Kültür-Sanat

Âşkı Giydiren Kadın = Nazlı Eray!

Bu pazar devasa bir keyifle gazetemi açtım.

21 Ağustos 2011 03:00




BATUR FATİH İLHAN 


Nazlı Eray, 2002 Yunus Nadi Roman Ödül'lü
'Âşkı Giyinen Adam’da, okurlarına hazırladığı şölen sofrasında,
tuhaf ve komik dünyalarından bir yenisini daha kurmuş.
Doğan Kitap da, kitabın yeni baskısını gerçekleştirerek,
Türk edebiyatına yerinde bir anımsama şansı sunmuş.
Gerisi malum, en yakın kitapevinin yolunu tutmak
sonra da tutkal kokulu sayfaların arasında
kayıp olmak...

***
 
Bu pazar devasa bir keyifle gazetemi açtım. İç karartan gündem haberleriyle dolu ana gazeteye zorunlu lâkin gerekli bir görev ifa ederce göz gezdirdikten sonra, açtım -tatlı yemeye hazırlanan henüz ergen bir oğlan çocuğu gibi- çarşaf bulmacamı. İlk soru hayli basitti. Resimdeki şarkıcının adı nedir? Bir sonraki soruysa: Yazdıklarını -okuruna ulaşması için- yayımcısına yollamadan evvel, özenle kalbinin içindeki çekmecelere yerleştiren bir yerli yazar adı yazınız, dokuz harf, sonu 'Y'?


Ağustos sıcağı yetmezmiş gibi bir de bu okkalı soru terletti betimi benzimi. Usulca, dört sayfalık bulmaca ekini sofada bırakıp, kitaplığımın önüne seğirttim. Arıyordum, gözlerimle, acaba benim fakir kitaplığım, bu sorulan kadar muteber bir yazarı ağılıyor muydu acaba raflarında?


Gülümsüyorsunuz sanırım. Gülümseyin de zaten. Zira ben ne şanslı bir muhabirdim ki, büyüklerimden bana en kıymetli miras, ahşap kitaplığımda, var idi bulmacada sorulan yazarın (bir değil üç değil beş değil) hemen bütün kitapları. Okurlarının; siyah-beyaz, tozlu ve sıkıcı hayatlarına yazılarıyla rengârenk düş cümbüşleri armağan eden büyülü Nazlı Eray kitapları...


Takvimlerimiz 2011 sonuna doğru, maraton atleti edasıyla koşar iken, Eray, MARILYN – Venüs'ün Son Gecesi (Doğan Kitap, Nisan 2010) ve Tozlu Altın Kafes – Yaşamdan Anılar'dan (Doğan Kitap, Ocak 2011) sonra, bu defa, 11 yıl önce yayımlanan 'Âşkı Giyinen Adam'la karşımızda. Yazarı Eray olan bir ki-tap, bir roman, gizemden uzak olamaz, asla!


Bunu nasıl mı ve nereden mi biliyorum. Gözlerimi sayfalarına değdirdiğim eser; Dürnev Abla’nın tarot kartlarından çıkan Eddie Fisher'den, Elizabeth Taylor'dan ve Debbie Reynolds'dan; kahramanımızın ve Eddie’nin anıları yüklenmiş koyun kelleleri Peyami'den ile İdris'ten; şoför Kâzım Efendi’nin çıkardığı gazla dirilen, cinayet kurbanı yaşlı ana-kızdan; Belligün Pastanesi’nde Mihri Abla’yla birlikte kahve fin-canının içinde izlenen Eddie Fisher konserinden bahsediyor da ondan…


Yani kıymetli edebiyatseverler; öykücü ve romancı mümtaz yazarımız Eray, bu yaz sonu, hepimizi bir edebi şölene daha davet ediyor. Ben çoktan hazırlandım ve Eray'ın düş partisinde yerimi aldım. Ne diye-yim, darısı dostlar başına...

 

 

304 sayfalık roman 'Âşkı Giyinen Adam’dan bir minik pasaj....

 

 


“Doktor Ayberk yaklaşmıştı bana. Yavaşça kulağıma eğilip,‘Olağanüstü bir şey bu! Bir saattir dinliyorum onu. Hayatından kesitler anlatıyor. Hollywood, Las Vegas; güzel kadınlar; Elizabeth Taylor ile yaşadığı yoğun aşk yüzünden yaşamın bir başka köşesine kayışı; bir iki gecelik kaçamaklar; uzun süreli ilişkilerden kaçması, kadınlara verdiği armağanlar; amfetamin ve kokaine bağımlılığı; bu uçurumdan kurtulmak isterken düştüğü bir paralı tımarhane; sesini yitirişi... Her şeyi anlatıyor. Müthiş bir bellek, olağanüstü bir açıkyüreklilik... Hayatımda hiçbir şey beni bu kelle kadar şaşırtmamıştı, hayretler içindeyim’ dedi. ‘Bir tıp doktoru olarak bu olayı nasıl yorumluyorsunuz?’ diye sordum. ‘Yorumlayamıyorum. Beni aşan bir şey bu’ dedi.”

 

 

Nazlı Eray'ı Tanıyor Musunuz?

 

 


Ankara’da doğdu. İngiliz Kız Ortaokulu, İstanbul Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ve İstanbul Üniversi-tesi Hukuk Fakültesi’nde okuduktan sonra Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nda tercüman olarak çalışmaya başladı. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Edebiyatçılar Derneği’nin kurucuları arasında yer alan Eray, Türkiye Yazarlar Sendikası ile Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) ve 1977 ve 1978'de Yaratıcı Ya-zın dersleri verdiği ABD Iowa Üniversitesi’nin onursal üyesi.


Yazmaya 1959’da henüz ortaokuldayken kaleme aldığı öyküsü “Mösyö Hristo” ile başlayan Eray’ın ilk öykü kitabı “Ah Bayım Ah!” 1975’te çıktı. “Laz Bakkal” başta olmak üzere pek çok öyküsü kültleşti. Sa-yıları 30'u bulan öykülerinin ve romanlarının yanında çocuk kitapları da yazan Nazlı Eray, “Karanfil Gece Kursu” öyküsüyle 1988 Haldun Taner Öykü Ödülü’nü, “Aşkı Giyinen Adam” (2001) romanıyla 2002 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü, 2009'da da Türk Kütüphaneciler Derneği En iyi Romancı Ödülü’nü aldı.


Nazlı Eray’ın öykü, roman ve oyunları pek çok dile çevrildi. “Erostratus” (1977) adlı oyunu, Sartre, Montaigne, Camus, Unamuno, Pessoa ve Bauer’in Erostratos yorumlarıyla birlikte Blood and Ink’te (“Kan ve Mürekkep”) yer aldı. Bazı öykülerinden kısa filmler çekildi ve televizyon dizileri yapıldı. “Monte Kristo” ve “Rüya Sokağı” öyküleri 2005’te İtalyan yönetmen Angelo Savelli tarafından L’ultimo Harem (Son Harem) adıyla oyunlaştırıldı, İtalya ve Türkiye’de sahnelendi.

 

 

 

 

 

ETİKETLER

Nazlı Eray