Politika

Arınç, 50 yılın muhasebesini yaptı İSTANBUL (A.A)

15 Ağustos 2011 11:31

-Arınç, 50 yılın muhasebesini yaptı İSTANBUL (A.A) - 15.08.2011 - Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Bugün başımız dik, alnımız açık, başarılarla dolu bir 10 yılı büyük bir sevinçle kutluyoruz. Başı da, ortası da, sonu da en büyük zaferlerle bizleri memnun etti. 3 dönem tek başımıza iktidardayız'' dedi. Arınç, Bağcılar Merkez Camisinde Teravih namazını kıldıktan sonra AK Partinin kuruluşunun 10. yıl dönümü nedeniyle Bağcılar İftar Çadırında konferans verdi. Burada hem bir Ramazan sevincini yaşadıklarını, hem de AK Partinin 10. kuruluş yıl dönümünü kendi ölçüleri içinde fazlasıyla mütevazı ama anlamlı 10 yıllık süreci birlikte değerlendireceklerini ifade eden Arınç, 10 yıl önce 14 Ağustos 2011'de AK Partinin kurulduğunu hatırlatarak şunları söyledi: ''Bugün başımız dik, alnımız açık, başarılarla dolu bir 10 yılı büyük bir sevinçle kutluyoruz. Başı da, ortası da, sonu da en büyük zaferlerle bizleri memnun etti. 3 dönem tek başımıza iktidardayız. Bu Cumhuriyet döneminde oylarını artırarak 3 dönem iktidarını sürdüren hemen hemen tek partiyiz. Mahalli yönetimlerde de yüzde 70'in üzerinde belediyelere sahibiz. Parlamentoda tek başımıza gücümüz yetiyor. Son seçimde yüzde 50 oy aldık. Bu, hiçbir siyasi partiye bugüne  kadar kısmet olmayan bir başarıdır. Geçmişte oy oranı biraz daha fazla olan, daha fazla milletvekili çıkaran partiler oldu. O zaman çoğunluk sistemi vardı. DP'nin ilk iktidara geldiği 1950'de, 1954'te hemen hemen 1960'a kadar farklı bir seçim sistemi vardı. 1960'ta farklı bir seçim sistemi oldu. 1983'ten sonra da çifte barajlı seçim sistemi geldi. Biz şimdi mevcut sistem içinde iki kişiden birinin oyunu alma başarısını gösteren bir partiyiz. Hatta seçimlerden sonra bu konuda çok güzel bir karikatür çizildi. Başbakanımız Tayyip Erdoğan Bey karşısında Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Bahçeli'ye 'söyleyin bakalım hanginiz bana oy verdiniz?' diye soruyor. İki kişiden birisi olunca böyle bir karikatür çok şey hatırlatıyor.''  Arınç, seçimden önce üst perdeden konuşmaların olduğunu, eleştiri değil hakaret boyutuna varan, herkesi rencide eden konuşmalar, geleneksel korkular, AK Partiyi olduğundan farklı gösterme gayretlerinin hiçbirisinin işe yaramadığını, hepsinin boşta kaldığını ve hiçbir sözün, millet tarafından karşılık bulmadığını söyledi. -''Yüzde 50 çok büyük bir başarı''- AK Parti'nin hizmetinin, AK Partili kadroların dürüstlüğünün ve samimiyetinin, AK Parti'nin hükümet etmedeki başarısının, milleti kucaklayan ve onunla arasına hiçbir mesafe koymayan davranışının takdir gördüğünü dile getiren Arınç, ''Yüzde 50 çok büyük bir başarı. Doğrusu bunu hayal etmek bile heyecan verici. Ama hamdolsun ki bunu başardık'' dedi. Arınç, 2002'de ilk seçimlere katıldıklarında AK Parti'nin 14 aylık bir parti olduğunu ve önlerine çok engeller çıktığını hatırlatarak, o dönemde Türkiye'de siyasetin bittiğini, nefret edilen bir kurum haline geldiğini ve öyle bir durumda Ak Parti'nin güzel bir fotoğraf verdiğini söyledi. ''Dürüst, samimi, gayretli, vatanperver ve becerikli insanlar. Biz, 'bu kara kabustan kurtulacağız, Türkiye güçlenecek, milletimiz bütünleşecek sorunlarımızı aşacağız ve siyaset gerçek anlamını bulacak' dedik. 