Politika

Bahçeli'den Erdoğan'a yanıt gecikmedi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın İspanya'dan çektiği 'Anayasa değişikliğine destek verin, yoksa referanduma gideriz' restini gördü.

23 Şubat 2010 02:00

T24 - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın İspanya'dan çektiği 'Anayasa değişikliğine destek verin, yoksa referanduma gideriz' restini gördü. Böylece yargı krizi nedeniyle tekrar gündeme gelen referandum ihtimali daha da arttı. ,


İşte grup toplantısında partililere seslenen Bahçeli'nin konuşmasından satır başları:


- Zenginleşmeye, yoksulluğun azaldığına, ülkemizin nasıl itibar kazandığına yönelik masallara inanacak kimse kalmamıştır.

- Büyük umutlarla verilen oylar, çocukları bir lokma ekmeğe muhtaç anaların feryatları, işinden atılmışların tepkisi, şehit ailesinin haklı öfkesi, gazimizin tekrarlanan acısı, teröristlerin sevinç çığlıkları ve ardı ardına mevzi kazanan yabancı başkentlerin talimat listeleri olarak geri dönmektedir.


Bıçak kemiğe dayandı

- Türkiye inanç istismarcılarına verdiği siyasi desteğin karşılığını açlık yolsuzluk ve aşağılanma olarak geri almaktadır.

- Bugün hükümetin hiçbir sorun karşısında direnecek çözecek ne gücü ne ahlakı nede niyeti kalmıştır. Her alanda tam bir teslimiyet yaşanmaktadır.

- Bıçak kemiğe çoktan dayanmıştır. Oynanan bu oyunun boşa çıkarılması milletimizin uyanışıyla mümkün olacaktır. Bunun içinde tek çare seçime giderek milletin hakemliğine başvurmaktır.

- Türkiye seçim iklimine girmiştir. Fitnenin yalanın saltanatını sürdürmesi artık mümkün değildir. Milli iradenin şamarı, vicdan ve insafını kaybetmiş olanların yüzünde mutlaka patlayacaktır.

- Ak Parti’nin kaçamayacağı seçim sandığı milletimizin önüne sonunda konacaktır. Aziz milletimiz, başına çuval geçirilen askerlerimizin, bozulmak istenen kardeşliğimizin, peşkeş çekilen devlet imkanlarının, yoksulluğun, yolsuzluğun ve işsizliğin, fitnelerin ve fesatların hesabını bir bir soracaktır. Bunun takibini de MHP büyük bir inançla yapacaktır.


Bu hesabı soracağız

- Bu hesabı sormak milletimizin, muhteşem mazisine karşı gönül ve namus borcumuz da olacaktır. Bugün hükümeti titreten korkunun temeli budur. Yıkımı anlatma çabaları da bu yüzdendir.

- Gidilen yoldan dönüş yoktur, çırpınışlar nafiledir. Ne pişmanlık beyanları, ne özür talepleri bu yola girmiş olanları kurtarmaya yetmeyecektir.

-Yaşanan gerilimlerle toplumun ahengi tamamen bozulmuştur. Ağır sorunlarla boğuşan Türkiye’de yaşanan gelişmelerin neden olduğu güvensizliğin, devlette toplumda derin kuşkuların doğmasına yol açmıştır.

- Toplum başta etnik farklılıkların kaşınması olmak üzere, tehlikeli bir ayrışmaya sürüklenmiştir. Türkiye tıpkı bir savaştan çıkmış, bir yenilmiş devletin arayışlarını yaşamaktadır.


İntikamcı bir hükümet

- Devlet ve millet, insanlar ve yönetim arasında yılların birikmiş yapısal sorunları elbette sadece bugünün meseleleri değildir.

- Bugün karşımıza yıkım olarak çıkmasının nedeni, intikamcı bir hükümetin varlığından kaynaklanmaktadır.

- Artık her seçim yaklaştıkça, sahte bir mağduriyete inşa edilen gerilim stratejisini sahnelemek, baskı ve dayatmayla korku uyandırmaya çalışmaktır.

- Yine karşımıza çıkarılan eski oyunların yeniden ısıtılmasından başka bir şey değildir.

