Politika

Baykal'dan Erdoğan'a cevap

Başbakan Erdoğan'ın askerle hükümet arasındaki işbirliğini anlatmak için söylediği 'Orgeneral Başbuğ ile paslaşıyoruz' sözleri siyasetin yeni polemik konusu oldu

02 Şubat 2010 02:00

T24 - Başbakan Erdoğan'ın askerle hükümet arasındaki işbirliğini anlatmak için söylediği 'Orgeneral Başbuğ ile paslaşıyoruz' sözleri siyasetin yeni polemik konusu oldu. Baykal, Erdoğan'ı 'Çok paslaşmayın, kendi kalenize gol atarsınız' diyerek eleştirdi.

CHP lideri Deniz Baykal grup toplantısında partililere seslendi. İşte Baykal'ın konuşmalarından satır başları:
 

Deniz feneri iddianamesi nerede
 
Deniz Feneri olayını hatırlıyor musunuz. Bizim baskımız ve zorlamamızla getirdiğimiz dosyalara baktığımızda 1 yıl önce zorla dosya geldi. İddianame hazırlandı mı peki? İddianame hazırlanmadı.
 
Almanlar bunların hepsini halletti. Yargıladı. Hükmü verdi. Türkiye’ye her türlü belgeyi aktardılar. Esas sorumlular orada dediler. Dosya bir türlü gelmedi. İddianame hazırlanmadı bir türlü. İddianame olsa savcı ne talep ediyor öğreneceğiz. Ne karışık işmiş bu?
 

Bazı özel şirketlere resmi şirket muamelesi
 
PKK davası daha kısa sürmüştü. Ne yatıyor bunun altında. Yargının özeni dikkati mi yatıyor? İnşallah o yatıyordur. Yoksa “Aman başımız iş açmayalım. Burada yargılananlar başbakanın yakını. Geciktirelim” mi geçiyor bunun altında.
 
Herkes bunu düşünüyor ama söyleyemiyor. Ama ben söylerim. Benim görevim bu. Türkiye’de karanlık bir dönem yaşandı. Ekonomi temel kuralları bir kenara atılarak yürütülmeye çalışıldı. Bazı özel şirketler resmi şirket muamelesi görüyorlar.
 
Devlet kaynakları medya grupları satın alındı. Bunun altında başbakanın bilgisi yoktur diyebilir miyiz?
 

Emeklilere sahip çıkılmalı
 
Yaşanan sıkıntılar ortada. Türkiye artık yeni bir döneme girecek. Millet de kararını verdi. Yeni iktidar döneminde biz ne yapacağız diye sorduk ve cevabını verdi. Sayın Başbakan da bu cevaplardan çok rahatsız olmuş görülüyor.
 
Ne demişti, yeni Türkiye ortamında bir şeyler değişecek dedik. Bunu başında emeklilerin konumu olacaktır.  Çünkü demiştik emekliler Türkiye’de yaşanan sorunların aşılması konusunda çok özel bir noktadadır. Emekliler halkımıza yapılacak desteğin en uygun kanalıdır.


Damadının şirketleribi düşüneceğine...
 
Emeklilere yapılacak destek sadece onlara değil, işsiz kalan çocuğuna, onlardan medet uman ailelere destek olmaktır. Bugün emeklilerin etrafında işini kaybetmiş gelinler damatlar çocuklar torunlar vardır. Herkes o emeklilere özlemle bakmaktadırlar. O insanları boynu bükük bırakmaya kimsenin hakkı yoktur.
 
Bu bizim temel tercihimizdir. Bu duyarlılığı iktidara taşımak lazım. İktidar damadının başında olduğu devlet bankasından kredi alarak satın aldığı şirketleri düşünmek zorunda değildir artık. Gün olacak iktidar değişecek ve o iktidar yüzünü işçiye emekliye dönecektir.
 
İntibak meselesi öncelikli bir konudur. Yine başbakanı çok rahatsız eden bir konu öğretmenlik meselesi.
 