14 Ağustos 2001'den sonra her kademede belli çevreler bize zorluk çıkardılar. Kurucu olur mu, olmaz mı meselesi. Seçimden 2 ay önce Genel Başkanımız için, birinci sıradan listeye girmiş bir insan için yani iktidara gelirsek Başbakan olacağı herkes tarafından kabul edilen birisi için Eylül ayında bir karar çıkardılar. Hiç beklenmeyen bir karardı bu. Çünkü bir emsali yoktu. Sayın Tayyip Erdoğan ile aynı konumda olan bir siyasetçi için farklı bir karar verilmişti. Ama gördük ki başkaları için geçerli olan kurallar, Sayın Erdoğan için maalesef farklı şekilde ortaya konuldu. Ve Başbakan olarak beklediğimiz kişinin milletvekili adaylığı ve kurucu üyeliği iptal edildi. O dönemki başlıkları hatırlayınız; 'artık muhtar bile olamaz' denildi.  AK Parti adına televizyonlara çıkarken Sayın Erdoğan'ın adaylığı iptal edilince muhalifler çok büyük sevinç yaşadılar ve adeta zil takıp oynadılar ve bizim karşımıza geçip, 'söyleyin bakalım başbakan adayınız kim?' diye sormak istediler. Gülüyorlardı bunu sorarken. Şuna inanıyorlardı, nasıl olsa Tayyip Bey milletvekili olamayacak, Başbakan da olamayacak. Dolayısıyla halk bunu bildiği için AK Partiye oy vermeyecek, AK Partinin iktidarı söz konusu olmayacak.'' Bülent Arınç, bu sözlere bir-iki defa sabrettiklerini ama üçüncüsünde kendisinin televizyonda DYP, ANAP, CHP ve DSP temsilcilerine Genel Başkanlarının seçilememesi, Başbakan olamaması halinde Başbakan adaylarının kim olduğunu sorduğunu ancak yanıt alamadığını ifade ederek, bunun üzerine kendisinin AK Partiden 10 tane Başbakan ismi saydığını anlattı. Arınç, ''Biz bu yola çıkarken elbette liderimizden, başkanımızdan fevkalade memnunduk. Halk onun arkasındaydı, bu parti onunla güçlüydü, seçimi onunla kazandık bunu çok iyi biliyorduk. Ama bir insana bütün ümitleri bağlamanın ve o olmazsa hiçbir şey olmaz diye düşünmenin de alemi yoktu. Kendi aramızda söylediğimiz söz oydu. Eşitler arasında birinci. Sen yoksan o, o yoksa bu, bu yoksa şu. Bu parti bir kadro partisi olacak. Halkın her kesimini temsil edecek ve inşallah biz bu kadromuzla başarılı olacağız'' diye konuştu. Halkın Ak Parti'ye büyük bir sempatisi olduğunu, gittikleri yerlerde çok büyük sevgi gördüklerini ifade eden Arınç, halkın Ak Parti'yi sevdiğini ve benimsediğini kaydetti. -''Halk geçmişte siyasetten nefret ediyordu''- Halkın geçmişte siyasetten nefret ettiğini, 'bunların hepsi yalancı ne parti istiyoruz, ne iktidar, ne de milletvekili' dendiğini, milletvekillerinin rozetlerini takıp sokağa çıkamaz hale geldiğini belirten Arınç, iktidara da muhalefete de halkın prim vermediğini ve ümitlerini kestiklerini hatırlattı. Arınç, şöyle devam etti: ''Çünkü siyasette o zamana kadar karşı karşıya geldikleri insanların fotoğrafları, onları iğrendirmeye başlamıştı. 