Dünya
Deutsche Welle

ABD ve Kuzey Kore'den 'kalıcı barış' taahhüdü

ABD ve Kuzey Kore liderlerinin Singapur'daki zirvesi sonrası imzalanan anlaşmada Washington güvenlik garantisi verirken Pyongyang nükleer silahsızlanma taahhüdünde bulundu.

12 Haziran 2018 13:45

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong Un Singapur'da bir araya geldi.

İki devletin başkanlarının tarihte ilk kez yüz yüze görüştüğü zirvede taraflar ikili ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik bir anlaşma imzaladı. Anlaşma metninde, "kapsamlı", "derinlikli" ve "samimi" bir fikir alışverişinde bulunulduğu belirtildi.

ABD ve Kuzey Kore arasında "kalıcı" ve "sağlam" bir barışın oluşturulmasını hedefleyen anlaşmada ABD'nin "güvenlik garantileri" karşılığında Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan tamamen arındırılması öngörülüyor.

Anlaşmada dört madde bulunuyor:

ABD ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC), iki ülke halklarının barış ve refah yönündeki arzuları doğrultusunda yeni bir ilişki kuracak.
ABD ve KDHC, Kore Yarımadası'nda kalıcı ve istikrarlı bir barış rejiminin tesis edilmesi için ortak çaba gösterecek.
23 Nisan 2018 tarihli Panmunjom Deklarasyonu uyarınca KDHC, Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan tamamen arındırılması yönünde çalışmayı taahhüt eder.
ABD ve KDHC, halihazırda kimliği tespit edilenlerin ülkelerine derhal geri gönderilmesi de dahil olmak üzere, savaş esirleri ve kayıplardan geriye kalanları kurtarmayı taahhüt eder.

Zirve sonrası bir açıklama yapan Trump, Kim ile "çok özel bir bağ" geliştirdiğini ve Kuzey Kore liderini "kesinlikle" Beyaz Saray'a davet edeceğini söyledi.

Kim de görüşme sonrası "dünyanın büyük bir değişime tanık olacağını" ve "geçmişi geride bıraktıklarını" kaydetti.

Sıcak tokalaşma

Görüşme öncesi tokalaşarak basın mensuplarına poz veren ikili, daha sonra beraberlerindeki heyetlerle gerçekleştirdikleri toplantının ardından öğle yemeğinde bir araya gelmişti.

Öğle yemeğinin ardından kısa bir açıklama yapan Trump, görüşmenin "tahmin edilenden çok daha iyi” geçtiğini, "büyük bir ilerleme" kaydedildiğini söylemişti.

Heyet toplantıları öncesinde ise Trump ile bu görüşmenin gerçekleşmesinin kolay olmadığını söyleyen Kim, "Eski önyargılar ve alışkanlıklar ilerlememize engel oldu ancak hepsini aştık ve bugün buradayız" ifadesini kullanmıştı.

Dünyadan tepkiler

Birçok devlet lideri Trump-Kim görüşmesinin olumlu geçmesini dilediklerine dair mesajlar yayınladı.

Güney Kore Devlet Başkanı Monn Jae In, önceki gece "neredeyse uyuyamadığını" söyledi ve Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan tamamen arındırılması ve barış için umutlu olduğunu söyledi.

Malezya'nın yeni Devlet Başkanı Mahathir Muhammed, Tokyo ziyareti sırasında her iki tarafın da müzakerelerde iyi sonuç almak istiyorlarsa bazı tavizler vermeyi göze alması gerektiğini kaydetti.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de görüşmeyi desteklediğini belirtti ve iki liderin bir araya gelmesini memnuniyetle karşıladı. Pekin'de bir açıklama yapan Wang, Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan tamamen arındırılmasını umduğunu, ancak Pyongyang yönetiminin "makul güvenlik endişelerine” yanıt vermek için bir barış mekanizması oluşturulması gerektiğini söyledi.

Tarihe geçti

Henüz birkaç ay öncesine kadar Kuzey Kore'ye "ateş ve öfke" yağdırmakla tehdit eden Trump ve bunun karşısında ABD'yi nükleer silahlarla vurma tehdidinde bulunan Kim arasındaki bu görüşme tarihe geçti.

1950 ile 1953 yılları arasında yaşanan ve Türkiye'nin de NATO'ya katılmak için asker gönderdiği Kore Savaşı'ndan bu yana teknik olarak hâlâ savaş halinde olan ABD ve Kuzey Kore arasında sadece bir ateşkes anlaşması bulunuyor.

Washington yönetimi, Kuzey Kore'nin nükleer silahlarını imha etmesini ve nükleer silah programını sonlandırmasını talep ediyor ve bunun karşılığında Kim rejiminin devamını sağlayacak bir takım "garantiler" vermeyi teklif ediyor.

Pyongyang yönetimi ise nükleer silah programını kısmi olarak sonlandırmış ve Mayıs ayında ülkenin kuzeydoğusunda Punggye-ri'deki nükleer deneme sahasını kapatmıştı.

AP,rtr,dpa,AFP/ÇÖ,BK

© Deutsche Welle Türkçe

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle