17 Ağustos 2021

Ya sıradaki bizsek?

Sevgili okur “ya sıradaki bizsek” ki olmamız da en az olmamamız kadar ihtimal dahilinde; bizim Afganistan’ı, Suriye’yi izlediğimiz gibi bizi de izler tüm dünya ülkeleri!  

Yaşamak için…

Ölmemek için…

Öldürülmemek için…

Uçakların tekerleklerine sarılıyor insanlar.

Ezilmek, düşüp paramparça olmak pahasına atlıyorlar, tutunuyorlar uçakların buldukları her girintisine.

Ki sonucunda paramparça da oluyorlar, tüm dünya da üzülerek izliyor bu görüntüleri.

Şu anda hepimizin canlı olarak izlemekte olduğu felaketin özeti, tarihe geçen karesi de Kabil’den kaçmak isteyen, uçaklara koşan insanlar oldu şüphesiz.

Bu, fotoğrafın sadece Afganistan yüzü.

Bir de Suriye yüzü vardı.

Onun yüzümüze çarptığı tokat gibi yansıması da kıyıya vuran bir bebek cesedi olmuştu…

Çok yakın zamanda sınırlara sıkışan insanları da canlı olarak izlemiştik.

Çoluk çocuk, ölmemek için hafif bir tokluğa razı olarak yapıştılar sınır tellerine, bir çatı için dilendiler adeta, ne gerekirse yapmaya hazırdılar bu uğurda.

Zombi filmlerinde, o virüsü kapanlara yapılan muameleyi gördüler çaldıkları her kapıda.

Geberesiye aç-susuz bekletildiler, iğrenç bir muameleye maruz kalarak, itilip kakıldılar.

Üzerlerine gaz sıkılarak kapıların önünden boşaltıldılar.

Onlar da mesela savaştan kaçtılar ama botlarına batırılan hain insan bıçaklarından kaçamadılar.

Onlarcası, yüzlercesi öldü o güzel, o cennet Ege’nin sularına gömüldüler.

Tabii izlerken çok üzüldük.

Bunu izlerken de çok üzülüyoruz, üzülmüyor muyuz?

Bizim için dua edin” diyen, ağlayan, yakaran, yas tutan, kaçmak için debelenen insanlar için içimiz parçalanmıyor mu?

Afgan feminist Seraj Mhbouba’nın “Hepiniz utanmalısınız. Bizi paramparça ettiniz ve yeniden 2 bin sene geriye attınız. Hepiniz utanmalısınız” diye haykırdığı videoyu izlerken kaçınız göz yaşınızı tutabildi?

Mhbouba’nın mağrur ama titreyen sesi kaçınızı utandırmadı insanlık adına?

Evet dünya utanmalı, hepimiz utanmalıyız” dedik değil mi? İnsanız herhâlde ki diyeceğiz, daha neler dediğinizi duyar gibiyim.

Maalesef insanlık için ihtiyacımız olan insanlıktan ve üzülmekten fazlası!

Bakınız siyasetçiler ne der, liderler ne anlatır, Amerika’nın beyanı nedir hepsini boş verin.

Güvenilirliği çoktan çökmüş bir politik düzende insan kıyımlarına tanıklık etmekte olduğumuzu bir itiraf edelim kendimize her şeyden önce.

Üsluplar, tarzlar, topraklar farklı ama tüm aktörler mafyalaşmış devletler!

Taliban dediğimiz de cellat ordusu neticede, kim aksini iddia ediyorsa bilin ki yalan söylüyor.

Kim aksi yönde bir tavır içindeyse bilin ki bu insanlık dışı yeni düzenden çıkar elde edecek.

Sadece bir ay kadar kısa bir süre önce ‘ajan’ olduğu iddiasıyla Afganistan’ın ünlü komedyeni Nazar Mohammad’i işkenceden geçirdi, bir ağaca bağlayarak boğazınını kesti ve öldürdü bu Taliban dedikleri İslami oluşum.   Sonuçta tarihi eserleri bombalamış, kadınlığı sosyal hayattan silmeye and içmiş, İkiz Kuleler'e de uzanan terörü insanlık tarihine geçen örneklerde desteklemiş bir terör doktrininden söz ediyoruz. Artık devlet sahibi de olmuş bir İslami bir cihad örgütünden…

Yani şimdi ‘bakalım Taliban ne yapacak…

Veya ‘Taliban hatalarından ders almış olabilir’ tarzı beyanların hepsi çöp!

Tamamen çöp!

İnsanları katledecekler, haklarını gasp edecekler, kadınlara  eziyet edecekler ve daha bir sürü insanlık suçu işleyecekler.

Ve biz haberimiz olanlar için üzüleceğiz. Çünkü insanız, öyle değil mi?

Oysa insanlık elden gidiyor.

Geriye barbarlık kalıyor.

Barbarlık hâkim oldukça dünyaya, dünyanın da sonu geliyor! Evet bizlerin de dünyayı barbarlardan kurtarmamız gerekiyor. Ve bunun için, ihtiyacımız olan üzülmekten, ‘insanlık’tan fazlası!

Bunu dünyaya, insanlık onuruna, gelecek nesillere borçluyuz her şeyden önce.

Gün Afganistan ve dünyada ezilen, kaderini tayin hakkı elinden alınan tüm halklar için ayağa kalkma günüdür.

Çünkü sevgili okur “ya sıradaki bizsek” ki olmamız da en az olmamamız kadar ihtimal dahilinde.

Bizim Afganistan’ı, Suriye’yi izlediğimiz gibi bizi de izler tüm dünya ülkeleri.

Ve bu doymak bilmeyen düzen bizi de yuttuktan sonra yoluna yeni kurbanları üzerinden yeni çıkar planları yaparak devam eder.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Seçme ve seçilme hakkımız baki midir?

Halk seçim istediğini söyleyemiyor, bir erken seçim kararı aldıramıyorsa, o ülkede hangi ihtiyaçlara, ne gibi parametrelere göre seçim yapılacak?

Kılıçdaroğlu Roboski'ye gitse fena mı olur?

İster 'helalleşmek' densin, ister kapılar çalınıp sadece "Bir selam vermeye, nasılsınız, hâliniz nicedir demeye geldim" densin; devlet tarafından mağdur edilmiş insanların ana muhalefet partisi liderince ziyaret edilecek olmasını önemli buluyorum…

Kendilerini ülkeye bağlamışlar; bir ellerinde benzin bidonu, diğerinde çakmak “Bak valla yakarım” diyorlar!

Manavdan, pazardan ihtiyacı olan biberi, kabağı, patlıcanı taneyle dahi alamayacak pozisyona gelenler; açlıkla, evsizlikle, çoluk çocuk gerçek bir sefaletle burun buruna kalanlar için bu tehditler ne ifade eder?