Politika

AK Parti'li Kan: Ablam Merve Kavakçı'nın çocuklarını okulda yuhalattılar

Süheyla GÖZDERELİLER/YALOVA, (DHA)- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakçı Kan, 28 Şubat sürecinde hem Türkiye’nin, hem de ablası Merve Kavakçı’nın yaşadıklarını anlattı

25 Şubat 2018 19:18

Süheyla GÖZDERELİLER/YALOVA, (DHA)- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakçı Kan, 28 Şubat sürecinde hem Türkiye’nin, hem de ablası Merve Kavakçı’nın yaşadıklarını anlattı. Kan, o dönem ablası Merve Kavakçı\'nın çocuklarının okulda yuhalatıldığını söyledi.
Ak Parti Yalova Kadın Kolları 5\'inci Olağan Genel Kurulu, Halk Eğitim Merkezi’nde Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakçı Kan\'ın katılımı ile yapıldı. Burada yaptığı konuşmada 28 Şubat sürecini anlatan Kan, “Seçilmiş bir hükümet, seçilmiş bir başbakan istifaya zorlanmış, ama bu ne şekilde olmuş? O zamanın Türkiye\'sinde hâkim olan ceberrut devlet anlayışı ile hareket eden; ki o anlayış nasıl bir anlayış, 28 Şubat ve 80 dönemi Türkiye\'si ve ondan evvelki günlerin Türkiye’sinde devlet, milletin hizmetinde değil, asıl olan devletin varlığı ve milletin kendi tanımladığı kalıba uymayan kısmını, ekseriyetini yok sayan bir devlet anlayışı. O anlayış için vatandaş, millet adeta ezilecek bir böcek. 60 ve 80 darbesinde o devletin başı ne diyor? Sağdan- soldan şartlar olgunlaştı, sağcı- solcu gençler birbirine düştü, şartlar olgunlaşınca, yeterince kan akınca, yeterince kan akıttırılınca mecburen o dönemin devlet anlayışı, o dönemin vahşi zihniyeti, maalesef o dönemin devlete, millete hizmet etmekten çıkmış olan askeri idaresi mecburen olaya el koyuyor. Ve ne oluyor, sağcı solcu deniyor. O birbirine düşürülen gençler hapishanelerde çürüyor. 80 dönemi böyle geçiyor.\" diye konuştu.
Ravza Kavakçı Kan, 2 Mayıs 1999 tarihinde Mecliste ablası Merve Kavakçı’nın yaşadıklarına değindi. Yaşananlar sonrası ablasının çocuklarının okulda yuhalatıldığını anlatan Kavakçı Kan, şunları söyledi:
“O dönemin başbakanı ‘burası devletin en yüce makamıdır’ dedi. Hâlbuki bahsettiği yer Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Ama milletin meclisini de o anlayış işgal etmiştir. ‘Burası devlete meydan okunacak yer değildir’ der ve akabinde de o son cümle gelir. Ezberimizde olan bizi dünya aleme rezil eden o cümle. ‘Lütfen’ ile başlar. Ne de naziktir. ‘O kadına haddini bildirin’ diye biter. Bir kadın kadına haddi nasıl bildirilir Türkiye görür. Vatandaşlıktan çıkartırsınız, evine gece vakti başsavcı gönderirsiniz, sonra birden merhamete gelirsiniz, sanki Türkiye Cumhuriyeti’nde o dönem için hiçbir kadına haksızlık yapılmamış gibi başsavcıyı geri çekersiniz. Hakkında iftiralar atarsınız. Her sayfada ayrı haber yaparsınız. Bir kadına haddi nasıl bildirilir? Şerefine namusuna laf söylersiniz. Basit. Sonuçta kendi başına ayakta durmaya çalışan bir kadın. Öyle bir hale getirirsiniz ki; dostları onu görünce yolunu çevirir hale gelir. Korkarlar, endişelenirler ama yetmez. Bir kadını, bir anneyi nasıl üzebilirsiniz? Çocukları var iki tane. Harika fikir. Çocukları da okulda yuhalatırsınız. Onlar da haddini bilsin.\"

FOTOĞRAFLI

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir