29 Ağustos 2020

Ebru Timtik: Adalet öldü, ya vicdanlar?..

Göz göre göre gelen bu ölüm karşısında ne hissediyorsunuz?.. Daha doğrusu bir şey hissediyor musunuz?..

"Hastanelerde tedavi altında tutulmakta olan başvurucuların sağlık hizmetlerine erişim imkanına sahip oldukları anlaşılmıştır...

Yaşamlarına ya da maddi veya manevi bütünlüklerine yönelik ciddi bir tehlikenin ortaya çıktığına dair bilgi ya da bulgunun olmadığı anlaşılmıştır."

Bu Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 14 Ağustos günü verdiği karar. Kararda "başvurucu" olarak nitelenen iki kişi, ölüm orucundaki avukatlar Ebru Timtik ile Aytaç Ünsal.

Anayasa Mahkemesine göre:

O kadar anlaşılmıştır ki, Anayasa Mahkemesi bu kararıyla ölüm orucundaki iki avukatın cezaevinden tahliye talebini geri çeviriyor.

O kadar anlaşılmıştır ki, Anayasa Mahkemesinin "maddi veya manevi bütünlüklerine yönelik ciddi bir tehlike yok" dediği ve tahliyelerini geri çevirdiği avukatlardan Ebru Timtik, karardan on beş gün sonra hayatını kaybediyor.

Vicdani ve insani soru

Hukuku geçiyorum, zaten artık yok!.. Vicdani ve insani soru şu:

"Bu karara imza atan Anayasa Mahkemesinin Sayın Üyeleri:

Şu anda ne düşünüyorsunuz?..

Ne hissediyorsunuz?..

Maddi veya manevi tehlike olmadığını nasıl belirlediniz de, Ebru Timtik sizin kararınızdan on beş gün sonra hayatını kaybetti?..

Mesela, şimdi Anayasa Mahkemesi üyeliğinden istifa etmeyi düşünüyor musunuz?.."

Tahliyesini geri çevirdikleri Timtik'in ölümünü duyduklarında o üyeler acaba ne hissetmiştir?..

Ailelerine, çocuklarına, yakınlarına, hatta birbirlerine kararlarını nasıl izah etmiştir?..

Adli tıp raporu

Avukatlar, Barolar günlerdir uyarıyor ama, ne yazık ki, "seslerini duyan yok!.."

Çok hayati bir rapor var. İstanbul Adli Tıp Kurumu raporu var iki avukatla ilgili:

"Hapisanede kalamazlar."

Ama, kalıyorlar!..

Bu tıbbi rapora rağmen, kalıyorlar!..

Ve biri, Ebru Timtik ne yazık ki, hayatını kaybediyor.

Aytaç Ünsal'ın durumu da, kritik.

37. Ağır Ceza Mahkemesi

Adli Tıp raporu tahliye talepleriyle birlikte İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine sunuluyor.

"Mahkeme 30 Temmuz'da tutukluluk hallerinin devam etmesine ve tıbbi takip ve tedavilerinin cezaevi yönetimince sağlanmasına" karar veriyor.

Yani, tahliye talebi red!..

Karardan sonra Timtik ve Ünsal hastaneye kaldırılıyor.

Ama, artık çok geç.

Bir vicdani soru da burada?

O rapora rağmen, mahkeme tutukluluk hallerinin devamına nasıl karar veriyor?..

Bakan Gül kayıp

Ya Adalet Bakanı?..

Bakan diye o koltukta oturan Abdülhamit Gül var mı, yok mu, belli değil. Her zamanki gibi, Hazret namevcut!.. Hiçbir olayda ortada yok, kayıp!.. Ara sıra şurada burada boy gösteriyor.

Sayın Bakan Abdülhamit Gül Beyefendi Hazretleri:

"Zat-ı Aliniz bu zincirleme hukuk faciasında acaba ne düşünüyorsunuz?..

