Sağlık

Bayramda ‘hayır, teşekkür ederim’ demek zor

Bayramda, ziyaret edip gittiğinizde yerlerde sunulan şeker ve tatlı ikramlarında nedense içinizdeki ye diyen sese engel olamazsınız.

18 Eylül 2009 03:00

Bayramı “doyasıya yemek yemek” için bir fırsat olarak görmek yerine, akraba ve dostlarımızla birlikte olacağımız günler olarak düşünürsek daha kolay “Hayır, teşekkür ederim, doydum” diyebiliriz.

Bayram, yılbaşı, ramazan gibi özel günlerde gazete ve televizyonlar, radyolar hatta sık ziyaret ettiğiniz internet siteleri beslenmeyle ilgili tavsiye yağmuru yağdırıyor. Ben sizi bayramda diyet yapın, tatlı yemeyin gibi zorlayıcı ve baskı oluşturacak tavsiyelerle boğmak istemiyorum. Ben de bazen tatlı yiyorum ve biliyorum ki bayramda ikram edilenlere ve içimizdeki “ye” diyen sese “hayır, teşekkür ediyorum” demek zor.  Ancak, “ya hep, ya hiç” veya “battı balık...” gibi düşünce kalıpları yerine, “... yaparsam daha iyi” mantığı, bayram sonrası sizi çok rahatlatacaktır.

Eğer ramazan ayını kilo alarak bitiriyorsanız ve bayramda doyasıya yemek yiyip daha sonra sıkı diyete başlamak kararındaysanız buna saygı duyarım. Ancak, kilo vermenin, kiloyu korumaktan daha zor olduğunu da hatırlatmak istiyorum. O nedenle, bu düşüncenizi “zararın neresinden dönsem kârdır”la değiştirirseniz, bayram sonrası işiniz daha kolay olur.

Düşünce ek, eylem biç

Bayramın tek amacının şeker ve tatlı ikramı olmadığını tabii ki biliyoruz, ama bunu bazen unutabiliyoruz. Bayramın en güzel yanı birçok kişinin ailesini ziyaret etmesi ve bayram sofralarında en güzel yiyecekleri tüketmesidir. Ancak sofrada geçirilen zamanın uzun olması yüzünden yenilen  miktar fark etmeden artabilir ve yemek bitiminde tıka basa doyup nefes almakta dahi zorluk çekmemize neden olabilir. Sonucunda mide yanmaları ve bağırsak problemleri de açığa çıkabilir.
Ancak, ısrarlara karşı gelmenin çaresi var; sadece üç kelime: “Hayır, teşekkür ederim.”
“Battı balık”  düşünce şekli bayram boyunca ihtiyacımızdan daha fazla yememize neden olacaktır. Oysa her ufak değişiklik, düşünce şeklimizdeki her bir iyileşme, kalıcı başarı için (bilinçli beslenme ve kiloyu koruma) temeli sağlamlaştıran demir gibi, çimento gibi, kum gibi çok değerlidir.

Düşünce biçimimizi değiştirmemiz, tutum ve davranışlarımızı değiştirmede ilk adımdır. Çünkü bir düşünürün dediği gibi, “düşünce ek, eylem biç”. O nedenle, bayramı “doyasıya yemek yemek” için bir fırsat olarak görmek yerine, dostları-mızla birlikte olacağımız güzel günler olarak düşünürsek daha kolay “Hayır, teşekkür ederim, doydum” diyebiliriz.

Küçük değişikliklerle önemli sonuçlar alınır

Yaşamımızda herhangi bir davranış ya da alışkanlığı değiştirmek kolay değildir ama imkânsız da değildir. Ama, küçücük değişikliklerin ne kadar büyük ve önemli sonuçlar doğurabileceği de bilinen bir şeydir. Ben de bu bayramda yeni bir bakış açısı için, uygulanabilir küçücük bazı önerileri paylaşmak istiyorum.

Eğer bu dönemi günlük rutinden uzaklaşıp dinlenmek için tatil olarak değerlendirecekseniz, bu tatil, beslenme konusunda düşünce ve davranışlarınızı değiştirmek için iyi bir fırsat.. Örneğin,  yediklerinizi yazmaya başlamak ve bu deftere düşüncelerinizi de not etmek hangi davranışlar ve hangi yeme kalıplarınız olduğunu bulmak için iyi bir veri oluştu-racaktır. Kolay değil mi? Bunu yapabilirsiniz. Sadece bir kâğıt-kalem gerekli.

Diğer bir öneri, kilo verirken hayati önem taşıyan “metabolizma hızı” ile ilgili. En azından, bayram ziyaretlerinde yakın mesafeler için araç kullanmak yerine yürüyerek gitmeyi tercih edin ya da araçtan erken inip, biraz hareket etmeye çalışın. Bu da yapılabilir, değil mi? (Özellikle hava da güzelse, çok keyifli olur ailecek yürümek...)

Başlangıç yemeklerinde hafif salata ve zeytinyağlılar olmasına özen gösterin ve bol su içmek de, “... yaparsam daha iyi” düşüncesine güzel bir örnektir.

Aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine, sütlü tatlılar veya meyve tatlısı tercih edin. Kazandibi, sütlaç, ayva tatlısı, elma tatlısı, armut tatlısı, kabak tatlısı, kuru kayısı, kuru incir dolmasının iyi seçimler olduğunu da hatırlatırım. Çünkü tatlı sevenlerin “hayır, teşekkür ederim” demekte en çok zorlandığı nokta budur. Tatlı sevmeyenler zaten bunu daha kolay başarabiliyor... Yine de şerbetli tatlılardan vazgeçemiyorsanız, bayram süresince elinizden geldiğince, arzuladığınız miktarın yarısını yemek ve izleyen öğünde de sebze ağırlıklı beslenmek, yine “... yaparsam daha iyi” kategorisinde bir düşünce tarzı. Çünkü böylece daha az kalori almış olursunuz (En azından bunu yapabilirseniz, ileride bu fazlalığın daha kolay yakılmasına yardımcı olursunuz.)

Bayram sonrası kendinizi beslenme konusunda daha iyi hissetmeniz için sizinle paylaşmak istediğim bir diğer öneri de, bayram sofrasında tüm yemek çeşitlerinden atıştırmak yerine, istediklerinizi tabağa alıp onları bitirmeye çalışmak: Bunu yapmakla, önceki satırlarda bahsettiğim “yediğinizi kaydetmek” ile ilgili olarak, ne miktar yediğinizi görme şansınız olur. Bunun diğer bir faydası da, midenin yanında gözün doyması da sağlanmış olur (Normalden küçük tabaklar da yardım eder). Bunları da kolayca uygulayabilirsiniz, değil mi?

Son olarak bayramla birlikte yeniden tüketilmeye başlanılan alkol miktarında dikkatli olmanın, karaciğer sağlığı için önemli olduğunu da eklemek isterim.
Dilara Koçak

ETİKETLER

haber