Dünya

Almanya'dan notlar...

19 Mart 2009 02:00

Gürsel Köksal bildiriyor...

>> Erdoğan, Kürtleri kazanmaya çalışıyor. Financial Times Deutschland gazetesinde yayınlanan Başbakan Erdoğan'ın başta Diyarbakır olmak üzere Güneydoğu Anadolu'ya yönelik seçim kampanyasıyla ilgili haber-analizde , AKP'nin bölgedeki şansının azaldığına işaret edildi. "Kürtçe Türk cazibesi“ başlıklı yazıda, "Başbakan Erdoğan, Kürt ayrılıkçılarıyla silahlı mücadeleyi kazanamaz. O yüzden Kürtlerin kalbini kazanmaya çalışıyor. Ancak partisinin yerel seçimlerdeki zafer kazanma şansı azalıyor“ denildi. Erdoğan'ın yerel seçimlere çok önem verdiğine ve Güneydoğu'daki bir zaferin onu güçlendireceğine dikkat çekilen yazıda, onun bir „Kürt kimliği“nden söz eden ilk başbakan olduğu vurgulandıktan sonra, Diyarbakır'daki seçim toplantısında Kürtlere barışçı tonla seslendiğine, Kürtçe yayın yapan TV kanalı TRT Şeş'e yönelik Kürtçe kutlamayla kitlelerden alkış aldığına değiniliyor. Ancak Erdoğan'ın tüm atılımlara rağmen DTP'nin bölgedeki ağırlığına dikkat çekildikten sonra, son kamuoyu yoklamalarına bakılırsa seçimlerde AKP'yi bir başarısızlığın beklediği vurgulanıyor.

>> Türkiye'de sarışın olmak. Süddeutsche Zeitung'da yayınlanan ilginç bir haber, İzmir'de saçlarının sarılığı yüzünden gittiği okullarda öğretmenlerinin, öğrenci arkadaşlarınca dışlanan 17 yaşındaki Merve Kulmaç'ın inanılması zor öyküsünü ele alıyor. Haberde, genç kızın saçlarının doğuştan sarı olduğuna inanmayan ve boyatıldığına inanan, velilerinin tüm açıklamalarına rağmen gerçekten doğuştan sarışın olduğuna dair rapor isteyen öğretmenlerin, okul müdürlerinin baskıları yüzünden okul değiştirdiği, sınıfta kaldığı iddialarına yer veriliyor. Türklerin Ortaasya'dan Boğaziçi'ne yönelen yollarında birçok halkla karıştığına, günümüzde siyah saçlıların yanısıra, kızıl ve gerçekten sarışın Türklere rastlandığına değinildikten sonra, „Selanikli bir Balkan ailesinden Cumhuriyet kurucusu Atatürk de öyleydi“ deniyor. Haber, yerel medyaya da yansıyan bu tuhaf öykünün ortasındaki Merve'nin çığlığına da yer veriyor: „Neden öğretmenler benim eğitimimle değil de sadece saçlarımla uğraşıyorlar?“

>> Berlin havuzlarında haşemalı kızlar! Bir tuhaf kadın öyküsü de Berlin'den. Frankfurter Rundschau, bir tam sayfasını Berlin Senatörlüğü'nün entegrasyonu desteklemek amacıyla test ettiği „haşemalı havuz“ girişimine ayırdı. Mayo giymediği için havuzlardan ve spor derslerinden uzak kalan Müslüman kökenli kızlara yüzmeye teşvik amacıyla geliştirilen „burkini“nin (bikini ve burka sözcüklerinden esinlenerek, geliştirilmiş) Senato kararıyla aralık ayından beri Berlin havuzlarında, 10 denek tarafından test edilen haşemaya tepki gösterenlerin başında Sosyolog Necla Kelek geliyor. Burkini'yi „tüm vücudu kaplayan kondom“ olarak tanımlayan Kelek, bunun Müslüman kadın ve erkeklerin arzularını kontrol edemeyen insanlar olarak ön görülmesinden kaynaklandığına işaret ediyor. Berlin Spor Senatörlüğü'nün testi, muhalefetteki Hıristiyan demokratlardan „Burkiniye izin vermek entegrasyon karşıtlığıdır. Böylece kadınların yıllardır uğrunda mücadele ettikleri şeyler, entegrasyon kapağı altında feda ediliyor“ tepkisini alıyor. Belin Havuzlar İşletmesi'ne şimdiye kadar gönderilen 100 mektuptan, 98'inden buna karşı çıkışlar var. Test sonunda burkine izin çıkarsa, bu yaz Berlin havuzları burkinili kızlara açık olacak.