'Benim aile fotoğrafım' denilen bir fotoğraf vardı, içindekilerden 4 tanesi kaçakçılıktan, yolsuzluktan bilinen insanlardı. Bir gün hiç karşılaşmadığım bir sözle karşılaştım. elimizi tutanlar bizi kucaklamaya çalışanlar, bize sevgi gösterenler çok şeyler söylüyordu ama birisi tam 12'den vurmuştu. 'Biz sizin fotoğrafınızı sevdik' dedi. 'Ne demek bu' dedim. 'Bir geçmişteki fotoğraflara bak, bir de sizin fotoğrafınıza bak. Ne demek istediğimi anlarsınız. Burada milletin evlatları var, temiz, pırıl pırıl, dürüst yolsuzluğa adı karışmamış,  haram lokma yememiş millete hizmetten başka gayesi olmamış...'' Arınç, parti kurulurken siyasetin bir tanımını yapmak gerektiğini, ''Biz nasıl bir siyaset istiyoruz, Türkiye'nin ihtiyacı nedir?'' sorularını çok tartıştıklarını ve 'siyaset nedir?'in kararını verdiklerini belirtti. Siyasetin insanların iyi  yönetilmesi, toplumun sorunlarını çözmek, toplumu rahat, huzurlu bir hayat içine sokmak olduğunu dile getiren Arınç, şunları kaydetti: ''Siyaseti kendimiz için yapmayacaktık. Ailemiz için yapmayacaktık. Çevremiz için yapmayacaktık. Siyaseti toplum için yapacaktık. Toplumun bütün kesimleri için yapacaktık. Toplumun bütün kesimlerinin taleplerini haklı, makul, demokratik ölçüler içinde yerine getirecektir. Toplumun bütün kesimleri içinde de sadece dindarlar yok, ateistler de olacaktır. Sadece şu mezhep yok, hepsi olacaktır. Sadece sağ veya sol yok, hepsi olacaktır. Bir arada yaşamanın birlikte özgürleşmenin yolu demokrasiden ve siyasetten geçer diye düşündük. İkincisi siyaseti hizmet olarak tarif ettik. Türk milletinin en mahrum kaldığı şey yıllardır hizmettir. Hizmet yolunda adımlar atılmıştır ama çok az şey yapılmıştır. Sonunda bu hizmet kendine dönmüştür. Lidere, başbakana, çevresindekilere, onların  ceplerine kasalarına ve keselerine. Siyaset topluma yönelmemiştir. Hizmet toplum için yapılmamıştır. Biz ikinci kural olarak da onu yazdık. Siyaset toplum için yapılacak'' diye konuştu. Arınç, nasıl bir parti, nasıl bir siyasi yarış beklediklerine ilişkin olarak da, rekabetçi ve yarışmacı bir siyaset olacağını söylediklerini ve partide kendini gösteren herkese üyelikten genel başkanlığa yolun açık olacağını ve başarılı oldukça her kademede kendisine imkan verileceğini öngördüklerini anlattı. -''Demokrasinin gerçek kuralı...''- Geçmişte bunun olmadığını ifade eden Arınç, bunu kapalı kutu olmaktan çıkararak, önünü açtıklarını ve hizmeti 7'sinden 70'ine götürmek ve onun yanında demokrasinin gerçek kuralı olan egemenliğin millette olduğu sözünü iyice kafalara kazımak gönüllere işlemek ve reel hale getirmeyi murat ettiklerini kaydetti. Arınç, bu sözün eskiden beri olduğunu ancak egemenliğin ne kadar millette olduğunun, milletin bu hakka ne kadar sahip olduğunun meçhul olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: ''1950 çok partili siyasi hayata girdiğimizin üzerinden 60 yıl geçti. Bu yıl itibariyle 61 yıl. Bu 60 yılın 31 yılı darbeler döneminde geçti. Darbeler kendi anayasalarını getirmiştir. Demokrasi dışı güçler sivil hayata müdahale etmiş, zaman zaman muhtıralar zaman zaman darbe teşebbüsleri, zaman zaman cuntacılık, post modern darbeler ve devamı. Bu 30 yılı çıkarırsanız geri kalanı da koalisyonlardır, siyasi