bıçak gibi kesildi'

Ben sanatımda 40 yılımı devirdim, bu 40 içinde müşteri portföyü çok değişti. Artık İstanbullu yok.  75 yılında atölyemi kurduğum zaman müşteriyi bırakın bir kenarı, benim atölyemden akşam çıkan elemanlarla müşteriler karışırdı. Elemanların çıkmadan önce, rujunu sürer, saçını tarardı, kıyafetleri müşterimle aynıydı, kendi kıyafetlerini dikerlerdi. Bir açık elbise çizdiğimde çok iyi anlardı, çünkü annesi anneannesi giymiş o elbiseyi. O müşteriler yok, ben de artık çok az çalışıyorum bu yüzden. Bugün bu ekonomik krizde hepimiz çok çekiyoruz, eski refah dönemlerimiz yok, bir balondu patladı, doğrusu bu, ama ben para kazanmışsam, İstanbul müşterisinden kazanmadım, Anadolu ve Trakya’dan kazandım, çok daha Osmanlı kalmışlar. Çok terbiye ile gelirler, ellerinde çikolata ile gelirler, bitince çiçeğini gönderirler. İstanbul’un conconları benim müşterim değil.  İki nesil İstanbullu olanlar pazarlık yaparlar, her şeyi kendi hakları zannederler, para istediğiniz zaman ayıp gibi gelirler, onlar pazarlık eder ama ben etmem.  Bana borçlu tek bir sanatçı var, ona da hakkımı helal ettim zaten.  Ak Partiyi desteklediğimi açıkladığım zaman birden yüzde 60 müşteri kaybettim, bıçak gibi kesildi birden. Ancak babamın bir sözü vardır; “hayatta her şeyin bir bedeli var”. Onları kaybetmek atölyemi sarstı ama beni sarsmadı. Hazır giyime geçiyorum, artık benim muhatap olacağım, zevk aldığım müşteri kalmadı. Türkiye’ye hazır giyimi sokan Vakko, tasarımcıyı Türkiye’ye sokansa Zeki Başesgioğlu’dur.


'Ordu eşcinsellerden fotoğraf istememeli'

Ben üçüncü cins oluşumu ne kadar ortaya koyuyorsam, Allah’a inanarak başını bağlayan birini de savunmalıyım. Bir canlıya zarar verildiği zaman müdahale geçmek zorundayım, bunun dışında kimseyi dışlayamam, kimseye müdahale edemem. Bakan Kavaf’ın sözleri de müdahaleci, dışlayıcıydı, onun sözlerini de gaf olarak değerlendiriyorum.  Düşüncelerimizi vicdan ve akıl süzgecinden geçirerek söylemek zorundayız. Bu son bir film yapıldı biliyorsunuz “Zenne”, orada önemli olan onun hayatı ya da öldürülüşü değil, bir tanesi askeriyenin yaptığı bir yanlış “çürük” raporu, adam öldürüyorsunuz, askere gidiyorsunuz diye sağlamsınız, eşcinselsiniz o zaman çürüksünüz. Bu ayıp bir şey, askeriyenin bunu bir an önce ortadan kaldırması. Bir de fotoğraf istemeleri. Başıma geldiği için biliyorum, siz insanların yatak odasına girme hakkını nereden buluyorsunuz? Bir de babanın eşcinsel olması önemliydi. Toplumda bir sürü eşcinselin, evlenip doğru baba olamıyorlar, mutsuz aile topluluğu oluyor. O filmdeki en önemli konu öyleydi.  Türkiye Zeki Müren gibi, insanları yalancılığa iten bir sistem var.


'Deniz Gezmiş ekibinden sevgilim oldu'

Benim de gençliğimde devrimci sevgilim oldu, Deniz Gezmiş ekibinden olan, birkaç kez cezaevine girip çıkan bir sevgilim oldu. İnsanların özel hayatına değil, yaşadığı işe bakmak lazım.  Devrimci gayler var ve ben de onlardan biriyim. Sizin cinsel yöneliminizin farklı olması ideoloji seçimi yapmanıza engel değilki.  Başbakan benden bugüne kadar ne selamını esirgedi, ne benden kaçtı. Çünkü kendinden emin olan kaçmaz. Ben en son postacıların üniformalarını yaptım. Benim şu an devletle bir işim de yok ancak Türk Silahlı Kuvvetlerinin üniformalarını tasarlayacak olsaydım, ben ciddiyeti sevmiyorum, giysilerde hele hiç sevmiyorum,  tasarlasam daha renkli üniformalar olurdu.


ETİKETLER

haber