Gündem
BBC Türkçe

Aşırı sağcı partinin broşürlerini dağıtıyordu, Calais Kampı'nda göçmene aşık oldu

Fransa'da bir zamanlar Ulusal Cephe'nin broşürlerini dağıtan Béatrice Huret, Calais Kampı'nda yaşayan İranlı bir göçmene aşık oldu. Aşkının kaçak yollardan İngiltere'ye gitmesine yardım eden Huret, yaşadıklarını bir kitapta anlattı.

29 Nisan 2018 20:30

Daha birkaç hafta önce tanıştığı adam, İngiltere'de yeni bir hayata başlama hayaline ulaşmak için onu kullanıyor muydu? Yolda boğulur muydu?

Beatrice Huret, şafak sökmeden önce Fransa'nın kuzey bir sahilde duruyor ve sevgilisinin küçük bir botta Manş Denizini geçişini izliyordu. Bir daha onu görebilecek miydi?

Bot karanlık ufukta kaybolurken, Beatrice arabasına hem umut hem de şüphelerle geri döndü.

45 yaşındaki Beatrice daha birkaç yıl öncesine dek aşırı sağcı Ulusal Cephe'nin üyesiydi ve ölen polis kocasının ırkçı olduğunu söylüyordu.

Şimdiyse "Jungle" adıyla anılan Calais'deki kampta tanıştığı göçmen sevgilisi Mokhtar'ın kaçak yollardan İngiltere'ye gitmesine yardım ediyordu.

Calais Mon Amour adlı kitabında, otostop çeken bir göçmen genci aracına aldığı gün hayatının nasıl değiştiğini anlatıyor.

Beatrice 2010'da kanserden ölmesinden önce, eski eşinin Calais'deki göçmenlerin İngiltere'ye geçmesini önlemek için konuşlandırılan çok sayıda polisten biri olduğunu söylüyor.

Polis olması nedeniyle bir siyasi partiye üye olamadığından eşinin kendisini Marine Le Pen'in Ulusal Cephe'sine üye kaydettirdiğini ve partinin broşürlerini dağıtmak için para aldığını belirtiyor.

Eski eşi gibi gerçek bir ırkçı olmadığını anlatıyor.

Ancak "çok farklı görünen tüm bu yabancıların Fransa'ya girmesinden kaygılı olduğunu" itiraf ediyor.

Beatrice Calais Kampı'ndan sadece 20 kilometre uzaklıkta yaşamasına karşın kampı hiç görmemiş.

İki yıl önce soğuk bir günde işten eve dönerken Sudanlı bir çocuğa acımış ve kampa götürmeyi kabul etmiş.

Sonra ilk kez kamptaki koşullara tanıklık etmiş.

"Savaş alanı gibiydi. O an içimde bir şeyler koptu ve yardımcı olmam gerektiğini düşündüm" diyor.

Beatrice daha sonra kampa yiyecek ve giyecek götürmeye başlamış ve "çobanlardan avukatlara ve cerrahlara" birçok farklı insanın yaşadığı kampın sakinlerini tanımaya başlamış.

Daha sonra geçen Şubat'ta gözleri 34 yaşındaki İranlı eski öğretmen Mokhtar'la tanışmış. Mokhtar Hristiyanlığı seçtiği için hem soruşturmaya uğradığı hem de ailesi tarafından reddedildiği için ülkesinden kaçmış.

Beatrice, kamptaki koşulları protesto için arkadaşlarıyla birlikte dudaklarını diktikleri eylemin fotoğrafları dünya çapındaki gazetelerde yayınlandığında tanışmış Mokhtar'la ilk kez.

"Oturdum bana doğru geldi ve nazikçe çay ister miyim diye sordu. Sonra gidip bana çay yaptı. Şoke olmuştum. İlk görüşte aşktı. Bakışları yumuşacıktı. Onlar dudaklarını dikmişlerdi ve bana çay isteyip istemediğimi sormuştu." diye anlatıyor o ilk anları.

Ancak iletişim sorunu vardı. Mokhtar Fransızca bilmiyordu Beatrice de İngilizce. Çözümü Google'ın çeviri özelliğini kullanmakta buldular.

Bir ilişki başladı ve Beatrice Mokhtar ile bazı arkadaşlarını evine almayı teklif etti. Bu arada büyük bir hata yaptığını söyleyen ailesi ve arkadaşlarını karşısına almıştı.

Ancak Beatrice, Mokhtar'ın amacını biliyordu. Mokhtar daha önce birçok kez tırların arkasında İngiltere'ye girmeye çalışmıştı. Şimdiyse taktik değiştirmek üzereydi.

O ve iki arkadaşı küçük bir bot alması için Beatrice'e 1000 Euro verdi.

En gençleri korkudan kusuyordu, en sertleri ise sigara içip "Öleceksek ölürüz. Hayat bu" diyordu.

Beatrice gülümseyerek "Onları balıkçı gibi giydirdik ve ellerine oltalar verdik" diye anlatıyor.

İşte o an her şey sona erebilir ve Mokhtar ve arkadaşları boğularak ölebilirdi.

Botları su almaya başladığında Mokhtar İngiliz sahil güvenliğinden yardım istedi ve bir helikopterle kurtarıldılar.

Mokhtar ve arkadaşları sorgulandıktan sonra bir iltica merkezine gönderildi. Daha sonra Manş Denizi'nin öbür tarafında kaygıyla bekleyen Beatrice'le iletişime geçti.

Sonra Mokhtar'ın iltica başvurusu kabul edildi ve Sheffield kentindeki bir merkeze götürüldü. Beatrice her iki haftada bir onu görmeye gidiyor ve neredeyse hergün internetten görüntülü konuşuyorlar.

Peki gelecekte ne olacak? Çiftin herhangi bir planı yok. Beatrice, "Planlar yapıp gerçekleşmediğinde üzülüyorsunuz. İlişkimiz biterse biter. Ancak Mokhtar sayesinde güzel bir aşk hikâyesi yaşadım, hayatımın en güzel aşk hikâyesini" diyor.

Ama Beatrice'e geçen Ağustos'ta insan kaçakçılığı suçlaması yöneltildi. Gözaltına alındı ve kaybettiği eşinin çalıştığı karakolda her hafta imza atması koşuluyla serbest bırakıldı.

Suçlu bulunursa teoride 10 yıl hapis ve 750 bin Euro para cezası alabilir. Ancak cezanın çok daha az olması bekleniyor.

Beatrice ayrıca devletin güvenliğine potansiyel tehdit oluşturanlar listesine girdi. Bu listedeki çoğu kişi radikal İslamcılar. Bu durum onu güldürüyor.

Peki, bütün bunlara değer miydi?

Tereddütsüz "Evet" diyor Beatrice ve ekliyor:

"Onun için yaptım. Aşk için her şeyi yaparsınız."

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir