09 Mayıs 2020

"Bu gidiş iyi değil"

Gerek Koca’nın, gerekse Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları gidişten memnun olmadıklarını gösteriyor

Süper güç Amerika... Koronavirüs salgınında dünyada en fazla çuvallayan ülke yine Amerika. "Çuvallayan ülkelerden biri değil", en fazla çuvallayan ülke... Dün geç öğleden sonraki verilere göre:

"Dünyada 3 milyon 946 bin 118 vak’a var, 1 milyon 292 bin 996’sı Amerika’da. Dünyada 271 bin 667 ölüm var, 76 bin 948’si Amerika’da. Vak’a ve ölüm sayıları açısından Amerika diğer ülkeleri katlıyor ve katlıyor."

Aslında çok şaşırtıcı. Süper güç... Teknolojide dev... Uzay çalışmalarında en önde... Milli gelir ve kişi başına düşen gelir açısından fazlasıyla ilerde... Sanayinin çeşitli dalları, tarım, eğitim, sağlık, ulaşım, haberleşme gibi temel sektörlerde ve asıl bilimde öncü... Saymakla bitmiyor, vs., vs.

Ama, Koronavirüs ile mücadelede dünyanın en geriden gelen ülkesi. Aşıyı belki yine önce Amerika bulabilir, o ayrı, ne var ki, şu anda Amerika’da tam bir facia yaşanıyor. Baksanıza, dünyada her üç vak’adan biri Amerika’da. Ölen yaklaşık her dört kişiden biri Amerika’da.

Trump bir felaket

Bu durum elbette herkesin dikkatini çekiyor, en başta da bilim adamlarının. Bir kaç gün önce Amerika’da Harvard Üniversitesi'nde görev yapmakta olan bizim bilim adamlarımızdan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil gözlemini aktarıyor, Amerika’daki bu facianın nedenlerini şöyle dile getiriyor:

"Başkan Trump,

- Virüsü başlangıçta ciddiye almadı, dolayısıyla mücadeleye geç başlandı.

- Bilim Kurulu'nu dinlemedi.

- Yetmedi, Bilim Kurulu'nun yetkilerini tırpanladı.

- Yerel yönetimlerle bağlantılarını kopardı ve onlarla sürtüşmekten vazgeçmedi."

Cümle aleme ders niteliğindeki gözlemler!..

Ne demek Bilim Kurulu'nu dinlememek ve yetkilerini tırpanlamak?.. Çok mu anlıyor bu işten?.. Dinlemiyor, al işte sonuç ortada!.. Dünyadaki en büyük felaket Amerika’da.

Bir karşılaştırma

Bizde virüsün görüldüğü ilk tarih 11 Mart, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarına göre, virüsle mücadeleye ocak ayının ilk yarısında başlanıyor.

Bilim Kurulu oluşturuluyor, o da tamam.

Yetki tırpanlamak söz konusu değil.

Ve şimdi...

Tıpkı Trump gibi, Tayyip Erdoğan da muhalefetin söz sahibi olduğu yerel yönetimlerle  bağını kopartıyor, onların halka hizmetini engellemek amacıyla çeşitli yollara başvuruyor.

Ve şimdi...

Başlangıçta Bilim Kurulu'nu dinleyen Erdoğan acaba son günlerde o kurulu dinlemekten vaz mı geçiyor?

Rahatsız açıklamalar

Bu soruyu sormak, gerek Sağlık Bakanı Koca, gerekse Bilim Kurulu üyelerinin açıklamalarından ileri geliyor. Önce Fahrettin Koca’nın üç gün önceki açıklamaları...

"Maskeye erişim" soruluyor, Koca:

"Maskeye erişebilmek için market, eczane, medikal marketlerden alabilmenin önü açıldı. Ticaret Bakanlığımızın bununla ilgili açıklaması olacak."

Bakan Koca sorumluluğu hiç üstüne almıyor, Bilim Kurulu'nu işin içine hiç katmıyor, topu Ticaret Bakanlığına atıyor.

"Futbol maçlarının başlaması" soruluyor, Koca:

"Sağlık Bakanlığı olarak, ASLA öneri, yaklaşım ve katkıda bulunmak istemediğimizi ifade etmiştim. Federasyonun sağlık kurulu var. Bu süreci o sağlık kurulu yönetecek. Maçların oynanmasına Federasyon özgür, kendi iradesiyle karar verdi. Dolayısıyla, bundan sonraki sorumluluk da, Federasyonundur. Tedbirler açısından Federasyon bu kararı alabiliyorsa, karar ve sorumluluk kendisine aittir."