Öğretmenlik kariyer olacak
 
Öğretmenlik bir kariyer olacak dedik. Öğretmenliği sözleşmeli, anlaşmalı bir meslek olmaktan çıkaracağız. Öğretmenlik böyle miydi. Cumhuriyeti kuranlar öğretmenliği saygın bir meslek olarak ele aldılar. Öğretmenliğin bir kariyer olarak ele alınması gerektiği her türlü tartışmanın ötesinde bir ihtiyaçtır ve CHP iktidarında bu olacaktır.
 

4-C kalkacak
 
Yine başbakan çok sinirlenmiş. 4C ne? Evet 4C kalkacak.
 
Bizden önce de 4C vardı diyor. Evet vardı ama üniversite öğrenciler anket yaparken uygulanırdı bu 4C. Kazanılmış hakları çalışanların elinden almaya senin hakkın var mı?
 
Senin hakkın varsa Tekel işçilerinin de senin karşında durmaya hakkı var. Böyle bir şey var mı? Geçmişte Köy işleri kapatıldı, Seka kapatıldı ne oldu. Orada çalışanlar başka kurumlarda çalışmaya başladı.
 
Sen yüz milyonları kaptıracaksın ondan sonra oradaki işçinin kazanılmış hakkını elinde alıp sesini çıkarma diyeceksin. Bu olmaz.
 

TEKEL işçilerinin yanında bakkallar da seni götürür
 
Hukuka aykırı diyor. Talimat verdi valiye burayı dağıtın diye baktı olmuyor. Bunu hazmedeceksin Sayın başbakan. Seni asker değil ama Tekel işçisi götürür.
 
Beni milletim iktidar yaptı Tekel işçisi değil dedi. Daha büyük yanlışlar da yapmaya başladı. Şimdi bakkallara taktı kafayı. Seni Tekel işçisinin yanında bakkallar da götürür.
 
Mağdur mazlum insanlar olarak haklarını talep ettiler ve bu milletin vicdanını ayağa kaldırdı. Onlara yapılan muamele, gazlar coplar sürüp atmalar. Onlar karşısında bile çağdaş bir şekilde ayakta kaldılar. O gazlardan Tekel işçileri paylarını aldılar bizim milletvekili arkadaşlarımız da payını aldı.
 

O ailelere yazıktır
 
Yabancı milletvekilleri gelip orayı ziyaret etmeye başladılar. Türkiye’nin her yerinden insanlar Tekel işçilerini ziyarete geliyorlar.
 
Direnmeyin sayın başbakan değmez. Yazıktır günahtır o insanlara o insanları ailelerine acıyın.
 
Anladık ki başbakan hakkını arayan insanları sevmiyor. Şimdi de kafayı bakkallara takmış.
 
Bakkalların yapacağı şey bir araya gelip alışveriş merkezi açmakmış. O alışveriş merkezi açacak bakkallara memleketin en güzel yerlerinde arsayı sen mi vereceksin Sayın başbakan.
 
Dünyanın her yerinde küçük esnaf, dükkan vardır ve var olacaktır. Bugün İtalya esnafın ekonominin içinde yer tuttuğu ülkelerden biridir. Fransa öyledir.
 
Bakla sadece bir iş yeri değil bir sosyal merkezdir. Çevrenin sıkıntısını bilen aile mahalle yaşamının bir parçasıdır. Türkiye’nin temelinde aile vardır esnaf vardır. Senin görevin esnafa sahip çıkmaktır.


Anayasa değişikliği
 
Anayasa sosyal bir devlet olarak esnafa destek verme sorumluluğunu sana vermiştir. 2 milyon insanı tarımdan kopardığı yetmedi şimdi esnafın dükkanlarını kapatmasını istiyor.
 
Kısa bir süre önce AKP büyük bir iddia ile çıktı dedi ki “Anayasa değişikliklerini derhal gündeme alacağız”. Yargı bağımsızlığı konusundaki tedirginliğini ortadan kaldırmak için HSYK’nın yapısını değiştireceğiz dedi.
 
Referandum yasasını süreyi azaltarak değiştirmeyi öngördü. Dikkatle izliyoruz. Siyasetin yargıya müdahalesinin artık geride kalmış olması gerektiğini söyledik.
 