çekişmelerdir. Aslolan bu değil, istediğimiz de bu değil. Egemenliğin millette olması demek, demokrasi demek, çoğulculuk ve katılımcılık demek. Birey ve ona odaklı anayasa yaptığımız takdirde herkesin söz hakkının olduğu bir gerçek demokrasi. Egemenliğin parlamentoda temsilini biliyoruz. Parlamento demokrasinin kalbi, siyasetin merkezi. Parlamentoyu da güçlü hale getirmemiz lazım.'' -"Gazete küpürleriyle dava açtılar" Türkiye'de yapay gündemlerin oluşturulduğunu ifade eden Arınç, şunları söyledi: ''AK Partiyi kapatmak istediler. 367'ye yakın milletvekilimiz var. Bu parti hakkında kapatma davası açtılar. Neydi deliller? 400 tane gazete kupürü. Bunun 370 tanesini çöpe attı anayasa mahkemesi. 30'unu da para cezasıyla işini bitirdi. 400 tane gazete kupürüyle bir iktidar partisi nasıl suçlanabilirdi derseniz, bugünlerde isminden çokça bahsediliyor, İnternet Andıcı diye bir şey duydunuz mu? Orada gazetelere nasıl servis yapıldığı, kişilerin kurumların partilerin nasıl lekelenmek istediğini hayali suçlamalarla masa başı haberlerle insanların nasıl hedef haline getirildiğini bugünlerde umarım okumuşsunuzdur. Gazete kupürü ile dava açıldığı dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. Her gazete çünkü farklı amaçlarla yanlış şeyler yapabilir, yalan da yazabilir, hedef de gösterebilir. Bunların gerçekliğinin araştırılması gerekmez mi? Çok şükür anayasa değişiklikleriyle ülkede sağladığımız iklim değişikliğiyle yasalarda yaptığımız hem AB süreci hem de özgürlüklerin genişletilmesiyle Türkiye'de artık ayrımcılık, işkence, faili meçhul cinayetler kalmadı.'' -''İklimin değiştiğini görüyorlar''- AK Parti hükümetleri döneminde 55 tane çete ve mafya çökertildiğini anlatan Arınç, bunların artık iş yapamadığını, hepsinin sonlarının adliye olduğunu ve cezalarını bulduklarını anlattı. Bugünlerde faili meçhul iddialarıyla yerlerin kazıldığını, kemiklerin bulunduğunu belirten Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Türkiye'nin bir dönem yüz karası olan bu olayların hesabını da yine AK Parti döneminde soruyoruz. Göğsümüzü gere gere dolaşıyoruz, 9 yıllık iktidarımızda  bir tek faili meçhul cinayet biz hemen gelirken olan Necip Hablemitoğlu cinayetidir. Bunun dışında hiç bir olayın faili meçhul kalmamıştır. Kim bir siyasi suikast yaptıysa, kim bir olayın içinde olmuşa en fazla 24 saatte yakalanmış ve adaletin önüne getirilmiştir. Hrant Dink cinayetinden tutun bir başka olaya kadar hepsinin failleri adalet karşısında hesap veriyor. Böyle bir dönemi Türkiye yaşamadı kardeşlerim.  Geçmişte ölen öldüğüyle kalırdı. Şimdi herkes böyle faili meçhul, yüz karası olayların ülkemizde yaşanmayacağını çok iyi biliyor. Artık ülkesine küsüp giden, suçlanan insanlar da iklimin değiştiğini ve Akdeniz'e doğru gittiğimizi görüyor. Türkiye, geçmişten bu yana birbirlerine buzdan duvarlarla karşıdan bakan, küs olan birbirini tehlike olarak gören farklı düşünce sahiplerinin artık birbirine daha kardeşçe, daha samimi, daha müsamahakar elini uzattığı bir döneme girdi. Hamdolsun bütün bunlar AK Parti sayesinde oldu. Herkes demokrasiyi ve özgürlüğü bu ülkede daha da