02 Nisan 2021

Aleme mesafeli akan bir 70 plus'ın bir yıl sonunda Beyoğlu'na yaptığı çıkarma; poponuzu kaşıyın, nazara gelmeyeyim

Arkadaşım Sezen Aksu'nun son profesyonel çalışması, tüm dünya ile aynı anda Düzeyli Magazin'de. Tekrar kaşıyın...

Nihal Yalçın beni doğum gününe çağırmadı ama "Seni Buldum Ya" filminde fena değil - Oğlumun düğününden, Sezen Aksu'nun arkadaşım olduğuna inanmayanlara - Doğan Hızlan'ı Nurcan Akad'la Londra'da ayartamamıştık ama burada Ece ya da Yakup'a götüreceğim - Korhan Atay, mart ayında hem kitap imzalıyor hem de denize giriyor 

***

İkinci aşımın üstünden üç haftadan fazla geçtiği için yavaş yavaş "azmaya" başladım. Azdım dedim diye müstehzi müstehzi gülmeyin. Maskemi kuşanıp Beyoğlu'na çıkmaya cesaret ettim.

Mephisto Kitabevi'nin teras bahçesi, Ece'nin 9'unun önü ve tabii ki Yakup. Fakat tabii gezim önce Cihangir Home Room'da başladı. Mid-Cihangirli tiyatrocular, sinemacılar ve okumuş yazmışlarla doluydu, dolu dediysem on-on beş kişi. Tiyatro-dizi oyuncuları İpek Bilgin ve Tülay Günal, Shakespeare, Brecht ve tiyatro eğitimi konuştukları için sıkıldım ve yanlarında çok az kaldım.

Tülay Günal ve İpek Bilgin. İki tiyatrocu-dizicimiz (Fotoğraf: Prof. Haluk Gürgen)

Beyoğlu'nda ilk durağım Mephisto Kitabevi oldu. Güzel bir çay içtim, sahibesi Canan Parlar'la muhabbet edip, Asmalımescit'e doğru yola çıktım. Ece Aksoy'un mekânında, dışarıda iki üç masa vardı. BluTV'den Melo Parlak ve tiyatrocu komşum Nihal Yalçın oturuyorlardı. Döktüğüm ilk viskimi Ece, ikincisini ise kızlar ısmarladı.

T24 muhbirim Berna Abik, patron Doğan Akın'ın, kendisini davet bile etmeden, şair Bejan Matur'la Yakup'ta içmeye gittiğini haber verdi. Soluğu Yakup'ta aldım. Dışarıda, Okay Gönensin'in masasında Hürriyet Kültür Sanat Şefi İhsan Yılmaz ve Kırmızı Kedi'den eski Hürriyetçi Çağlayan Çevik oturuyorlardı. "Dönüşte uğrarım" deyip Yakup'un teras katına çıktım.

Ece'nin önünde, Tuğrul the Gonzo, Ece Aksoy, Melo Parlak, Nihal Yalçın

Bejan Matur'la barıştık

Hakikaten yukarıda Bejan Matur ve Doğan Akın oturuyorlardı. Viskimi ısmarlayıp Matur'a hafif haince bakmaya başladım. Ama genç kadın bana gülümseyerek baktı ve aramızın neden bozuk olduğunu o hatırlattı, bunak olduğum için ben unutmuştum.
 
Radikal İki'yi çıkartırken Güldal Kızıldemir, Bejan Matur'la bir söyleşi yapmıştı. Matur daha sonra Güldal'ı arayıp röportajın bir bölümünü çıkartmasını istemiş. Güldal, "Olmaz" demiş ama aralarında epey bir telefon trafiği olmuş. Sonunda Güldal bunalıp bana gelmiş ve Bejan Matur'un talebini anlatmış. Ben de, "Kendini Türkan Şoray mı sanıyor, tabii ki çıkartma, hatta yazıyı basma" demişim.
 