- Bugün Cumhurbaşkanı ve Başbakan dışında birbiriyle uyumlu hiçbir makamın olmaması ilgi uyandırıcıdır. Bu gidişin devamı mümkün değildir. yaşanan devlet krizidir.

- MHP, ülkemizin sorunlarına demokratik nizam içinde müdahil olmayı, herkesi uyarmayı, Türk milletinin kendisinden beklediği bir görev olarak görmektedir.

- Açık çağrımız şunlardır:

- Yaşanan gerilimin yanı sıra, çözümün de taraflarından biri adalet kurumudur. Herkes hukuka uymalıdır. Eğer birlikte yaşamak ve mülkü temeliyle korumak istiyorsak başka bir seçenek yoktur.

- Hukuk tartışmaya meydan vermeyecek şekilde işletilmelidir. İdeolojik ön yargılar, siyasi kaygı ve hevesler, kişisel hırslar, demokrasi dışı arayışlar sürece müdahil olmamalıdır.


Kışkırtıcı beyanlar ertelenmelidir

- Gündemde olan yargı sürecinin hassasiyeti dikkate alınarak, tartışmaları atışmaları ve kışkırtıcı beyanları ertelemelidir. MHP önümüzdeki ilk genel seçime kadar önerdiği bu toparlanma sürecine katkı yapmaya hazırdır.

- Yaşanan kargaşasının bir nedeni de yoğun bir karalama ve karartma kampanyasının medya üzerinden yapılıyor olmasıdır. Yaşanılan sorun alanlarıyla ilgili bilgi belge veya delili olan varsa doğrudan ilgili adli makamlara iletmek durumundadır. Medyada yer alan hukuki delillerin, menşei ve servis edilme nedenleri hukuk tarafından sorgulanmalıdır.

- Devlet zirvesi düzenlenmelidir. Bu toplantıdan sağlam güvenceleri içerek bir mutabakat ve iade beyanı kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu konuda sorumlu herkes vebal altındadır.

- Adaletin tecellisinde sonuç kadar önemli olan sonuç, hukuki sürecin vicdanlarda kabul görmesidir. Suçluyu ararken, masum insanlardan uzak durulması ve konunun süratle ele alınmasıdır.

-  Az önce çizmeye çalıştığım Türkiye haritası ortadadır. Saklamak örtmek artık mümkün değildir.

- MHP’nin anayasa ve anayasa değişikliğiyle ilgili görüşleri geçmişte yayımlanmıştır. Partimiz değişen topluma cevap verecek anayasa ihtiyacının doğal olduğunu, insan hakları hukukun üstünlüğü nezdinde, yararlar bulunduğunun ancak bu sözleşmeyi yaparken milletimizin birlik ve bütünlüğünden fedakarlık yapamayacağımızı ilan etmiştir.

- Bize göre cumhuriyet demokrasi ve milletin devamı birbirlerinin alternatifi olan kıymetler değildir. birini yükseltirken diğerini zayıflatmak gibi sakat bir anlayışın çağrılarına cevap vermemiz mümkün olmayacaktır.


Yeni bir anayasaya ihtiyaç var

- Yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu açıktır. Burada önemli olan değişimin zamanlaması ve onların liyakatidir.

- Yeni bir anayasayı hazırlamak aklanmış ahlakın yapacağı bir girişim olmalıdır. Anayasa sabıkalı beyinlerin değiştireceği bir metin değildir. bu tür bir kafa yapısının imzalayacağı bir belge de mutlaka karşılıksız çıkacaktır.

- Anayasa değişikliği, bir ülkenin 7 yılını acımasızca israf etmiş, yabancı başkentlerin masalarında harcamış, millet düşmanlarıyla el ele vermişlerin kusurlarını ihanetlerini gizleyeceği, iflaslarını maskeleyeceği bir sığınma vasıtası olmayacaktır.

- Siyasi normalleşme süreci başlatılmadan, bugünkü hükümete dayalı siyasi tablo değişmeden yeni anayasa hazırlanması doğru ve mümkün değildir. Anayasa’yı değiştirme adına aksi yönde yürütülecek çalışmalar destek olmayacaktır.  Askere kelle, bölücü başına sayın diyenlerle işbirliği yapmayacağız.


ETİKETLER

haber