genişletmenin ve güçlendirmenin yolunu çok daha iyi gördü. Bugün insanlar AK Parti'ye güveniyorlar çünkü kendi hukuklarının çiğnenmediğine inanıyorlar. Yolsuzluk olmayacağına, kendilerinin satılmayacağına inanıyorlar, aldatılmayacağına inanıyorlar ve hamdolsun geçmişin gözü yaşlı insanları haklarının iade edildiğini gördükçe AK partiye 'helal olsun' diyorlar.'' -YAŞ kararları- 26 maddelik Anayasa değişikliğine AK Parti dışında büyük partilerin hep ret oyu verdiğini anımsatan Arınç, şunları aktardı: ''Ama biz orada bir adaletsizliği giderdik. Her maddesi çok önemliydi. Hemen hemen Anayasanın kalbi gibidir. Bu maddelerden biri şuydu. Eskiden YAŞ kararlarıyla hiç bir savunma hakkı verilmeden ordu ile ilişiği kesilen insanlar fevkalade üzüntülüydü. Niçin atıldıklarını bilmiyorlardı, bütün haklarından mahrum edilmişlerdi. Sokakta limon satmaya çalışıyorlardı. Belediyelere girenler oradan da atılmışlardı. Çünkü bir sistem onların yaşamamasını, adeta dağa çıkmasını istiyordu. Göğsü madalyalarla dolu insan, 'beni niye attınız? Bana savunma hakkı verin' dedikçe suratına bile bakılmıyordu. Biz onların hepsinin haklarını iade ettik. YAŞ kararlarıyla ordudan sebep belirtmeksizin atılmış olan ne kadar yüzbaşı, binbaşı,  astsubay varsa hepsi şu anda geçmişten bu yana bütün haklarını aldı ve en yüksek rütbeden emekli oldu.'' -Ferhat Sarıkaya- HSYK'nın durumunun da böyle olduğunu ifade eden Arınç, ''Mesela Ferhat Sarıkaya'yı iddianamesi beğenmediği için görevinden atmıştı. O iddianamede bir asker kişi suçlandığı için görevinden atılıyordu. Oysa şimdi o da tekrar mesleğine dönebildi. Çünkü HSYK kararlarının da yargıya açılması kararlaştırıldı. 4 sene ya da 5 sene bu insan bir avukat yazıhanesinde sadece dosya getir-götür parasıyla harçlık olarak hayatını sürdürdü ve isyan etmedi. Milletin bu adaletsizliği düzelteceğini her zaman ümit etti. Şimdi o bir savcıdır, suçladığı insan da adliye önünde hesap vermektedir. Çok şükür değerli kardeşlerim siz çok büyük işler yaptınız'' diye konuştu. Arınç, Türkiye'nin tam demokrasiye geçtiğini, bireyin haklarının önemli olduğunu kaydederek, şöyle devam etti: ''Devletin kutsallığı bir tarafa, insan odaklı anayasa yapmak hepimizin boynunun borcudur. Esasen bu Anayasanın en önemli maddelerini biz değiştirdik. Şimdi biz onu yeni baştan, sıfır kilometre bir Anayasa olarak bütün toplumun, 'benim gerçek Anayasam' diyebileceği bir noktaya getireceğiz. Özgürlük alanları genişleyecek. Herkes kendi kimliğini rahatlıkla ifade edebilecek, ana dilini konuşabilecek. Ana diliyle bütün kültürel haklarını elde edebilecek. Ediyor da nitekim. 80'den sonra Kürtçe konuşmak yasaktı. Geldik hamdolsun 3 yıldan bu yana TRT 6'da 24 saat ana dilde yayın yapabiliyoruz. TRT Arapça'da 24 saat ana dilde yayın yapabiliyoruz. Biz bugün toplumun bütün unsurlarının kendi kimliklerini bir suç gibi değil, bir şeref gibi görebileceğini ama çokluk içinde bir ve bir arada yaşayabileceğimizi öngörüyoruz. Bütün yaptıklarımız toplumun huzuru içindir. Kimse kimseyi küçük görmesin, ayıplamasın, hakkını elinden almasın. Millet egemenliğin tek temsilcisi