30 Mart 2021

Halktan hızlı kopuş: "Yeni sınıf"

AKP’nin yarattığı yeni sermaye sınıfı!.. Lüks yaşam!.. Pahalı arabalar!... Lüks tatiller!.. Büyük harcamalar!..

Bir bölümü "Kürşat Ayvatoğlu" örneğindeki gibi:

Bir biçimde herhangi bir yerel AKP örgütünde, il ya da ilçe yönetiminde, AKP belediyesinde "işe" başlıyor. "Terfi ediyor", Ankara’da AKP Genel Merkezi’ne ulaşıyor, orada bir "iş" buluyor, bir süre sonra "kaynağı belli olmayan bir zenginleşme", hukuk diliyle "sebepsiz zenginleşme" başlıyor.  Havuzlarda şampanya, uyuşturucu, son model arabalar, lüks bir yaşam...

"Yeni bir sınıf" doğuyor, onun bir parçası.

Bir bölümü, Şanlıurfa’da bir kooperatif başkanı "Kureyşi Çelik" örneğindeki gibi:

"Belediyenin maddi durumu iyi olmayan vatandaşlara dağıttığı gıda yardım paketlerini, lüks arabasıyla evine götüren, hiç ihtiyacı olmadığı halde, o paketlere tenezzül edenler."

O durumda yakalandığında, her zaman olduğu gibi, "bu algı oluşturmaktır, bizim yaptıklarımız her zaman gözler önündedir, bu millet bizi tanır" yavesine gizlenmeye çalışmak!..

Bunlardan biri ne zaman, toplumun hoşuna gitmeyen, adalet duygusunu zedeleyen, ayrıcalık elde ederken enselendiğinde, "mazlum rolüne soyunuyor." Ne gam, benzer pay almaya devam!..

"Yeni bir sınıf" doğuyor, onun bir parçası.

Bir bölümü "aynı anda devlette birkaç yerden aylık alıyor, devletten pay alanlar."

Bunların örnekleri zaman zaman yayınlanıyor. O aylıkları alanlar ne zaman deşifre olsa, yanıt hazır:

"Ya birilerine yardım ediyorlar ya algı operasyonu ya sırf muhalefet olsun diye suçlamalardır bunlar" diyerek, kendilerini sıyırmaya çalışıyorlar. Ama, devletten haksız pay almak devam ediyor!..

"Yeni bir sınıf" doğuyor, onun bir parçası.

Bir bölümü "kamu kurumlarından ve belediyelerden birden fazla ihale alanlar", ihalelerle zenginleşenler.

Bunlar da, zaman zaman deşifre oluyor, çoğunluğunun AKP’li olduğu, AKP’nin şu ya da bu örgütünde çalıştığı ortaya çıkıyor.

"Yeni bir sınıf" doğuyor, onun bir parçası.

Bir bölümü ise, "yol, havaalanı, köprü, şehir hastanelerinde ihaleler yoluyla" çok daha yüksek gelirler elde ediyor.

Bunlar sayısı fazla olmayan, "gelirleri Hazine tarafından Euro ve dolar cinsiyle garanti edilen müteahhitler."

Bunlar her fırsatta, her ihalede deşifre oluyor.

"Yeni bir sınıf" doğuyor, onun bir parçası.

Kürşat Ayvatoğlu

Ortak noktaları

AKP’nin yarattığı yeni sermaye sınıfı!..

Lüks yaşam!.. Pahalı arabalar!... Lüks tatiller!.. Büyük harcamalar!..

Ne var ki, o lüks yaşama hiç denk düşmeyen "geleneksel niteliği ağır basan, çağdaş eğitime uzak tavırlar!.."

Geleneksel aile yapısının devam etmesine rağmen, "modayı takip etmek!.."

Bu sosyolojik gerçeğin arkasında aynı ekonomik kaynak yatıyor:

"Devletten pay almak!.. Merkezi kurumlar ve yerel yönetimler yoluyla!.."

Kutuplaşma

Toplumda kutuplaşmanın önemli halkalarından biri:

"- Yargıyla işi varsa, AKP’li avukata gitmek,

  - Sağlıkla işi varsa, AKP’li doktora gitmek,

- Hatta, mahallede alış veriş yapacaksa, AKP’li bakkala, kasaba, berbere gitmek!.."

Sadece sözle, günlük davranışlarla toplumu ayrıştırmanın ötesinde, bir de bu tür sosyolojik ve ekonomik ayrımlarla, kutuplaşma yaratmak.

AKP iktidarının Türkiye’ye armağanı!..

Bu gruplarda yer alanların ortak bir niteliği daha var:

"Yeterli eğitim ve kültürel birikime sahip olmadan, sadece ve sadece AKP aidiyeti, siyasal aidiyet üzerinden ortaya çıkan bu ‘yeni sınıfın" üyeleri olmak!..

Aynı sınıfın siyasal uzantıları ise, milletvekili ya da bürokratik mekanizma içinde yer alanlar, sanıyorlar ki, "halk bir kaç ayda bir telefon, yılda bir araba değiştiriyor, yoksulların midesine sadece kuru ekmek girdiğinde, "aç değiller ya, işte kuru ekmek yiyorlar’  diyebiliyorlar.

Halktan kopuşun örnekleri...

AKP içinden tepkiler

Bu dengesizlik ve haksız kazanç dizisi, zaman zaman AKP içinde de, rahatsızlık yaratıyor.

Tam yılını hatırlamıyorum ama, yedi, sekiz yıl rahat olmuştur. AKP kurucularından "Ayşe Böhürler" AKP’nin bir Kızılcahamam toplantısında "AKP’de sebepsiz zenginleşmelerden" söz ediyor. Tayyip Erdoğan, o zaman Başbakan, kendisiyle hemen konuşuyor.