Daha doğrusu, bu konuyu düşünüyor musunuz?..

Herhangi bir sorumluluk duyuyor musunuz?..

Göz göre göre gelen bu ölüm karşısında ne hissediyorsunuz?..

Daha doğrusu bir şey hissediyor musunuz?.."

Adil yargılanma hakkı

Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal geçen yıl "örgüt üyeliğinden" yargılanıyor.

Avukatlara 3 yıl ile 18 yıl arasında ceza veriliyor. Dosya Yargıtay'a gidiyor. Hâlâ orada.

Dernek yöneticilerinden Aytaç Ünsal ile Ebru Timtik "adil yargılanma hakkı" için ölüm orucuna başlıyor.

Timtik ancak 238 gün dayanabiliyor ve bu zincirleme hukuk faciası sonucunda hayatını kaybediyor.

HSK ne düşünüyor?

Yargıçların ve savcıların özlük hakları, işlemleri, kararları hakkında "kılıçtan keskin" tavırlarıyla adli sorunlara el koyan Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) bu vak'a ile ilgili ne düşünüyor olabilir?..

Bir yorumu var mı?..

Bir değerlendirmesi var mı?..

İktidarın işine gelmeyen bir yargıç ya da savcının kararında acele devreye giren HSK şimdi ne yapar?..

Öffff, öf!..

* * *

Ceylanların cinayetine ihale

Adına türküler yakılıyor. Hatta, Şanlıurfa'da bir ilçeye adını veriyor, "Ceylanpınar"...

Ne yazık ki, ceylanların nesli tükenmeye yakın... Kaldı ki, ceylanlar Şanlıurfa'nın tarihsel mirası.

Buna rağmen...

Birinci, ikinci ve üçüncü partide ikişer, dördüncü partide üç ceylan avı, toplam dokuz ceylan avı!..

Tarım Bakanlığı Şanlıurfa Kızılkuyu Yaban Hayatı Geliştirme sahasında "dokuz ceylan avı için ihale açıyor".

7 Temmuz'da "kapalı teklif usulü" ile açılan ihalede:

İlk üç partinin ihale bedeli 43'er bin, dördüncü ihalenin bedeli 64 bin 500 lira.

İhale için ilan veriliyor.

Bu ilanın resmi adı, "av turizmi"!.. Gerçekte ise, "ceylan cinayeti!.."

İhaleyi açan Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 3. Bölge Müdürlüğü.

CHP milletvekili Mahmut Tanal ihalede yürütmenin durdurulması ve ihalenin iptali için idare mahkemesine dava açıyor.

Tanal çok yerinde bir başvuruda bulunuyor. İptal dilekçesinde Tanal:

"İnsanların eğlencesi olarak hayvan haklarının hiçe sayılması, devlet eliyle hayvanların, ceylanların avlattırılması Anayasaya, yasalara ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır."

Bakalım idare mahkemesi nasıl karar verecek?..

Ceylanların hayatını mı koruyacak yoksa, bir kaç kişinin "av zevkini" mi tatmin edecek.

İnsan hayatının hiçe sayıldığı bu ülkede ceylanların hayatını düşünen çıkar mı?..

Yazarın Diğer Yazıları

Sağlık Bakanı Koca "hain bir tertip içinde" mi, yoksa "laçka" mı!..

Bahçeli, "Türk Tabipleri Birliği Korona kadar tehlikelidir, tehdit saçmaktadır. 'Yönetemiyorsunuz, tükeniyoruz' eylemi haince bir tertiptir." demişti

Erdoğan'ın 138. madde ile bitmeyen dansı

Sözünü ettiği 138. madde kendisini de bağlıyor, bu madde "yürütme organı" diyerek, yürütmenin başı olarak, en çok da kendisini bağlıyor

Akla ziyan AKP kulisi

Bülent Arınç'ın istifası ile birlikte "Şahsım" iyice yalnızlaşıyor. Ortağı var, ama kimsesi yok