>> Ateistler Almanya'da direnişle karşılaştı. Londra ve Barcelona'dan sonra Almanya'nın başkenti Berlin'de de „otobüs ilanı“ atağına hazırlanan ateistlerin başvuruları kabul edilmedi. Otobüslere „Tanrı'nın olmadığı“ mesajını içeren ilanlar koyabilmek için yaklaşık 900 taraftardan toplam 19.500 euro toplayan ateistlerin başvurusu Berlin Trafik Dairesi tarafından reddedildi. Münih'teki ilgili dairenin benzer teklifi kabul etmediği, Köln'de ise henüz karar verilmediği öğrenildi. Ateistler, „Tanrı'nın olmadığı“ içeriğindeki sloganları en az 3 ay boyunca, 3 belediye otobüsü üzerinde dolaştırmayı hedefliyorlardı. Almanya'da nüfusun % 35'inin dinsiz olduğuna inanan ateistler, Berlin atağıyla bu insanların varlığını duyurmuş olacaklarını savunuyorlar. Berlin'deki ataistlerin sloganları da şöyle olacaktı: „Büyük bir olasılıkla Tanrı yok. Aydınlanma, sorumluluk üstlenmek demektir.“ ya da „Tanrısız gayet mutlu. Anlamlı bir yaşamın inançlara ihtiyacı hiç yok“.

>> „Koch, entegrasyon için halen bir risk“ Yeşiller partisinin tarihi liderlerinden Tom Koenigs, Hessen Başbakanı Koch'un halen göçmenlerinin entegrasyonu açısından tehlike teşkil ettiğini savundu. Yeşillerin entegrasyon konusunda Koch'la anlaşmayacakları ortada olduğu için seçimlerden sonra bir CDU, Yeşiller ve FDP koalisyonunu kurmayı denemediklerini belirten Königs, Koch hükümetinin FDP'yle koalisyona girdikten sonra bir oluşturulan hükümette bir „Entegrasyon Bakanlığı“nın da olmasını kuşkuyla karşılayan Königs, şu ana kadar bu konuda bir yenilik gözlenmediğini vurguladı. Uzun yıllar Frankfurt Belediyesi'ne bağlı Çevre Senatörlüğü başta olmak üzere çeşitli görevler üstlenen Königs, 1999'dan bu yana Kosova, Guatemala ve Afganistan'da Birleşmiş Milletler Temsilciliği yapmıştı. Yeşillerin tarihi liderleri Joschka Fischer, Daniel Cohn Bendit'in yakın arkadaşı olan 65 yaşındaki Königs, eylül ayında gerçekleştirilecek genel seçimlerde aday olup, federal milletvekili olarak siyasete devam etmeyi planlıyor.

>> Türkiye'den daha az sığınmacı. Almanya'ya siyasal sığınma talebinde bulunan Türk vatandaşlarının sayısında gerileme gözlendi. Federal İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Almanya'ya siyasal sığınma telebinde bulunanlar arasında en kalabalık grubu Iraklılar oluşturuyor. Türkler ise Afganlar ve Vietnamlılar'dan sonra 4'ncü kalabalık grubu oluşturuyorlar. 

gürsel.koksal@dogan-media.com
Dogan Media International / Frankfurt 



18 Mart 2009
17 Mart 2009
12 Mart 2009
11 Mart 2009
10 Mart 2009
6 Mart 2009
5 Mart 2009
27 Şubat 2009
25 Şubat 2009
24 Şubat 2009
20 Şubat 2009
19 Şubat 2009
18 Şubat 2009
17 Şubat 2009