Dünya
Deutsche Welle

'Birlikte yaşamak için çaba gösterilmiyor'

Fransız siyaset bilimci Catherine de Wenden, Paris'teki saldırının uzun yıllara uzanan gelişmelerin bir sonucu olduğu görüşünde. Siyaset bilimci, Fransa'daki Müslümanların çuğunun iyi entegre olduğunu savunuyor.

08 Ocak 2015 15:25


DW: Sayın Wenden, haftalık karikatür dergisi Charlie Hebdo'nun Paris'teki bürosuna düzenlenen saldırının arka planında ne yatıyor sizce?

Yanıt: Fransa'da da Almanya'daki kadar olmasa da İslam karşıtı protestolar düzenlendi. Charlie Hebdo dergisi, birkaç yıl önce Danimarkalı Jyllands Posten gazetesinde yayınlanan Muhammed karikatürlerini basmıştı. Dergi, bunu ‘düşünce özgürlüğüne' atıfta bulunarak yaptı. Bu, Fransa'daki Müslüman toplumunun bir bölümünü incitti. Zaman içerisinde, İslamofobik görüşlerini açıklamak isteyenlerin çekincesi de azaldı. Çok sayıda kitap ve makale aracılığıyla bu görüşler dile getirildi. Örneğin Michael Houellebecq'in aşırı sağ tehdidi ile karşı karşıya iken Müslüman bir cumhurbaşkanına sahip olan Fransa'nın konu edildiği son romanı da bunlardan biri. Bu arada Fransa'da laik ve kilise düşmanı akımlar da var; bu akımlar İslam'ın kamuda görünür olmasına karşı. Öte yandan aşırı sağ da var. Buna kültür kötümserliği de ekleniyor. İslam çok taraflı olarak eleştiriliyor. Tüm bu görüşlerin tek bir ortak noktası var: İslam düşmanlığı.

DW: Peki, İslam'a karşı bu denli mesafeli duruşun nedenleri nelerdir?

Yanıt: Fransa'da İslam'ı eleştirenler giderek daha az oranda tepkiyle karşılaşıyor. Örneğin, Ulusal Cephe bugün rahatlıkla kamuoyu önünde görüşlerini savunabiliyor. Üstelik çok sayıda Fransız bu partiyi destekliyor. Diğer sağcı partiler de Ulusal Cephe'nin söylemlerini benimsiyor. Diğer yandan Fransa'da işsizlik çok yüksek oranda. Bunun için günah keçisi aranıyor. Suçlu olarak İslam ve Müslüman toplumu bulundu. Ayrıca uluslararası konjonktür de İslam karşıtlığını perçinliyor. Irak'taki kriz, İŞİD vs.. Öte yandan Müslüman toplumunun bir kısmı iyi eğitime ve mesleki vasıflara sahip değil. Bazıları bu durumdan Müslümanların entegre olmak istemediği sonucunu çıkartıyor. Yani birlikte yaşamak için çaba sarf edilmiyor, Müslümanlar düşman olarak görülüyor. Tüm bunlar İslamofobiye yol açıyor.

DW: Fransa'daki Müslüman toplumu tüm bu yaşananlara nasıl tepki gösteriyor?

Yanıt: Fransa'da yekpare bir Müslüman toplumundan söz etmek mümkün değil. Heterojen bir yapı söz konusu. Dini kurallara göre yaşayanlar olduğu kadar, dine göre hareket etmeyen Müslümanlar da var. Müslümanların önemli bir bölümü Fransa'daki laikliği benimsiyor. Şu anda Fransa'da yaklaşık 6 milyon Müslüman yaşıyor. Önce Cezayirliler geldi, ardından Faslılar, daha sonra da Türkler. Ayrıca Afrika'nın güneyinden ve Ortadoğu ülkelerinden insanlar da burada yaşıyor. Tüm bunlar, Müslüman toplumunun heterojen bir yapıya sahip olmasına yol açıyor. Müslümanların çoğu kendisini hem Fransız vatandaşı hem de Müslüman olarak tanımlamak için çabalıyor. Önemli bir bölümü ise dışlanma ve soyutlanma gibi olgularla karşı karşıya. Çok sayıda Müslüman, Fransız toplumundaki yerini bulamadığını düşünüyor. Bazıları, Fransa'nın bu yeri onlara vermediği kanısında. Fakat bu türden Müslümanlar daha çok istisna. Teröristler ve köktendinciler çok az sayıda. Fransa'da yaşayan Müslümanların çoğu Fransız vatandaşlığına geçmiş durumda. Çoğu ılımlı ve kesinlikle kamuoyunda onlara mal edilmeye çalışılan aşırıcılıkla ilgileri yok.

Catherine de Wenden Paris'teki Siyasal Çalışmalar Enstitüsü'nde görev yapıyor.

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle