Politika

AKP'li Fırat: Bize yönelik bir suçlama yok

Deniz Baykal ve Aydın Doğan'ı eleştiren AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat, Almanya'daki Deniz Feneri Derneği davasında AKP'nin hiç bir şekilde suçlanmadığı

10 Eylül 2008 03:00

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, bir basın toplantısı düzenleyerek, Deniz Feneri'yle ilgili suçlamalar nedeniyle, CHP lideri Deniz Baykal, MHP lideri Devlet Bahçeli ve Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan'ı eleştirdi. Fırat, şunları söyledi:

Baykal eşinin mal beyanını neden açıklamıyor?

'Eğer mesele habercilik olsaydı, eğer mesele gerçekleri bulup ortaya çıkarmak olsaydı, Aydın Doğan'ın gazetelerinde kendisinin ve siyasetteki işbirlikçilerinin ne işler karıştırdıklarını da görüp okuyabilirdik. Ben, Aydın Doğan medyasında yazılıp çizilmeyen bir kaç haberi hatırlatayım. Başbakanımız ve eşinin mal beyanı internette açık ve şeffaf olarak yayınladığı halde Deniz Baykal 2 yıldır hala eşinin mal beyanını tam olarak açıklayamadı. Madem tarafsızsın sorsana, 'neden eksik açıkladın' diye. Sormuyor, soramıyor.

Bunu niye yazmıyorlar?

Baykal'ın Antalya'da imar tadilatı görerek trilyonlarca rant sağlanan tarlasını Doğan medyası  haber yapamadı. Yoksa şıracı-bozacı ilişkisi yüzünden mi yazamıyorsunuz?
Aydın Doğan, son iftiraları önce Baykal'ın NTV'de gündeme getirdiğini, kendilerinin sadece alıntı yaptıklarını söylemişti. Baykal da, Doğan medyasından almadığını söyleyerek, Aydın Doğan'ın yardımına yetişmiş, ona arka çıkmıştı. Oysa gerçek böyle değil.
Baykal NTV'de konuştuğu gün, Milliyet'in manşetinde o iftiralardan biri vardı. Röportajı yapan Murat Akgün de Milliyet'ten alıntı yaparak sormuş, Deniz Baykal da Milliyet'i referans göstererek konuşmuştu. Açın bakın görürsünüz, Deniz Baykal Aydın Doğan'ın yalancısı, Aydın Doğan da Deniz Baykal'ın...
Yoksa 'sen beni koru, ben de seni korurum' anlaşması mı var aralarında? Baykal, dün 'Ergenekoncuların avukatıyım' diyordu, şimdi medya patronların avukatlığına soyunuyor.  


AKP'de temiz kaç kişi kaldı?

İddianamede paranın teslim yeri başbakan

Paralar AKP için kullanıldı

Bu iftira vicdana sığmaz

Malvarlığı ve gazete kağıdı kaçakçılığını da yazsınlar

'Tüm medyaya sesleniyorum: Şimdi çıksınlar, Baykal'ın mal varlığından ve Antalya'daki arsasından başlayarak Aydın Doğan'ın gazete kağıdı kaçakçılığı iddialarına kadar uzanan haberlerin de peşine düşsünler.
Aydın Doğan'ın Hürriyet ve Milliyet gazetelerini 'kaçak kağıtla bastığı, bu yolla milyonlarca dolar haksız kazanç sağladığı ve borsadaki küçük ortaklarını zarara uğrattığı iddiaları doğru mu?
SPK bu konuda inceleme başlattı mı? Bağımsız ve tarafsızlığı kendinden menkul Aydın Doğan
medyasında bu iddialar neden haber yapılmıyor? Bırakın haberi, neden bu sorulara
cevap verilmiyor? Baykal, neden bu iddiaların peşine düşmüyor?
Sayın Baykal unutmamalıdır ki: ''suçu ve suçluyu övmek'' ve ''yardım ve yataklık yapmak'' da TCK tarafından suç olarak nitelendirilmiştir.