Viski bittiğinde aramızdaki bütün buzlar erimişti.
Şair Bejan Matur'la aramız nihayet düzeldi (Fotoğraf: Doğan Akın)

Kültür sanat insanları

Biraz saçları beyazlatmış Hürriyetçi İhsan Yılmaz, ben, Kırmızı Kedi Çağlayan Çevik (Fotoğraf: Yıldıray Arslan- Yakup)

Çıkışta söz verdiğim gibi, İhsan Yılmaz'la Çağlayan Çevik'in masasına son avanta viskim için çöktüm. Uzun uzun Doğan Hızlan'ı nasıl punduna getirip pandemiden sonra Yakup'a götürürüz planları yaptık. İtiraf edeyim ki benden sonraki kuşağın kültür sanat insanları o kadar sıkıcı çıkmadılar.

İkinci viskiye hayır demezdim ama oralı olmadılar.
 
Biliyorum, şimdi hepiniz gecenin nasıl bittiğini merak ediyorsunuz. Asla yazmayacağım, fanlarımı ve okurlarımı bu sıkıntılı günlerinde kıskançlıktan çatlatmak bana yakışmaz. Gonzo bile olsam...

Datça'da kitap imza günü

İstanbul ve Ankara'nın entel tayfası sadece Bodrum ve Urla'ya göç etmiş değil. Datça'da da epey gönüllü sürgün var. Datça muhabirim Figen Kumru'nun gönderdiği bu fotoğraf, Korhan Atay'ın Serteller kitabının Ege kıyısındaki imza gününden.
 
65+ katılımcılar anladığım kadarıyla açık havada yapılan toplantıda epey eğlenmişler maske-mesafe koşulları altında. 
İmza günleri Datça'da deniz kenarında yapılır, sonra da yüzülür 
Konuklara “Yoldaş tavuk çorbası” ve “Sabihanım tatlısı” ikram edilmiş. “Yoldaş tavuk çorbası”nın hikâyesi şöyle:
Sabiha Sertel Budapeşte’de yaşarken, bir gün tavuk almak için pazara gidiyor. Satıcı ısrarla bir horozu ona tavuk diye yutturmaya çalışıyor. Sabiha Sertel’in o sıralarda bildiği tek Macarca kelime olan 'yoldaş', erkekler için 'elvtárs', kadınlar için 'elvtársnő' olarak kullanılıyor. Sabiha Hanım, sonunda pazarcıya derdini 'elvtársnő, elvtársnő' diye telaşla bağırarak anlatabiliyor ve yoldaş tavuk almayı başarıyor. 
 
Sabiha Sertel’in abisinin torunu Nur Deriş Ottoman de imza gününü Sabiha Hanım'ın tarifiyle yaptığı peynir tatlısı ile lezzetlendirmiş.

Tarihimden yapraklar

İzmir'in rakısı
İzmir Alsancak'ta deniz görmeyen orta halli bir meyhane
İzmir Ekonomi Üniversitesi'den kalabalık bir grupla fotoğrafımı geçen hafta yayınlamıştım.
 
Fotoğrafta yer almayan bazı eski öğrencilerim bu fotoğrafı gönderdi. Alsancak'ta bir meyhanede rakı balık yaparken. Öğrenciler, genellikle kola ve ayran içiyorlardı tabii...

Bu linkler ihmal edilmesin

* Bu gazetecilik link'i dil bilen meslektaşlar için ama dileyen bir göz atsın.

* Webinar: Sanatsal İfade Özgürlüğü, Dünya Tiyatrolar Günü, 23-30 Mart sansür gündemi ve daha fazlası için Susma Platformu.

Sıkça sorulan sorular ve cheap shots

* Eski Genel Yayın Yönetmenim ve köşe yazarı İsmet Berkan sonunda eski çalışma arkadaşı Akif Beki'ye kavuştu. Radikal, Hürriyet, Haftalık derken o da Beki gibi 'Karar' gazetesinde 'karar' kıldı. Farkındayım, espri kötü ama dayanamadım...
 