Virüse karşı mücadeleyi başından beri an be an yürüten, bu anlamda her türlü kararın içinde olan ya da olması gereken Koca, burada da topu Futbol Federasyonu'na atıyor, sorumluluğu üstüne almıyor, Bilim Kurulu'nu işin içine katmıyor.

AVM bilmecesi

"AVM’lerin açılması" soruluyor, Koca:

"Bilim Kurulu veya Bakanlığımızın veya herhangi bir bakanlığın veya hükümetimizin AVM’lerin kapatılmasıyla ilgili bir kararı olmamıştır."

İyi de, kim kapattı AVM’leri? 19 Mart’ta AVM’lerin bağlı olduğu dernek aldığı kararla bütün illerde AVM’leri kapatıyor. Bu dernek kapatma kararını kendi iradesiyle mi alıyor?

Koronavirüs varken, bir meslek örgütü şimdi kendi iradesiyle, kimseye sormadan AVM’leri açabilir mi, bu mümkün mü?

Zaten AVM’lerin 11 Mayıs’ta açılacağını bizzat Tayyip Erdoğan son konuşmasında duyurmuyor mu?

Koca burada da sorumluluğu üstüne almıyor, Bilim Kurulu'nu işin içine katmıyor. Koca öyle derken, bir Bilim Kurulu üyesi, "biz AVM’lerin açılışını 27 Mayıs gibi planlamıştık" diyor!..

Çeşitli bilim insanları karara tepki gösterirken, bir başka Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Füsun Eyüboğlu aynı konuyu vurguluyor, "keşke AVM’ler öncelik olmasaydı, her şey gevşerse, on günde aynı noktaya döneriz, AVM’ler öncelik değil".

Kafa karışıklığı filan yok, çok net AVM’lerin ve berberlerin açılması ekonomik faaliyetin o bazda yeniden işlerlik kazanmasına dönük. Nasıl işlerlik kazanacaksa!..

Baksanıza, ekonominin lokomotif sektörlerinden biri olan otomotivde, "Otomotiv Sanayi Derneği" son yaptığı açıklamada, "Ocak - Mart arasında üç aylık dönemde otomotiv sektöründe toplam üretim yüzde 6, toplam ihracat yüzde 14 düştü". 

Köprüler, yollar, pazarlar

Birkaç gündür ortaya çıkan manzaralar insanların henüz ders almadıklarını, belli bir gevşeme içine girdiklerini gösteriyor.

Pazarlarda... İnsanlar üst üste...

Köprülerde... Arabalar zincirleme trafik yoğunluğunda...

Yollarda... İnsanlar ve arabalar...

Bu tehlikeli gidiş karşısında Bakan Koca "bunlar iyi görüntüler değil, bu iyi gidiş değil" diye tweet üstüne tweet atıyor.

Ve asıl soru

Gerek Koca’nın, gerekse Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları gidişten memnun olmadıklarını gösteriyor. Ve bu durumda akla şu soru geliyor:

"Yoksa Tayyip Erdoğan da, Trump’ın hatasına düşerek, Bilim Kurulunun önerilerini, tavsiyelerini başlangıçtaki gibi, artık dinlemiyor mu?..

Muhtemelen yetkilerini tırpanlamıyor ama, onların tavsiyelerini yerine getirmiyor mu?"

Yine Bilim Kurulu'nun vurguladığı gibi, "mücadelede kritik günlerden" geçiyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları

Tarlalar yanıyor, hepimiz yanarız

Gıda ve Tarım Örgütü'nün "Türkiye de dahil, açlık krizi tehlikesine" dönük çağrısı ortada. Adıyaman'dan Bursa'ya, Muğla'dan Urfa'ya, Mersin'e, Diyarbakır'dan Manisa, Kütahya'ya kadar...

Böyle büyükelçi olursa, macera bitmez

Avusturya medyası, tahmin edersiniz, Ozan Ceyhun’un "geçmişteki zikzaklı, birbirine yüz seksen derece ters siyasi maceralarını" diline dolamış durumda

"Günbatımı kasabaları"... Siyahi Şoförün El Kitabı hâlâ satılıyor

Siyah şoförler nerelere giremez, nerelerde yemek yiyemez, hangi tuvaletleri kullanamaz, nerelerden sigara ya da koka kola alamaz gibi liste içeren bir kitap