Tüm medyaya sesleniyorum: Şimdi çıksınlar, Baykal'ın mal varlığından ve Antalya'daki arsasından başlayarak Aydın Doğan'ın gazete kağıdı kaçakçılığı iddialarına kadar uzanan haberlerin de peşine düşsünler. O zaman biz de aralarında suç ortaklığı olmadığına inanalım, yansız ve tarafsız medya olduklarına inanalım. Deniz Baykal da işe kendi mal varlığını açıklayarak başlasın, Antalya'daki tarlasına imar rantı sağlandı mı, sağlanmadı mı, onu bir
güzel anlatsın. Sonra da Aydın Doğan'ın kağıt kaçakçılığı haberleri niye bazı gazetelerde yazılmıyor, niye bazı köşe yazılarında sorgulanmıyor, bir sorsun. O zaman biz de Baykal'ın basın özgürlüğünü savunduğuna inanalım.  

Patronlarla paslaşarak milliyetçilik yapılmaz

Başbakan Tayyip Erdoğan, iddianamedeki belgelerle iftiralara cevap verdiği halde, MHP lideri Devlet Bahçeli de şıracı ile bozacının dolmuşuna binip bunları yok sayıyor, yalanın sürmesine, tezgahın dönmesine yardımcı oluyor. 
'Aydın Doğan medyası her istediğini yazar, onlara niye tepki gösteriyorsunuz' diyor.  Böyle bir
özgürlük tanımı yok. Yasaların ötesinde, medyayı da sınırlandıran ahlaki kurallar var ve olmak zorunda. Siyasetçiler için de bu sınırlar var. Al gülüm ver gülüm yaparak halkçılık olmaz. Patronlarla paslaşarak milliyetçilik yapılmaz. Halkçılık halkın yanında durmayı, milliyetçilik milletin çıkarlarını korumayı gerektirir.''


SPK Başkanı'na şantaj

Vatan Gazetesi'nin bir yazarı, SPK Başkanı'na şantaj yapıyor. 'Eğer Deniz Baykal ile Aydın Doğan, gerçekten kim kime şantaj yaptı onu arıyorlarsa, alın size şantaj. Vatan gazetesi için Aydın Doğan'ın istediği gibi karar vermezse Kanal 7 ile ilgili ellerindeki dosyayı haber yapacaklarını söylüyor. 
Bir medya patronu düşünün, gazeteleri, mahkemelerde doğruluğu kanıtlanmamış iddialarla patronlarının çıkar ihtilafı yaşadığı Başbakanları, bakanları, belediye başkanlarını ya da bürokratları hedef alacak; Baykal ile Bahçeli de basın özgürlüğü diye buna sahip çıkacak. Ne yazık ki bu tavrı iyi niyetle ve ahlaki sorumlulukla izah etmek mümkün değildir. Milletimiz bunu görüyor, biliyor. Cumhuriyet savcılarının da görmesini bekliyoruz.


Şantaja boyun eğmeyiz

Bana göre, Aydın Doğan'ın Vatan gazetesi adına SPK Başkanı'na şantaj yapılması hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır. Kağıt kaçakçılığı iddiaları da mutlaka mali suçlar kapsamında bütün yetkili birimler tarafından incelemeye alınmalıdır. Türkiye'nin gerçekten özgür bir medyaya ihtiyacı var. Ama özgür medya görünümlü bir şantaj makinesine asla ihtiyacı yok.  
Kim olursa, kimin olursa olsun, biz AK Parti olarak hiç bir medyanın şantaj ve tehditlerine boyun eğmemekte kararlıyız. Biz, medya terörüne ve tetikçiliğine sonuna kadar karşıyız. Biz cevap hakkına saygı gösterilmesini istiyoruz. Bunun için de hukuk içinde sonuna kadar mücadele
edeceğiz. Aydın Doğan medyasının siyasetteki uzantı ve işbirlikçilerinin de bunu böyle bilmesinde fayda var. 
 
Başbakan önümüzdeki hafta açıklar

Devlet ile çıkar ilişkileri ve devlet bankaları ile kredi ilişkileri olan, özelleştirme kapsamı içinde rant kapmaya çalışan belli bir kesim, sahibi olduğu medyayı 'bir silah olarak kullanmaya başladı. Türkiye bu çemberi kırmak durumunda, şu anda yapılan mücadele bu mücadeledir. O bakımından aslında Başbakan o gün, 'neden böyle yaptığınızı açıklayın, açıklamadığınız takdirde ben açıklayacağım' demiştir. Tahmin ediyorum önümüzdeki hafta da mutlaka bu açıklamalarını yapacaktır.