Yargının kalbine beynine biz elimizi uzatacağız dedi biz de uzatamazsın dedik. Milletvekili olan kişilerin yargıyla ilişkisi ne Türkiye’de. Meclisteki milletvekilleriyle ilgili fezleke sayısı 608.


Milletvekilleriyle ilgili yargı süreci işletilemiyor

Milletvekilleriyle ilgili yargı süreci işletilemiyor. Manzara bu. Böyle bir tabloda milletvekiline diyeceğiz ki “Hakimini seç”. Bu kesinlikle olamaz.
 
Referanduma gideceğiz dediler. Referandum tuzağını kuranlar o tuzağa düşebilir dedik. Seçimden kaçıyorsunuz ama bir bakarsınız bu millete bir fırsat haline gelebilir.
 
Şimdi görüyorum ki Başbakan bu hesabı yapmış artık referandumun da o kadar kolay olmadığını anlamış. Şimdi anayasa değişikliği konusu bir niyet beyanı tehlikesiyle karşı karşıyadır. Artık milletin referandumda ne yapacağı konusunda güven duymadığı için referandumu millete götürmeye cesaret edemeyecektir.
 
Açılım ne hale geldi. Ne oldu Kürt açılımı? Nerede. Unutuldu. Milleti birbirine kattınız ayrıştırdınız. Kendi zihniyetinizi afişe ettiniz. Şimdi cesaret edemiyorsunuz orada durdu kaldı.
 
Türkiye bundan bir şey kazandı mı? Çıkmaza girdi.
 

Çok paslaşmayın kendi kalenize gol atarsınız
 
Balyoz iddiasına ne oldu. Artık günümüzdeki sorunlar bitti de tarihten mis orun arıyorsunuz. 7-8 yıl öncesinden mi arıyorsunuz.
 
Bakıp incelenecek bir şey yoktur. En son nereye geldiler “Biz paslaşıyoruz” dediler. Paslaşın ama dikkat edin kendi kalenize gol yiyebilirsiniz. İlgi çekici gelişmeler ortaya çıkıyor.
 

Şimdi CD kayıp diyorlar
 
Diyorlar ki “DVD kırılmış onu kullanamayız” Ama ne oldu o DVD’de şunlar var diye korkunç yayınlar yapıldı.
 
Birileri dedi ki “Getirin şu DVD’yi inceleyelim” onlar da dedi ki “O DVD kırıldı” Bu senaryoyu kim yazmış. Kayıp. Böyle hukuk böyle dava olur mu?
 
“DVD’siz yapın ithamları kafanızda taşıyın.” Balyoz planının olduğu DVD kırılmış Danıştay saldırısının CD’si de kayıp. Arıyoruz diyorlar. Ona göre suçlamayı yapmışsın şimdi yargılama aşaması. Şimdi yok diyorlar.
 
Böyle bir yargılama süreci Türkiye’ye yakışıyor mu?  Ne çıktı bunca iddiadan. Dursun Çiçek’ten, Kozmik odadan, intihar eden albaydan, Arınç’a suikast iddiasından ne çıktı.
 
Bir insanın mahkum olduğu bir davada gizli tanık olarak başvurup gizli tanık olarak kabul edilmesi hangi hukuk mantığına sığar.
 

CHP olarak hiç inanmadık
 
Dediler ki nükleer silah fabrikası var orada ve o anlayış doğrultusunda 1 milyon insan öldü. Daha dün 54 insan öldü. Irak’ta birlik bütünlük kalmadı. Bunu koca koca insanlar neyle yaptı raporlarla yaptı. Orada nükleer silah var denildi.
 
Şimdi İngiltere’nin başbakanı sorgulanıyor. “Sen aldattın bizi” dendi. Biz CHP olarak bu yalanlara hiçbir zaman inanmadık. Bu iddialar bizim önümüze getirildiğinde reddettik. Suçlandık ama reddettik.
 
Şimdi aynı güvenle söylüyorum. Türkiye’ye de tuzak kurulmuştu. Senaryolar ortaya çıkarılmıştır. Kampanyalar tertiplenmiştir. Bu memleketin namuslu dürüst insanlarını sindirmeye çalışıyorlar. Türkiye’nin karıştırılması vicdansızlıktır zulümdür haksızlıktır.



 

ETİKETLER

haber