Gündem

AYM Başkanı Haşim Kılıç, 'Bakara-makara' tapesindeki gazeteciye konuştu

'Vicdanen rahatım, bu ülkede kimsenin hakkını yemedik'

19 Ocak 2015 15:07

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, “Türkiye'nin en önemli sorununun hak ve özgürlükler olduğunu” belirtti. 13 Mart'ta emekli olmaya hazırlanan Kılıç, Anayasa Mahkemesi olarak kimsenin hakkını yemediklerini vurgulayarak, "Bu mahkeme Türkiye'nin iklimine son bir yılda çok önemli katkıda bulundu.  Ben ve diğer üyelerimiz bu ülkede kimsenin hakkını yememiştir. Vicdanım rahat. Arkamda da çok güvendiğim bir ekip bırakıyorum" ifadesini kullandı.

Kılıç, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonları sonrası eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’a ait olduğu iddiasıyla ortaya çıkan ve "Bakara-makara tapesi" olarak ünlenen ses kaydında yer alan; o dönem Hürriyet gazetesi yazarlarından olan Metehan Demir’in gündeme ilişkin sorularını kısaca yanıtladı.

Metehan Demir, Haşim Kılıç'ın emekli olacağı günlerde gazetecilerle soru cevaplı kritik bir basın toplantısı yapacağını da duyurdu.

Erdoğan ve AKP'li siyasilerle yaşanan polemiklere de değinen Kılıç, şunları söyledi:

"Bugün siyaset ile karşı karşıya gelebiliriz. Bu her ülkede olur, çok normal. Siyasetin kendi doğruları vardır. Bizim de yani hukukun da kendi doğruları vardır. Bu ikisinin çatışması normaldir. Biz burada hiç siyasi karar almadık. Taraf olmadık. Tarafımız, yolumuz sadece Türk demokrasisi ve hukukun bağımsızlığı, tarafsızlığı oldu."

Metehan Demir'in kişisel blog sayfasında yayımladığı (19 Ocak 2015) Haşim Kılıç’ın görüşlerinin yer aldığı yazısından ilgili bölümler şöyle:

 

Haşim Kılıç'tan net mesajlar

 

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, 13 Mart'ta emekli oluyor. 1990'da dönemin Cumhurbaşkanı rahmetli Turgut Özal'ın ataması ile yüksek mahkemede görevine başlayan ve ardından da son 8 yılı başkanlıkla geçen tam 25 sene.

1950 doğumlu Kılıç 65 yaş nedeniyle Mart ortasında emekli olacak. Gözler tabii ki emekli olduktan sonra da ne yapacağı veya siyasete girip girmeyeceğinde olacak.

Bir süreden beri özellikle, 'Neden suskun, çıksın şimdi konuşsun' diye baskı altında. Her kesimden kendisine konuşması için baskı da giderek artıyor.

2008 Temmuz'unda tüm dünyanın nefesini tutarak izlediği AKP'ye yönelik kapatma davasını reddeden Anayasa Mahkemesi, o gün 6’ya 5 ile bu kararı almıştı. Dava için bu ülkenin bir demokrasi ayıbı' diyen Kılıç da tabii ki o 6 ismin içindeydi. O zamanlarda alkışlanan Haşim Kılıç, sonradan bazıları için yine 'kötü adam' oldu. Kimi zamanlarda, siyasi partiler, liderler alınan kararlar hoşlarına gitmeyince onu ve mahkemeyi sevmedi.

 

Türkiye gibi sadece kendi yaptıkları, söyledikleri ve düşündüklerini doğru kabul eden siyasetçilerin ve oluşumların ağırlıkta olduğu bir ülkede hukuka dayalı kararlar almak ve bununla da herkesi memnun etmek....

İnsan bunu düşününce bile yoruluyor. 

Türkiye'de hukuken en doğru, en evrensel kararları da alsanız herhalde imkansız ötesi bir durum olurdu bu. 

 

Çünkü bu ülkede verdiğiniz bir kararla bir zümrenin baştacı olurken, ileride işlerine gelmeyen kararlar alınca ya da söyleyince bir anda o zümrenin gözünde en kötü olabiliyorsunuz. 

Tıpkı Anayasa Mahkemesinin başına gelenler gibi. 

Yüksek Mahkeme son dönemlerde, başta Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda tahliyelerin yolunu açan kararları ile gündemde yerini almıştı. Ama asıl, 17-25 Aralık sonrası yargıya yönelik düzenlemelerin iptali, youtube ve twitter kararları ile bireysel özgürlükler ve evrensel demokrasi adına alkış alırken bazı çevrelerin boy hedefi haline geldi.

Bu nedenle, Haşim Kılıç, 'şimdi de ne diyecek, ne yapacak' diye Türkiye'de en çok merak edilen kişilerin içinde yer alıyor.

Şu anda görevinden ayrılmasına artık çok az süre kalsa da hala mahkemenin yoğun işleri ile meşgul. Toplantı üstüne toplantılara giriyor. Bu yoğun tempoda makamında kendisi ile sohbet ettik.

Emekli olunca bile siyasi bir tartışma içine özellikle girmemeye kararlı ama mesajları da net: 

"Vicdanen rahatım. Ben ve diğer üyelerimiz bu ülkede kimsenin hakkını yememiştir. En azından bunun için azami çaba sarfetmiştir. Geride görevi bırakacağım arkadaşlarıma kefilim. Gözüm arkada değil, içim rahat."

Sözlerini de şu ifadelerle devam ettiriyor: 

"Bu kurum, Türk demokrasisine, Türkiye'nin iklimine özellikle son bir yılda hak ve özgürlükler adına, toplumsal anlayış adına çok önemli katkılarda bulunmuştur. Bugün siyaset ile karşı karşıya gelebiliriz. Bu her ülkede olur, çok normal. Siyasetin kendi doğruları vardır. Bizim de yani hukukun da kendi doğruları vardır. Bu ikisinin çatışması normaldir. Biz burada hiç siyasi karar almadık. Taraf olmadık. Tarafımız, yolumuz sadece Türk demokrasisi ve hukukun bağımsızlığı, tarafsızlığı oldu. Her kararı bu doğrultuda kendi aramızda tartıştık ve oyladık. Kararlarımız hep böyle çıktı. Bunun özellikle bilinmesini istiyorum."

Çok ama çok kritik şeyler daha konuşuyoruz Türkiye'nin gündemine dair. Ama, 'off the record' prensibi paralelinde burada kesiyoruz.

Kılıç, polemiklere girmek istemiyor ama gazeteci arkadaşlara bir tüyo; emekli olacağı günlerde soru cevaplı kritik bir basın toplantısı yapacak. 

Tabii ki bir soru daha var; Emekli olunca ne yapacak?

Muhtelif senaryolar var ama onu da bırakalım siyaset tarihçileri yazsın...

Yazının tamamı için tıklayın