3 ay niye beklettiler?

Bir köşe yazarının, SPK Başkanı'nı arayarak bir konunun bir an önce halledilmesini, aksi halde bu dosyanın yayına konulacağını söylemiştir ki bu dosya bugün yayınlanan dosyadır.
Ne zaman konuşulmuştur? 3 ay önce. Peki, özgür bir basının suç unsuru olduğu ve haber unsuru olduğundan emin olduğu bir konuyu 3 ay bekletmesinin ve sonra kullanmasının adı ne olabilir?  


Deniz Feneri'nde bize hiç suçlama yok

Almanya'daki Deniz Feneri davasının hiçbir yerinde hiçbir şekilde AK Parti ile ilgili bir suçlama, ifade yok. 
AK Parti, özellikle mali konularda çok titiz davranıyor. Yasal hiçbir yükümlülüğü olmadığı halde her vatandaşım, internet sitemize girerek, neredeyse muhasebe kayıtlarına girilebilir bir açıklığı esas aldığımızı görecektir. Bunu diğer siyasi partilerde göremezsiniz. CHP'nin sitesine girdiğinizde, belli bir medya grubuna 3 milyon dolar koltuk çıkıldığını orada görebilmeniz mümkün değil. Ama bizim sitemize girdiğinizde bunun tamamını görme imkanına sahipsiniz.


Gizli gelirimiz olsa bağış kampanyası başlatmazdık

Hatırlarsanız, kısa bir süre önce yine medyaya intikal eden bir konu vardı. Biliyorsunuz Anayasa Mahkemesi, partimize Hazine yardımının yarısını kesmişti. Ancak, bunun ötesinde bir bina yaptırmıştık. Gelirimiz belli ve bu gelirimizin yüzde 30'nu otomatik olarak, yine hiçbir yükümlülüğümüz olmadan il ve ilçe başkanlıklarımıza göndererek onların birilerine muhtaç olmamasını sağlamak durumundayız.
Hatırlarsanız AK Parti bir kampanya başlattı, kendi üyelerinden, teşkilatlardan hibe kampanyası başlattı. Herhalde gizli gelirleri olan bir siyasi parti olsaydık Başbakan başta olmak üzere 20 bin kusur lira böyle bir bağışa girmemize lüzum olmazdı. www.akparti.org.tr'ye girildiğinde bütün hesapları detaylı görebilirler.  

Doğan'ın istekleri ahlaken suç

Aydın Doğan'ın Başbakan'ı ziyaret ederek Hilton ve Ceyhan'la ilgili talepte bulunması yasal olarak suç değil, ancak ahlaken suç. Çünkü özellikle imar değişikliğini Başbakan'dan istemenin ahlaken doğru olduğu kanısında değilim.
İstekleri gerçekleşmeyince basın özgürlüğü adına çamur atılıyor. Bunun da TCK'da karşılığı yok. Ama kamu vicdanında, ahlak kuralları içerisinde doğru değil. Dolayısıyla biz burada şantaj filan yapmadık. Bize yapılan şantajın nedenlerini açıkladık. Şantajı kimin yaptığı ortada.

Hazine arazisini bedava istiyor

Aydın Doğan, rafineri kurmak için  Başbakan'ın Çalık'a söz verdiğini söylüyor. 'Benim Başbakan'la yaptığım görüşmede böyle bir sözün söylenmediğini biliyorum. Bu konuda prosedür sürüyor. 
Doğan'ın talebi şudur; orada kurulacak olan rafineri arazisinin bedelsiz olarak kendilerine tahsis talepleri var. Karşı çıkılan şey budur. Devlet istimlakını yapacak veya hazine arazinin belli bir kesimini karşılıksız olarak birilerine devredecek. Bu, mümkün değil.
Bir tane rafineri değil, o dört müracaatı yapanların kurmasından yanayım. Ama daha evvel ki alışkanlıklarda olduğu gibi devlet hazinesini kullanarak, kişisel servetini artırmak yönünde bizden bir talep var ise maalesef o dönem geçti."

ETİKETLER

haber