Beş yıl kadar önce Böhürler bir TV kanalına, AKP’yi anlatırken:

"Herkes siyaseti kişisel bir ikbal, kişisel beklenti amacıyla yapıyor.

(...) CV’sinde sadece imam hatip mezunu olduğunu gördüğümüz için birini göreve getirdiğimiz zaman kaybetmeye başladık."

Ya da AKP’nin önde gelen ilk üç kurucusu arasında yer alan Bülent Arınç’ın tepkisi:

"AKP kurulurken ‘biz’ idik, şimdi ‘ben’ olduk."

"Ben" olmaya başlamak, Böhürler’in ‘kişisel ikbal’  sözüyle örtüşüyor.

"Hepimiz suçluyuz"

Ya da, bir başka tepki, doğduğundan beri muhafazakar ve ötesi takıntılardan kurtulamayan, AKP’nin kalemşörlerinden Abdurrahman Dilipak’ın dünkü yazısında yer alıyor, şu uyuşturucu Ayvatoğlu nedeniyle yazdığı yazıda:

"Hepimiz suçluyuz. Biliyorum, işin içinde siyaset var, iş adamları var, bürokrasi var, uyuşturucu var, kadın var. Bu alemde mutlaka tehdit, şantaj, rüşvet, torpil vardır.

(...)

Bunlara genç diyoruz ama, abileri, hatta çevrelerinde bunları kullanan kocaman, kelli felli, makam, mevki sahibi adamlar vardır."

Biz demiyoruz, bunlar kendi kendilerini "suçlu" ilan ediyor!..

(Bu arada bir Türkçe yanlışını düzeltmeden geçemiyorum, ‘kelli - felli’ değil, doğrusu ‘kerli - ferli’!.. Ker güç, kuvvet, fer ihtişam, parıltı, iktidar anlamında, neyse!..).

Rektörler ve büyükelçiler

Ve bir de, eski AKP milletvekilleri, AKP örgütünden gelenler ve "ille de siyasal aidiyet üzerinden" devletten pay alanların, kendilerine verilen rütbelerle koltuklara oturanlar var:

"Bazı üniversite rektörleri ya da diplomatlıkla hiç bir ilgisi bulunmayan, olur olmaz yerlere atanan büyükelçiler!.."

Genel olarak, ilgili, ilgisiz koltuklarda, bürokraside görev alanlar, ‘bizden’ olanlar...

Bunların tamamı "yeni sınıfın" üyeleri.

AKP ülkeyi bunlarla yönetiyor, kademe kademe bunlara dayanıyor.

"Artık onlar bu tarafta, geniş halk yığınları öte tarafta!.."

Milovan cilas

"Yeni sınıf" kavramı bana ait değil.

1950, sosyalist Yugoslavya’nın kuruluşunda rol oynamış, ünlü Başkan Tito’nun yakın silah arkadaşı, devlet yönetiminde Tito’nu sağ kolu olarak görev almış, Milovan Cilas’a ait.

Cilas sosyalist yönetimde gördükleri ve edindiği deneyler sonucunda, "Yeni Sınıf" isimli bir kitap yazıyor. Kitabı 1957’de yazıyor, kitap 60’larda dünyayı sarsıyor. Sosyalizmin yükselme yıllarında.

"Sosyalist ülkelerde kapitalist sınıfın yerini, bir süre sonra, ‘PARTİ VE HÜKÜMET BÜROKRASİSİ İLE O SİSTEMİN YARATTIĞI BELLİ BİR SERMAYE SINIFININ" yer aldığını görüyor ve bunu ‘kapitalist sınıfın, geleneksel toplumun dışında oluşturulan yeni bir sınıf’ olarak tanımlıyor.

Sınıfsız toplumu amaçlayan sosyalizm, kendi siyasal aidiyetiyle, kendine bağlı bir sınıf yaratıyor. Cilas’a göre:

"Yeni sınıf ancak, demokrasiden uzak, otoriter bir merkeziyetçilikle ayakta kalabilirdi ve öyle oldu."

O sınıfın belli ayrıcalıklara sahip olduğunu, ortalama bir vatandaşın o sistem içinde elde edemeyeceği  varlıklara ulaştığını, yolsuzluk ve torpil üzerinden zenginleştiğini anlatıyor. Ekliyor:

"Onlar hiç bir zaman işsiz kalmadı."

Böyle bir adama ne yaparlar?..

Milovan Cilas, yönetimin ilk dört kişisinden biri iken, bu kitabı nedeniyle, önce partiden kovuluyor. Mizah yazmaya başlıyor, yazıları yasaklanıyor.

Sonra?..

Hayatının on yıldan fazlasını hapislerde geçiriyor, defalarca tutuklanarak...

Bir Cilas’ ait "yeni sınıf" kavramına bakıyorum, bir AKP’nin 19 yıldır yönettiği Türkiye’ye bakıyorum...

Milovan Cilas’ın toprağı bol olsun!..

Yazarın Diğer Yazıları

"Şahsım" galiba bir başka alemde yaşıyor

İki hafta sonra, kısmi kapanma sona erdiğinde, Erdoğan yine çıkacak ve yüzde bin eminim, "ne kadar başarılı mücadele ettiğimizi" açıklayacak!..

Uyarılara sırt dönmenin bir ağır faturası da turizme!..

Tek bir dolara hasret bu ülkenin turizmden beklediği on milyar dolar bir anda uçuyor. Ve de fiilen bu sektörde çalışan 1,5 milyon insan...

Polis cesur, gazeteci de hakkını veriyor!..

"Başbakan Solberg bu ülkenin başındaki seçilmiştir, hükümetin aldığı Covid önlemlerinde öncü bir rolü vardır, önlemleri ihlal etmiş ve cezaya çarptırılmıştır"