18 Eylül 2020

Çağlar, Altaylı, İmam Hatipli, İmamoğlu, Çolakoğlu, Turan, Özdil, Aktaş, Saymaz ve Jethro Tull

'Bana tekzip yediren Gümüşlük muhabirimle yollarımızı ayırdık' falan demeyeceğim, onu 'kulağından tuttuğum gibi attım!..'

Kanasta oynamayı küçümsediğim için Cihangir'e geldiğinde bile beni aramayan Murathan Mungan'ın müthiş "Türkiye'de her şey olursunuz ama rezil olmazsınız"ını değiştirerek başlayayım. "Türkiye'de yandaş da muhalif de olursunuz ama gazeteci olamazsınız." Tahmin ettiğiniz gibi, sözü yayına hazırlanan Olay TV''nin ve azıcık da "muhalif" Sözcü'nün etrafında kopan şamataya getireceğim. Ne var ki sözleşmem gereği magazinin sınırları içinde kalmam istendiği için "highlight"larla yetineceksiniz.

"Cavit Çağlar Olay TV'yi İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yakın bir isme sattı."
75'i geçen yaşına rağmen parlak ve gür saçlarıyla beni hasetimden çatlatan Gümülcine doğumlu iş insanından hemen yanıt geldi: 
"Hayır. Olay TV yüzde 100 benim malım."
Cavit Çağlar, Türkiye'nin en fit "boomer"larından bir iş insanı 
Habertürk'te Nagehan Alçı ve Murat Bardakçı yanına sıkışmak gibi bir şanssızlığı olan Fatih Altaylı hemen söyleşisini patlattı. Çağlar meâlen yorum yapanı, muhaliflik yapanı "Kulağından tutar atarım" demiş. Çağlar yalanladı ama ben Altaylı'ya inanmayı seçtim. Evet, mesleki dayanışma da denebilir, daha yayına girmeyen bir mecranın muhalefeti nereden çıktı mı diyorsunuz?
 
Eski amiral gemisinin imam-hatiplerin çıkardığı en başarılı ikinci ismi kısaca şöyle yazdı:
"Olay TV muhalif olmayacaksa Nevşin Mengü neden işe alındı?"
Ödüm patladı Çağlar hemen "muhalif" Süleyman Sarılar, Nevşin Mengü, Özlem Akarsu Çelik, Duygu Demirdağ gibi isimleri işten çıkaracak diye.
Aynı isim, belli ki Çağlar'la arası çok iyi, yoksa benim ancak çok yakın dostuma kurabileceğim şu cümleyi yazabilir miydi:
"Nereden girdim ben bu işe diye dert yanacak birini ararsan sakın bana gelme."
 
Sözcü'ye geçmeden önce projenin danışmanı olan eski ihtilâlci ve BBC'de çalışmış bir gazeteci olarak Mülkiyeli dostum Nuri Çolakoğlu'ndan neden tık çıkmadığını merak ettiğimi söyleyeyim. Tabii eski İBB'li GYY Süleyman Sarılar'dan da...
Nevşin Mengü sözleşmesini imzaladı, inşallah arkası gelir 
İletişim akademisyeni Nuran Yıldız'ın "Sözcü boşluğu doldurdu" tespiti doğru. Alenen yandaş medyanın Yeni Şafak, Akit, Sabah'ı varsa, laikten başka kuş tanımayanların da Sözcü'sü var.
 
Bizden genç kuşağın gazetecilik damarı en güçlü olanlarından İsmail Saymaz'ı da almışlar. Saymaz'a iyi şanslar. Ne var ki eğer Sözcü'ye kapağı atmak için Türkiye'de masa başı gazeteciliğinin piri Rahmi Turan ve de 'Atatürk gazeteciliği'nin amirali Yılmaz Özdil'den özür dilediyse çok şaşarım. Neyse, bakalım Yılmaz Özdil'le ne tür bir duo oluşturacaklar Sözcü TV'de. Hainliği bırakayım, hiç değilse sabit bir adresi var artık. 
 
Yeri gelmişken KHK'lı ve Mülkiyeli akademisyen Sevilay Çelenk'in perşembe günü Duvar'da çıkan yazısını okuyun. Sözcü TV'nin başına getirilen Erdoğan Aktaş'tan da söz ediyor. Derli toplu, kısa bellek tazeleme.
Bakalım, ulusalcılar İsmail Saymaz'ı ne kadar ıslah edebilecekler 

Tuşalp kolay unutulmaz

İzmir'in Karşıyaka'sında (benim memleketim) geçen hafta toprağa verilen Erbil Tuşalp'in cenaze törenine ilişkin en anlamlı fotoğrafı bir meslektaşım gönderdi bana.
 
'Meslektaşım' dediysem benim gibi sıradan magazinci sanmayın. Hasan Cemal, Mehmet Y. Yılmaz ve hatta Ertuğrul Özkök kadar önemli birisi. Korona dolayısıyla 80 kişinin katılabildiği törendeki en dikkat çekici çelenk "Doğan Öz ve Abdi İpekçi" yazılı olanmış. İki isim de aynı çelenkin üstünde.
 
