Medya

10 maddede dolar neden yükseliyor?

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, doları seyrinde spekülasyon olmadığı değerlendirmesini yaptı

18 Ekim 2016 14:42

Eski ÖDP Genel Başkanı, Birgün yazarı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, son bir hafta içinde Türkiye tarihinde rekor kıran doların 10 maddede yükselişini değerlendirdi. Kozanoğlu, 
"Doların lira karşısında yeni rekorlara koşması ‘döviz kurları nereye gidiyor’ sorusunu gündeme getirdi" diye yazdı.

Kozanoğlu'nun BirGün gazetesinin bugünkü (18 Ekim 2016) nüshasında yayımlanan 'Dolar neden yükseliyor?' başlıklı yazısı şöyle:

Doların 3.10 TL eşiğini aşmasıyla birlikte, “Döviz kurları nereye gidiyor?” sorusu daha sıklıkla sorulmaya başlandı. İsterseniz doların seyri ile ilgili bir spekülasyonda bulunmayıp, döviz hareketlerini etkileyen etmenleri bir hatırlatalım.

Siyasi Risk: RTE’nin, “Nerede çatışma varsa ben de denkleme dahil olmalı ve görüşme masasına oturmalıyım” yollu fetihçi anlayışının Musul’da da yansımasını bulması; son patlamalar dahil ülkeye ilişkin güvenlik algısının olumsuz durumu; başkanlık tartışmasının tekrar gündeme oturması; hukuk düzeni, kanun önünde eşitlik ilkesi ve mülkiyet güvencesinin iç ve dış sermaye çevrelerinde yarattığı kaygı, haliyle döviz kurlarına belli ölçüde yansıyor.

Uluslararası Konjonktür: Ameriken Merkez Bankası Fed’in Aralık’ta faiz artırma olasılığının artması Türkiye benzeri ülkelerin döviz kurlarını aşağı çekiyor. Ne var ki TL, Güney Afrika randıyla birlikte en kırılgan para birimi olarak göze çarpıyor.

3 Orta Vadeli Programın makro ekonomiye ilişkin varsayımları genelde gerçekçi bulunmuyor. Özelde de, GSMH rakamlarından yola çıkarak, 2017 yılı ortalama dolar kurunun 3.13 civarı beklendiğinin hesaplanabilmesi, hayal aleminde bir ekonomi yönetimi izlenimi veriyor. Daha ekim bitmeden bu düzeyin yakalanması işten bile değil.

Bilindiği gibi Türkiye ekonomisi üzerinde, “sıcak para” olarak da tabir edilen yabancıların portföy hareketlerinin büyük önemi var. Şubat-Nisan aralığındaki 4.3 milyar dolarlık hisse senedi ve DİBS alımları döviz kurlarına görece istikrar kazandırmıştı. 1-7 Ekim haftasında DİBS’lerden 750 milyon dolarlık çıkış, Moody’s sonrası “Türkiye’ye veda” hareketinin başladığı kuşkusu yaratıyor.

Merkez Bankası’nın Perşembe günkü Para Piyasası Kurulu toplantısında faizleri bir 25 baz puan daha düşürme olasılığı bulunuyor. Bu hamle, para otoritesinin süreci doğru okuyamadığı şeklinde yorumlanacak. 2 yıllık gösterge tahvil yüzde 9,10 yıllık ise yüzde 10 sınırındayken, enflasyonun seyri de bilinirken, TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetinin 14 Ekim itibarıyla 7.73’lük düzeyi zaten iktisadi mantığa aykırıydı.

Ağustos ayı cari açığı 1.8 milyar dolarla beklenenin üzerinde gerçekleşti. Halbuki geçtiğimiz yılın aynı ayında 250 milyon dolar fazla verilmişti. Yıllık cari açık da 31 milyar dolara fırladı. En önemli bir gelir kaybı beklendiği gibi Ağustos turizm gelirlerinin bir yıl öncesine göre 1.5 milyar dolar düşüşü kaynaklıydı. Cari açığın finansmanına net hata noksan kaleminden 2.1 milyar katkı gerçekleşti. Bunun şirketlerin yurtdışı mevduatlarını ülkeye getirmesinden kaynaklandığı tahmin ediliyor.

Enerji faturası 2016’nın Ocak-Ağustos döneminde 17.4 milyar dolar olarak gerçekleşmiş. Bu 2015’e göre 9.1 milyar dolarlık bir gerilemeye işaret ediyor ki, ilk bakışta yüz güldüren bir istatistik kabul edilebilir. Ne var ki, tam tersi bir değerlendirme yapmak da mümkün. Şöyle ki, 2015’in ilk 8 ayına göre cari açık ancak 1.2 milyar dolar iyileşme göstermiş. Demek ki enerjiyi bir yana bırakırsak cari denge 7.9 milyar dolar bozulmuş. Petrol fiyatlarının elli doların üzerine çıktığı düşünülürse, enerjiden gelen rahatlamanın da sonu yaklaşmış.

8 Hükümet yetkililerinin en sitayişle bahsettiği gösterge bankaların yabancı para mevduatları. Gerçekten de 2015 sonunda 155.8 milyar dolar olan döviz mevduatları 7 Ekim rakamlarıyla 144.8 milyar dolar, yani 11 milyar dolar daha aşağıda. Bunun sınırlı bir kısmı parite etkisinden, aslan payı da dövizin çekilmesinden. Katkı oranlarını tahmin etmek kolay değil. Kişisel görüşüm, çekilen dövizlerin kayda değer bir kısmının TL’ye güven duyulduğu için bozdurulduğu açıklamasının inandırıcı olmadığı, bazı yurttaşların güvenlik algısı nedeniyle çektikleri dövizleri yastık altında tuttuğu. Aksi takdirde dövizde belirgin bir gevşeme gözlenirdi.

9 Türkiye’nin 2016 2. Çeyrek itibariyle toplam dış borcu 421 milyar dolarla tarihinin en yüksek noktasında. Belki daha da önemlisi; bir ülkenin dış borç yükünün en kritik göstergesi olan, dış borç stokunun, GSMH’ye oranı da AKP’li yılların en yüksek düzeyi yüzde 59.5’ta En kritik gösterge ise, reel sektör firmalarının döviz varlıkları ile döviz yükümlülüklerini gösteren, net döviz pozisyonunun eksi 201.3 milyar dolarla 200 milyar dolar psikolojik bariyerini aşması.

10 Bir ülkenin tüm döviz varlıklarını ve yükümlülüklerini gösteren Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) Temmuz sonu itibarıyla -308.2 milyar dolar düzeyinde. Eğer doğrudan yatırımlarda, kurun artışı ve piyasa değerindeki düşüşün getirdiği 5.3 milyar dolar azalış bir yana bırakılırsa, tablo daha da karanlık hale gelir.