* Bu hafta içi, MHP'nin Devlet Bahçeli'si Cumhuriyet'ten Habertürk'e bir dizi köşe yazarını adlarını vererek zemmetti. Aynı gün RTÜK, Halk TV ve Tele1'e ceza yağdırdı. Eğer bu kişi ve kurumlara, eleştiri sınırları dahilinde olsa bile, bulaştıysam siyasal bilincimin zayıflığına versinler. Pardonlardan bir demet...
 
* Üyesi olduğum Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, üyelerine Levent'te bir kliniğin yüz estetiğinde yüzde 20 indirim yaptığını müjdeledi. Eh, yaş ortalaması 65 plus olunca 'müjde' tabii. Çok da haklarını yemeyeyim. Devlet Bahçeli'nin bazı gazetecileri hedef göstermesini de hemen kınadılar.

Advertorial (!)

Türkiye'de " Ben" olmak
 
Bu haftanın "reklam"ını kendime ayırdım. Fakat Yıldırım Türker, Ayşegül Doğan, Hale Şerif ve gepegenç ekipleri, Tuğrul Eryılmaz'dan hem eğlendirici hem de çaktırmadan öğretici çok iyi bir iş çıkarmışlar.
 
İlk bölümü (yarım saat, Yeniden TV'de geçen cuma yayınlandı) öyle hoşuma gitti ki Yıldırım Türker'in yazdığı metnin, zaman zaman, performansımı gölgelemesini bile bağışladım.
 
Görmediğim ikinci bölüm de bugün yayınlanmış olmalı. Yani iki bölüm tekmili birden Yeniden TV'de: Türkiye'de Tuğrul Eryılmaz Olmak. Ben adını portre-söyleşi koydum. İçinde ne ararsan var. Derde deva bile...
 

Müzik önerisi

Bu hafta şarkımız yirmi yıl öncesine gidiyor ama bütün Türkiye, dünya ve düzeyli magazinde ilk kez dinleyeceksiniz.

Daha önce Levent Yüksel, Zülfü Livaneli ve Mehmet Erdem'in söylediği bu şarkıyı ilk kez esas sahibinden, yani Sezen Aksu'dan dinleyeceksiniz. Bu onun Kardeş Türküler'le yaptığı ilk profesyonel kayıtmış, inşallah pop müzik fakiri beni, işletmemiştir. 

İşletmişse de dert değil, bayıldım, siz de bayılacaksınız. Udu da Ara Dinkjian çalmış.
 

Yazarın Diğer Yazıları

"Zoom" partisi deyip geçmeyin | Kaldırım sohbetleri | Biraz da "yandaş" olmayanlara

İngilizcesi zayıf fanlarıma: Müzik önerisi albümün Türkçe meali "Yapışkan Parmaklar"dır. Hani bayramlarda baklavaya elle dalınca eliniz yapış yapış olur ya. Farklı yorumlara kulak asmayın

Cihangir'ime göz dikenler | İkizdere bizimdir, bizim kalacak | Ah şimdi Radikal olmalıydı | 'Holy' olmayan üçlü

Aklıma her şey gelirdi de Sabah'ta Zafer Mutlu'nun, Hürriyet'te Ertuğrul Özkök'ün ve Milliyet'te de Fikret Bila'nın yayın yönetmenliğini özleyeceğim gelmezdi. Şu anda üçü de basın piyasasında aktif, bakarsınız olur. Bu arada, hayatımda Cemil Barlas kadar "Ben yandaşım" diye çırpınan bir ikinci yandaş gazeteci (!) galiba görmedim

Cihangir'in ünsüz güzel ve yakışıklıları | Sırrı Abi oldu Sırrı Dede | Gonzo ombudsman

Eski öğrencim, esas ombudsman Faruk Bildirici telaşa kapılmasın. Bu sayfada bazen dönüşümlü olarak, bazen cheap shots'la birlikte Düzeyli Magazin Ombudsmanı da arz-ı endam eyleyecek