Meslektaşım bir çelenke daha dikkat çekmiş: "Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri" yani A.D.A.M Derneği çelenki. Biliyorsunuz, Erbil Tuşalp TRT'ye girmeden önce askerdi.
Çiçekler içinde uyu Erbil.
Törende çok değişik gruplardan çiçekler vardı

Gümüşlük muhabirimi işten attım

'Yollarımızı ayırdık' falan demeyeceğim. Cavit Çağlar'ın 'yapmam' dediğini yaptım ve Gümüşlük muhabirim Ferahfeza Aygen'i 'kulağından tuttuğum gibi attım.' Çünkü geçen hafta yolladığı Off Gümüşlük haberi tekzip yedi.   
 
Jüri başkanı yapımcı Mustafa Oğuz değil, Gülsün Sami'ymiş. Celil Nalçakan jüride yokmuş buna karşılık benden hoşlanmayan senarist Ece Yörenç ve hiç tanımadığım ünlü  cerrah-müzisyen Selçuk Basa varlarmış.
Herkesten özür diler, Gümüşlük'te yeni bir stajyer arayışına girdiğimi duyururum.
Müzik deyince akla gelen ilk isimlerden Mustafa Oğuz ve Gülsün Sami'nin nefes kesici dansları 

Tarihimden yapraklar

Fotoğrafı Neyyire Özkan getirdi. Radikal İki'de yayınlanan, şimdi İpek Çalışlar ve Nadire Mater gibi hafif muarızım Ayşenur Arslan'ın Nokta'ya ilişkin yazısından almış.
 
Fotoğraftaki takım iki üç eksiğiyle, Nokta'yı 80'lerin efsanesi yapanlardı. Tabii ki kadınlar çoğunluktaydı. En erken ben tüymüştüm.
 
Nokta 100 binli satışları görmüştü. Sonra benim hâlâ çözemediğim biçimde Ercan Arıklı, Dinç Bilgin ve Zafer Mutlu tarafından ikna edilerek zaten var olan günlük gazete tutkusuna yenik düştü. Söz'ün başlangıcı Nokta'nın sonu oldu. Ya da ben öyle hatırlıyorum.
 
Çiçekler içinde yatsın, hepimiz gazeteci-patron Arıklı'ya çok şey borçluyuz. Gördüğünüz gibi Gonzolar da kadirşinas olabiliyor.

K.G.G.

 

Sıkça sorulan sorular ve cheap shots

- Bu hafta Cihangir'de küçük çapta bir hareketlilik yaşandı. İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Orhan Kemal Müzesi'ne geldi. Bana yakın, maskemi taktım gittim. İyi ki gitmişim, artık yaşları kemâle ermiş iki eski öğrencim, Şükrü Küçükşahin ve Zilan Karakurt'u gördüm. İBB'nin medya kanadı.
 
Ünlü muhtarlarımız ve Ekrem İmamoğlu, Orhan Kemal Müzesi'nde 
Yok canım, ödül töreni haberini onlar vermedi, Yazgülü Aldoğan aradı da öyle haberim oldu. Ayhan Geçgin ödülünü aldıktan sonra Aldoğan'la Firuzağa'daki kahvede çay içip bol, bol Cumhuriyet, T24 ve CHP dedikodusu yaptık.
Yazgülü Aldoğan'la 12 Eylül'den bu yana medyayı didik didik ettik 
- Evet Lale Müldür'ün resim sergisi 22 Eylül'de Galatasaray'daki Yapı Kredi binasında. Müldür yetiştirebilmişse benim de "freak" bir resmim olacak. Freak mreak, reklamın kötüsü olmaz.

Bu linkler ihmal edilmesin

- Haftanın sivil sayfalar bülteni
 
- In Hoodies'ten Remix EP'si: Cut the Crap Revisited
 
- Erdal Eren Kitaplığı, "Darbeler Özel Bölümü" kuruluyor. Kitap ve belge bağışları için tıklayın.

Advertorial 

Ayfer Tunç yine yaptı: Osman

Ayfer Tunç 1989'da Sokak dergisinden içeri girdiğinin haftasında hepimize "Kadın olacak çocuk" dedirtmişti. Gepegençti. Üstelik önce onu "çakma" Siyasallı diye (biz Mülkiyeliyiz ya)  hafife almaya kalkmıştık. Kısa olmakla beraber çalıştığım en iyi "re-writer"lardan biriydi. Eh, kendime pay çıkardıktan sonra söyleyeyim "Osman" sular seller gibi okunuyor. (Ya da okutuluyor)
 
Daha fazla haddimi aşıp Ömer Türkeş'i sinirlendirmeyeyim. Benimki adı üstünde sadece 'advertorial.'

Müzik önerisi

Bu haftanın müzik önerisi İzmir'in dağbaşı bir köyüne yerleşen arkadaşım, akademisyen Melek Göregenli'den. Jethro Tull ve Still Loving You Tonight.
 

Yazarın Diğer Yazıları

Festival, cenaze, eylem, doğum günü, dans

Not düşeyim. Bu hafta ortaokuldayken tanık olduğum ilk askeri darbenin 62'inci yılı. 28 Mayıs ise 1968-69'dan bu yana yaşadığım en büyük protesto olan Gezi'nin 9'uncu yılı

Bu hafta orta ağır abi takıldım

Bütün hercümerçliğe rağmen sergileri gezmeyi ve de Donovan'dan bir şarkı seçmeyi tabii ki ihmal etmedim

Bol fotoğraf az yazı, fanlarımın aklına sağlık

"13th Friday" şerefine, Jason Voorhees'in şarkısının yanı sıra benimle yapılmış podcast'ı da sunuyorum