Gündem

Antikapitalist Müslümanlar'ın tercihi muhalefet

İhsan Eliaçık: Açgözlü, müteahhitleşme arzusuyla dolu biri olmayacak. Sade ve mütevazı yaşayacak

12 Mart 2019 09:29

DW Türkçe - Tunca Öğreten

Türkiye, büyük çoğunluğun kendini Müslüman olarak tanımladığı bir ülke. 2002'den bu yana da dini hassasiyetlerini ön planda tutan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından yönetiliyor. Peki, Türkiye'deki Müslüman kesimin tümü AKP'yi destekliyor mu?

Örneğin 2012'de kurulan ve 2013'teki Gezi Parkı eylemlerine katılımlarıyla adlarından söz ettiren, her yıl Ramazan ayında düzenledikleri "Yeryüzü Sofrası" iftarlarıyla farklı kesimleri bir araya getiren Antikapitalist Müslümanlar, 31 Mart'taki yerel seçimlerde tercihini hangi partiden yana kullanacak?

Antikapitalist Müslümanlar'ın öncüsü, İhsan Eliaçık ile İstanbul'un tarihi semti Balat'taki İnşa Vakfı’nda görüştük. "Terör örgütü propagandası" yaptığı gerekçesiyle 6 yıl hapis cezasına çarptırılan Eliaçık üst mahkemenin kararını bekliyor ve adli kontrol nedeniyle İstanbul dışına çıkması yasak. Eliaçık'a göre kendisine ceza verilmesinin nedeniyse, iktidarı ve Erdoğan'ı, "İslam'a uygun olmamakla" eleştirmiş olması.

Eliaçık, 12 Eylül 1980 döneminde de tutuklanmış ve bir süre Ankara'daki Mamak Cezaevi'nde kalmış bir isim.

"AKP'yi sadece bir seçimde destekledim"

DW Türkçe’ye konuşan Antikapitalist Müslümanlar’ın öncüsü konumundaki Eliaçık, 28 Şubat 1997’ye dek hiçbir seçimde oy kullanmadığını söylüyor. O dönem de 30 yıl hapis cezası istemiyle yargılandığını anlatan Eliaçık, ilk oyunu Fazilet Partisi'nin kapatılmak istenmesine tepki olarak verdiğini belirtiyor.

Eliaçık, 28 Şubat’tan sonra 2007’de bir kez daha sandığa gidiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdullah Gül'ü desteklediğini söyleyen Eliaçık şöyle devam ediyor: “O dönem de Gül, cumhurbaşkanlığı için dışlanmıştı. 'Hanımı başörtülü' ve 'Gül cumhurbaşkanı olamaz' diyorlardı. Devletin bu tepkisine üzüldüm ve Gül için sandığa gittim."

AKP’ye ilk ve son kez Gül’ün cumhurbaşkanlığı için oy verdiğini belirten Eliaçık'a göre 2007'den sonra AKP iktidarı ömrünü tamamlamış. AKP'nin, bürokrasinin her noktasını ele geçirdiğini söyleyen Eliaçık, "2007'den sonra artık AKP’nin eleştirilmesi gerektiğini düşündüm" diyor.

"Bir parti en fazla 10 yıl iktidarda kalmalı"

Eliaçık, AKP iktidarının 2002-2007 ve 2007-2010 yılları arası olmak üzere iki dönemi olduğunu savunarak sözlerine şöyle devam ediyor: "Dindarlar bu ülkede iktidar olmalı ve kendilerini göstermeliydi. Ne yapacaklarını halk görmeliydi. Ancak bir parti en fazla 10 yıl iktidarda kalmalı. Bu süre aşılınca siyasi tiranlık genleri baş göstermeye başlıyor, devleti yönetenler ülkeyi kendi çiftliği görüyor. O zaman da diktatörlük devreye giriyor."

AKP ve Erdoğan'ın icraatlarını değerlendiren Eliaçık, "Müslüman'ın ne söylediğine değil, ne yaptığına bakarım ben. Domates, biber, patlıcan ve poşet fiyatlarından rahatsız olan AKP tabanının 31 Mart'taki yerel seçimlerde sürpriz yapma olasılığından söz eden Eliaçık, "İktidar, kendi tabanından tokat yiyebilir" diyor.

Eliaçık, Antikapitalist Müslümanlar olarak 31 Mart'taki tercihleriniyse muhalefetin adaylarından yana kullanacaklarını söylüyor ve şöyle devam ediyor: "Yaşadığımız yerdeki adayların önce kişiliğine bakacağız. Açgözlü, müteahhitleşme arzusuyla dolu biri olmayacak. Sade ve mütevazı yaşayacak. Diğer muhalif gruplara karşı olmayacak yani 'HDP’yi istemem', 'İYİ Parti'li olmasın' ya da 'CHP Kemalist' gibi şeyler söylemeyecek."

"Seçimler boykot edilmemeli"

Antikapitalist Müslümanlar'ın faaliyetlerini sürdürdükleri İnşa Vakfı'nın genel koordinatörü Sinan Dayan ise eski bir sosyalist. 70'li yıllarda Marksist-Leninist örgütlerde siyaset yapan 59 yaşındaki Dayan da 12 Eylül’de üç buçuk yıl cezaevinde kalmış. Kendini hala sosyalist olarak tanımlayan Dayan'ın artık bir kimliği daha var: Müslüman.

Bugüne dek hiçbir seçimde AKP'yi desteklemediğini vurgulayan Dayan'a göre  iktidar partisi zannedilenin aksine İslamcı değil. Seçimleri hala demokratik bir mevzi olarak gördüğünü söyleyen Dayan, "Diktatörlüğe karşı tavır almak için seçimleri boykot etmemek gerekiyor. Dolayısıyla biz tercihimizi muhalif adaylardan yana yapacağız" diyor. Dayan'a göre adayın yalnızca muhalif olması yeterli değil. Şöyle devam ediyor Dayan: "Daha kişilikli, sağlıklı ve her şeyden önce antikapitalist Müslüman olmasını göz önüne almaya çalışacağız."

DW Türkçe’ye konuşan bir başka isim de 24 yaşındaki tıp öğrencisi Emre Ergül. Daha önce farklı İslami hareketler içinde yer aldığını, bir dönem Milli Görüş’ü desteklediğini söyleyen Ergül, bugüne dek AKP’ye hiç oy vermemiş.

Genel Türkiye fotoğrafına baktığında "tek adamlı ve zorbalık" gördüğünü söyleyen tıp öğrencisi, "Dolayısıyla birlik ruhuyla hareket eden yapıların desteklenmesi gerekiyor. Adalet ve liyakat ilkelerini öne çıkaran, farklı muhalif kesimlerce desteklenen ortak adaylara oy vereceğiz" diyor.