olsun'' ifadelerini kullandı. -Halk tasfiye etti Son 50 yılın muhasebesini yaptıklarını, siyaset kurumunun zayıfladığı yerde demokrasi olmayacağını, bu nedenle siyaset kurumuna itibar kazandırdıklarını kaydetti. AK Parti'nin 2001'de kurulduğunu, 2002'de seçimlere girdiklerini anlatan Arınç, ''Yüzde 35 ve tek başımıza iktidar. O güne kadar parlamentoda bulunan bütün siyasi partiler tasfiye olmuştur. AK Parti henüz 14 aylık bir partidir ve tek başına iktidar olmuştur. Peki CHP? CHP, Allah'ın lütfu sayesinde parlamentoya 2002'de girebilmiştir. O lütuf 1999'da parlamentoya girememiştir.  Girseydi o da dışarıda kalacaktı. CHP 1999'da yüzde 8,5 ile barajı aşamadı. Halkın tepkisi o kadar güçlü oldu ki ne kadar parti varsa hepsini birden tasfiye etti'' diye konuştu. -''Bildiri mi muhtıra mı siz ne derseniz deyin''- Cumhurbaşkanı seçiminde önlerine bir çok engelin çıkarıldığını ifade eden Arınç, şunları söyledi: ''Anayasa değişikliği yaptık, referanduma gittik. Referandumu veto etti Sayın Sezer. Ve biz erken seçim kararı aldık. Bu bir cesarettir. Bu cesaretimizin karşılığını bulduk ve yüzde 47 oy aldık. Milletimizi AK Partiye bağlayan sebeplerden birisi yine ortaya çıktı. O neydi?  Silahlı kuvvetlerin düz kademesinde olan bir kişi veya birkaç kişi, 'bu öyle olacak' dediği zaman, kaşını çattığı zaman hükümetler istifa etsin diye ima bile yaptığı zaman hükümetler gidiyordu. Biz böyle bir şeyle karşılaştık. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunu yaptığımız günün akşamı saat 23.45'te internet sitesine bildiri mi, muhtıramı siz ne derseniz deyin, onu koydular. Orada yazılı olan şey, 'filan kişiyi cumhurbaşkanı seçemezsiniz, seçtirmeyiz, şöyle olur böyle olur' sözüydü. Şimdi tam bir kırılma noktasıydı. Acaba geçmişte yaşananlar gibi mi olacak, yoksa 'biz buradayız, sen işine bak, bizim işimize karışma' diyen bir hükümet çıkacak mı?'' Hükümetin demokrasi ve anayasa çerçevesinde 28 Nisan sabahı muhteşem bir cevap verdiğini anlatan Arınç, ''(Ben hükümetim, ben işimi yapıyorum. Sen bana bağlı bir kurumsun, böyle bir bildiri yayınlayamazsın, onun hakkında da gereğini yapacağım) dedi. Ve çok şükür çok izzetli bir tavır takındı. Bu ve buna benzer sebepler halkın siyasi tercihinde önemli rol oynadı. 'Bunlar zaten cesur ve kararlı insanlardı' dediler. AK Parti sivil iradenin önündeki engellere de her zaman karşı çıktı. Seçimden sonra yapamadığımız cumhurbaşkanlığı seçimini yaptık. Ağustosun 28'inde "gül" gibi cumhurbaşkanını parlamentomuz seçmiş oldu. Arada 4 aylık bir gecikme var. Demek ki demokrasi ve millet iradesi her şeyi çözüyor'' diye konuştu. -''Cem uzan yüzde 7,5 aldı''-  AK Parti'ye hayat hakkı tanımak istemeyenlerin olduğunu söyleyen Arınç, ''AK Parti'nin uzun ömürlü olmaması, kalıcı olmaması için neler yapıldı, neler yapıldı. Olağan dışı bir takım tedbirlerle ne için bir partinin sonunu getirmeye çalışıyorsunuz'' dedi. AK Parti'nin oynanan bütün oyunlara rağmen başarısını milletten aldığı güçle devam ettirdiğini anlatan Arınç,  şöyle devam etti: ''Bu seçimlerde Kemal Kılıçdaroğlu hep sinir uçlarına dokundu. Ağzına gelen hakareti yaptı. Yok dişi sökecekmiş, yok şifresini bozmuş, kimyasını çözmüş. Bir zaman asabım bozuldu. Bir laf ettim. Hala aklıma geliyor, utanıyorum. İnsan tabi bu, dayanamıyor. Kime karşı söylüyor bunu, AK Parti'ye karşı, Tayyip Bey'e karşı söylüyor. Yav şöyle bir yan yana gel bakalım. Sen bu lafı söylüyorsun, sen hangi cesaretle söylüyorsun. Sana gülerler ya.  Sen kimin dişini sökeceksin ya. Sen kendi düğmeni ilikleyemiyorsun, sen bırak başkasının dişini sökmeyi. Aman yarabbim. 600 lira verecekmiş, intibak olacakmış. Yav Cem Uzan yüzde 7,5 aldı. Sen de alsan alsan anca yüzde 25 alırsın. Bu kadar yalan bu kadar milleti aldatmaya gerek var mı? Hadi vaadlerini sıralıyorsun, peki nedir bu hakaretler.''  -''Hiç bir ankette CHP yüzde 28'i geçmedi''- CHP'nin seçim döneminde kendini kaybettiğini, yüzde 40 oy alacaklarını açıkladığını belirten Arınç, ''Hatta bir İstanbul milletvekilleri var içlerinde. Allah selamet versin. Allah akıl fikir versin. (Biz bir anket yaptırdık, AK Parti'nin 1,5 puan önündeyiz) dedi. Kargalar gülmekten katıla katıla bayılmıştır. Biz ayda 4 tane 5 tane anket takip ediyoruz. Hem de çapraz yaptırıyoruz. Önümüzü görelim diyoruz. Hiç bir ankette CHP yüzde 28'i geçmedi'' dedi. CHP'nin önemli bir parti olduğunu, önemini hiç bir zaman yadsımadıklarını kaydeden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: ''1950'de iktidardan gittiler, şimdi 2011. Yani aradan 61 yıl geçti. 61 yıl bir insan ömrü. Bu parti hiç bir zaman tek başına iktidar olamadı. Biz 14 ayda iktidar olduk, topla tüfekle yıkamıyorlar. Hala devam ediyoruz. Millete tepeden bakan, millete rağmen iktidar olmaya çalışan ve demokrasi dışı güçlerle gücünü paylaşan bir partiye millet oy vermiyor. Yani CHP artı ordu eşittir iktidar. Bu formül iflas etti. CHP artı yüksek yargı eşittir iktidar. Bu da iflas etti. Şimdi dayanacak hiç bir güçleri kalmadı. 'Biz ne yaptık ki, bu hallere düştük, şimdi başımızı taşa mı vursak, yoksa yeni bir CHP ile yeni bir vizyonla mı yola devam etsek' diye düşünüyorlar. Dileriz ki, millet için en hayırlı olanı yapsınlar.''  Demokrasinin, iktidar partisinin tek başına olduğu bir sistem olmadığını vurgulayan Arınç, '' Muhalefet partileri de olacak ki, demokrasi var diyebilelim. Türkiye'nin güçlü bir ana muhalefete ihtiyacı var. Türkiye demokrasisinin mutlaka muhalif düşüncelere ihtiyacı var. Adam gibi ne söylediğini bilen, doğrulara doğru, yanlışlara yanlış diyen, kendi projelerini vizyonunu ortaya koyan, 'biz daha iyisini, daha fazlasını yapacağız' diyen bir siyasete ihtiyaç var.  Bunu yaparlarsa başarılı olurlar. Biz de onlarla yarışırız. Güçlü bir muhalefetle yarışmak bizi daha güçlü yapar'' şeklinde konuştu. AK Parti'nin yaptığı yatırımları, hizmetleri de anlatan Arınç, AK Partinin eğitim, enerji, ulaşım, sağlık olmak üzere her alanda önemli hizmetler, yatırımlar gerçekleştirdiğini kaydetti. KÖYDES projesinin cumhuriyet tarihin en önemli projesi olduğunu vurgulayan Arınç, ''21 milyon oy almış bir partinin mensubu olarak, 74 milyon insanımızın tek tek elinden öpmek lazım. Onlara teşekkür etmek lazım'' dedi.

ETİKETLER

haber